4 Şubat 2026 Çarşamba

FİLM | Rebuilding "YENİDEN" (2025)


İletişim hayati bir konu insanlar için. Sadece birbirlerine karşı değil doğaya karşı da en kıymetli yeteneklerimizden biri, yerine göre birincisi. Hem de on binlerce yıldan beri. Ekranda bir minik kütüphane etrafında kablosuz internetten faydalanabilmek için toplanmış insanları seyrederken aklıma gelen birkaç şeyden biri de buydu. İletişim biçimi değişse de bağımlılığımız değişmemişti. Bu çağda bile.
 
"Rebuilding" isimli filmden bahsetmek istiyorum. Türkçeye "Yeniden" diye çevrilmiş. Birebir çevirmemeleri doğru bir karar olmuş.  Colorado'daki orman yangınında evi yanan bir grup insanın geçici karavanlardaki hayatını konu alıyor Rebuilding filmi.  

Dusty bir kovboy, hayvancılıkla uğraşırken yangında herşeyini kaybediyor. Dedelerinden beri o topraklarda yaşayan bir aileden geliyor. Yakın bir yerde, ayrıldığı eşi ve kızı yaşıyor, Film Dusty'nin iş için bölgeden ayrılmadan önce kızıyla yakınlaşması ve verilen küçük karavan kampında komşularıyla ilişkisini anlatıyor.


Şartlar her açıdan zor.
Mesela kızı ödevini yapmak için internete ihtiyaç duyunca kamyonetine atlayıp kütüphaneye götürüyor. Kütüphane yakın çevresine kablosuz internet hizmeti verdiği için orada çalışıyor kız, kamyonetin arkasına oturup, tabletiyle nete girip işlerini hallediyor. Başta anlattığım sahneler.

NE OLACAK HALİMİZ?
Dusty; kızından, ait olduğu topraklardan ve hatta hayattan uzağa sürüklenmemek için bankadan kredi almak istiyor ve sadece saman üreterek bile taksit taksit ödeyebileceğini anlatınca,"high severity burn" arazilerde 8-10 sene hiçbir şey yetiştirilemediğini öğreniyor. Çaresizliğin avucunda emekleyerek çıkar yol aramak.  Sürüklenmemek için çırpınmak. Tutunacak bir minik dal bile bulamayınca birbirine tutunmak.     

Hem eski eşinin ailesi hem de karavan kampındakilerle beraber yazılıp çizilen bir kaderin, bir "toplu yenilenmenin"  yolcusu oluyor sonunda Dusty. 


Yönetmen
Max Walker-Silvermann
Kendi yaşadıklarından esinlenerek yazıp yönetmiş filmi.
 
"Streets of Fire" ile takibe aldığım Amy Madigan'ı bu sefer "Weapons"taki gibi yüzünde ağır bir makyaj olmadan seyretmek keyifliydi. Yaşlandık iyice dedirtti. Diğer oyuncuları ilk kez seyrettim.

Dusty rolünde Josh O'Connor çok iyiydi. Hele kızını oynayan Lily LaTorre harika bir "olgun ama sevimli çocuk" canlandırmayı başarmış. Geçen gün "Rental Family"de seyretiğim aynı yaşlardaki kız gibi harika bir oyuncu seçimi olmuş (O filme de bayıldım, belki üç beş cümle kurarım). Kali Reis'ın oynadığı Mila, grubun anaç karakteri olarak etkileyiciydi, her topluluğa lazım.  

Mesela Nick diye bir karakter var. Çıkıp kimseyle konuşmuyor. Her akşam karavanının önüne yemek bırakıyorlar sadece. Filmde pek gözükmese de grubun unutulmazlarından biriydi. Bir tatlı esinti misali. 


TÜRKİYE NOTU
Peki TR bu kadar felaket yaşıyor, hangisiyle ilgili uluslarası standartlarda belgesel, film hatırlıyorsunuz? Mesela kendi yaşadığımız ve yetersiz kaldığımız onca orman yangınıyla ilgili bir film niye yok? Yapsanıza son depremle ilgili bir dizi? Gözünüz yemiyor mu? Paran yoksa deprem sonrasını anlat. Dizisini çek. Sonuncuyu bırak daha 1999 depremiyle ilgili doğru düzgün bir tane filmi yok bu ükenin. Ne sanatı ne sineması!  

