İstanbul'un ortası
Gözü yaşlı bir trafik ışığı
Boş bıraktıkça zalimleşir
İnsanın vicdansızı
Işığın yanında bir ağaç
Dimdik ama tutsak
Ağacın yanında insanlar
Birlikte ama çorak
Hele o Bakışlar
Nasıl da bıçak bıçak
Ve kavuşulacak ormanlar
Ah onlar
Ne kadar da uzak
Trafiğin kıyısında bir ağaç
O değil insanlar ona muhtaç
O değil insanlar ona muhtaç
Aşağılıklara komşu gövdesi
Enine boyuna aşağı yukarı
Kesiklerle kaplı
Hem bedeni hem güveni
Kanlı ve irili ufaklı
Kırmızı yandıkça yayalara
İşkence başa sarar çıplak ağaca
Ellerinde anahtar
Sarar etrafını insanlar
Yırtar sanki derisini
Sipsivri tırnaklar gibi
O testere dişli minik baltalar
Bitmek bilmez kırmızı ışığa esareti
Burnunda tüterken yeşilliklere hasreti
kanatırlar ağacı doyasıya
Kazırlar kurbanlarının kabuğuna
Kanlı kurumlarını yara yara
Ne kadar da hevesli herkes
Payına düşen çiziği atmak için
Hepimiz kendine mukaddes
Çevresine zalim ve keskin
Yetsin artık!
Bitsin
Sonu gelsin
Bu gözü doymaz
Soysuz şiddetin..!
İstanbul'un ortası
Gözü yaşlı, eli kanlı
Ve zorla suç ortağı
Bir trafik ışığı
Durdurmak istese de aceleci araçları
Susturmak ağacın o köklü çığlıklarını
Yetmez
Ne gücü ne haykırışı
Geçit vermez
Toprağına yabancılığı
Millet caddesindeki bu ağaç
Gövdesiyle bir anıt
Anlattıklarıyla bir çığlık
Ve aziz milletimiz söylemine
Ne kadar korkunç bir yanıt..!
Yazan
L. KIZILTOPRAK
Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.