Hatay'da hala elektrik yok, internet yok, yol yok, açız diye bağırıyor insanlar ama TR' gibi hem siyasi hem de tabii felaketleri arka arkaya yaşayan bir ülkede, burada yaşananları da dolaylı olarak yansıtan bu filmi konuşanların sayısı yok denecek kadar az! Felaket sonrası prefabrik/karavanda yaşam filmi işte, bir ilham olur seyrettirsenize, konuşsanıza. Sadece siyaseti değil sinemayı da şiiri de yani sanatı da oyuncak ettiniz kendinize, kalitesiz kitlelerinize. Siz umursamazlığınızdan utanmıyorsanız, ben her fırsatta bu rezilliğinizi hatırlatmaktan hiç utanmam..! 


Umudu dualaştırmayan filmleri severim. Rebuilding filmi de bunlardan biri oldu.

Mucizesiz, aksiyonsuz, kıyıdan köşeden irili ufaklı hayatlar var filmde. Özellikle geçenlerde seyrettiğim ve etkilendiğim "Train Dreams"in stilize sunumu yanında çok sade olmasına karşın tekdüzeleşmiyor. Kameranın kendini abartmadan aynalaşarak bizi bize anlattığı filmlerden. Evrensel deneyimlere değiniyor. 

Ölümün ihmal edilen hayat verici yönünü iki koldan, hem doğa hem insan üzerinden paralel vurgulayan "Rebuilding", canlandırılan karakterler gibi acelesi olmayan kendi halinde bir hikaye. Ne gişe ne de yenilik peşinde. Başıboş siyasetçi ve tüccarların büyük gündemleri arasında gölgede kalmış, sıradanlaşmış, sıkışmışlıklarımızı ekrana taşıyor. Biz küçük insanların küçük hikayelerini yansıtıyor. Zaten ne çekiyorsak büyük bir hikaye yaratıp başrolü kapmak isteyenlerden çekmiyor muyuz şu basit ömürlerimizde.   




Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.

23 Ocak 2026 Cuma

ŞİİR | "GÖÇERTME"


Kaçışıyor yavru kuşlar öbek öbek
Bir daha dönmemeye yeminler ederek
Haksız mı bunca insan,
   yalan mı söyle
Baharına düşman putların gölgesinde
   Karın tokluğuna
      geleceğini satmadı diye

Müridin aklı emre itaat
Zamanın emrinde ilerler oysa hayat
Ne akrep ne yelkovan
   beklemez kimseden talimat
Ve saatlere yasak koymaktır
   Duyabileceğin en büyük hamakat

İsyanlar fısıltıda kalır, kayboldukça haysiyet,
Gençlik suç olmuş, cezası hep mahrumiyet
Uçarken kuşlar gibi yavrucaklar uzaklara
   Göçerken baharını kovalamayan topraklara
Yüzümüz yok
   kalın diye bağırmaya

Yazan: L. Kızıltoprak


Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.

30 Aralık 2025 Salı

ŞİİR | "Usanç Uykusu"


Adam ıssız
Kadın yalnız
Yakınlaşan bir uzaklık
aydınlanan bir karanlık
Bakışlar kararsız

Adam bozgun
Kadın yorgun
Soyutlaşan bir yakınlık
Somutlaşan bir uzaklık
Kalpler vurgun

Adam yangın
Kadın yılgın
Tuzaklaşan bir canlılık
Ruhlar bıkkın
Düşler dargın


   Yazan:     L. Kızıltoprak



Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.

21 Aralık 2025 Pazar

KİTAP | 440 Gün: Atatürk'ün Bulgaristan Dönemi

440 дни. Ататюрк в България

"В един студен ноемврийски ден през есента на 1913 г. бъдещият първи президент на Турция Мустафа Кемал Ататюрк пристига в София. Тогава той е на 32 години, с чин майор, и е назначен за военен аташе в България, където ще прекара следващите 14 месеца." 

İki hafta bekledim, hala göremedim. Yani Türk medyasında minik bir haberine bile rastlamadım. Bir görev sayarak hiç değilse burada tanıtmaya, haber yapmaya, konuşmaya karar verdim.

Bir kitaptan bahsediyorum, başlıktan da anlaşılacağı gibi. Hem de Bulgaristan'da Bulgarca basılan yepyeni bir kitaptan. Öyleyse bize ne diyeceksiniz ama bu kitap Türk cumhuriyetinin kurucusu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ü anlatıyor, Bulgaristan günlerine odaklanıyor.

Kitabın ismi "440 gün: Atatürk, Bulgaristan'da" şeklinde çevrilebilir ama "Atatürk'ün Bulgaristan Günleri" belki daha  uygun düşecektir.


Bulgaristan'a askeri ataşe olarak gittiği dönem anlatılır, yazılır, alıntılar yapılır ama sadece bu döneme odaklanan bir kitap ben hatırlamıyorum. Burada sadece Bulgaristan'da geçirdiği dönem ayrıntılandırılıyor.

Şöyle bir hafızamızı yoklayıp ilgili kitaplara göz gezdirdiğimizde yine bir Bulgar kadın yazar Lilyana Serafimova'nın (Лиляна Серафимова) "Обречената любов на Ататюрк" kitabı hatırlanabilir. "Mustafa Kemal ve Miti Kovaçeva: Umutsuz Bir Aşkın Öyküsü" ismiyle TR'de de yayınlanmış. Fakat Nahide Deniz aşağıda linkini verdiğim Youtube'da yayınlanan Bulgarca bir söyleşisinde Atatürk'ü balodan baloya gezmekten başka bir şeyle ilgilenmeyen bir aşk adamı gibi gösterdiği eleştirisini yapıyor Serafimova'nın kitabı için. Deniz'in kitabı ise belgelere dayanan, Bulgaristan'daki tüm yaşamını ve faaliyetlerini kapsayan bir kaynak kitap niteliği taşıyor.    

Ayrıca Atatürk'ün bu dönemine, BG günlerine ilişkin sempozyum ve kongre bildirileri bulmak mümkün ama bu hacimde bir kitaba Türkçe rastlamadım, Bulgarca'da ise 2023'de Mümin Tahir'in "Atatürk'ün Sofya Günleri" kitabı basılmış, 184 sayfa. "Ататюрк. Софийски дни 1913-1915", "Ataturk. Sofya gunleri 1913-1915". Aynı yıl gösterime giren belgeselle aynı ismi taşıması ilginç. Neticede Nahide Deniz'in kitabı sayfa sayısı açısından en hacimli eser olma niteliğini taşıyor.


"Bu kitap beki de benim hayatımın kitabıdır" diyen Nahide Deniz, Bulgaristan doğumlu bir gazeteci. 1989’dan sonra zorunlu göçle Türkiye’ye geliyor, yerleşiyor. Türkiye’de de gazetecilikle uğraşıyor. İngiliz Haber Ajansı BBC’ye 10 yıl kadar çalıştıktan sonra Bulgar Haber Ajansı’nın TR temsilcisi oluyor. Ayrıca belgeselci.

Kendisine bir Bulgar yayınevi tarafından böyle bir kitap hazırlaması teklif edildiğinde kolları sıvayıp, bir dedektif gibi çalışarak bu kitabı ortaya çıkarıyor. Bir gazetecinin daha önyargısız yaklaşacağını düşünüyorlar ki kesinlikle doğru bir yaklaşım. Nezihe Deniz hem Türkçeyi hem Bulgarcayı anadili gibi konuşuyor. Kaynakları tek tek iki dilde tarayarak, bir araya getirerek bu eseri ortaya çıkarıyor. Özellikle Bulgarca kaynakların arşivde daha fazla olmamasının sebebini soruşturunca birinci dünya savaşı sonrası Almanların, ikinci dünya savaşı sonrası da Rusların arşivleri götürdüklerini öğreniyor.

Aslında Deniz'in ismi 2 yıl önce benzer bir projeyle duyulmuştu. "Mustafa Kemal Atatürk'ün Sofya Yılları 1913-1915" isimli belgeselin yapımcısıydı. Bu belgesel de TR'de sesini duyuramadı. Ana medyada kendine hak ettiği kadar yer verilmedi. Edirne'de gösterimi bir türlü gerçekleştirilemezken, yurtdışında 12 civarı ülkede gösterimi yapılan belgeselden bahsediyorum! Üzerinde 3 sene emek verdiği, bilgi belge topladığı çalışmanın belgeselde yer bulamamış pek çok kısmının da bu kitapta değerlendirildiği anlaşılıyor.  


Kitabı Türk Bulgar dostluğunun yüzüncü yılına (1926 Ankara anlaşması / 
Muhâdenet) ithaf eden Nahide Deniz aralık ayında bu kitap çıktığında Youtube'da bir tarih programına, hatta Bulgaristan'ın devlet televizyonu olan BNT'ye konuk edildi. Öyle birkaç dakikalık haberden bahsetmiyorum, bir saate yakın söyleşi yapıldı. Bulgar devlet televizyonunda ağırlandı diyorum. Belki yanlış anlayanlar olmuştur. Türk devlet televizyonunda değil, yığınla kanalı olan TRT'de değil, Bulgar Devlet Televizyonunda misafir ettiler hemen. Bizdeyse ana medyada daveti falan bırak henüz bir haberi bile yapılmadı. Bunları tarihe not düşelim diye özellikle altını çizerek yazıyorum.   

Българска история yani Bulgar Tarihi isimli yayınevinden çıkan kitap 264 sayfa ve ciltli. 2025 aralık itibarıyla 30 leva ya da 15 euro'dan satışa çıkmış durumda.

İlk basılan 5000 kitap 3 günde tükenmiş. 6 ocak 2026 ikinci basımı yapılacak. Kitabın Türkçesi de yayınlanacak ama halen yayınevleriyle görüşmeler sürüyormuş. Bizim bugüne kadar çoktan yapmamız gereken projeyi yapan Bulgar yayıneviyle Türkçesi için görüşülüyor. Ne acıklı bir durum.

Bulgaristan'ın, benzer bir süre yaşadığım bu güzel ülkenin benim kalbimdeki yeri de ayrıdır. Başta paylaştığım paragrafın kendi çevirdiğim Türkçesiyle bitirelim bu tanıtımı.

"1913 yılının soğuk bir kasım günü, geleceğin Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu ve ilk başkanı olacak Mustafa Kemal Atatürk Sofya'ya ayak bastı. Henüz 32 yaşındaydı, kurmay binbaşı rütbesiyle askeri ataşe olarak atandığı Bulgaristan'da 14 ay geçirecekti.

Aşağıda en altta Youtube linklerini verdiğim 3 programda Nahide Deniz kitabını anlatıyor. 


KAYNAKLAR

https://bulgarianhistory.shop/product/440-dni-atatyurk-v-balgariya/9/563

https://bnrnews.bg/tr/post/403363/ataturkun-bulgaristanda-440-gunu-kitabi-az-anlatilan-bir-doneme-isik-tutuyor

https://www.isvecpostasi.com/mobil/haber/5687/askeri-atase-olarak-mustafa-kemalin-sofya-yillari.html

https://kircaalihaber.com/kircaali/ardinoda-mustafa-kemal-ataturkun-sofya-yillarini-anlatan-belgesel-gosterildi

https://www.batiekspres.com/gundem/ataturk-un-belgesel-filmi-edirne-de-de-gosterilmeli-56031

https://www.bta.bg/en/news/balkans/1022075-new-book-by-long-serving-bta-correspondent-in-turkiye-deniz-delves-in-ataturk-s-

YOUTUBE programları

(1) Нахиде Дениз, БТА Паралели
Bulgarian News Agency

(2) животът на Ататюрк в България 
"Българска история" kanalı
https://www.youtube.com/watch?v=56983A3Ij2o&t=230s

(3) Ататюрк, България и Балканите
Българска Национална Телевизия, БНТ kanalı
Балкани (Balkanlar) programının 18. bölümü
https://www.youtube.com/watch?v=0OUr-qQigeM



Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...