10 Haziran 2018 Pazar

Orhan Pamuk Belgeseli (BBC) (2018)


Orhan Pamuk Belgeseli: Imagine Serisi (BBC) (2018)
Uzun yıllar BBC’de üst düzey yöneticilik de yapmış olan Alan Yentob’un sunumuyla Imagine belgesel serisi 2003’ten beri BBC’de devam ediyor. Takip ettiğim için daha önce birkaç bölümünden burada bahsetmiştik. Mesela Doris Lessing, Margaret Atwood ve Tolstoy (2 kısım) ile ilgili yayınlar geliyor aklıma hemen. En yeni bölümünde ise Alan Yentob’un konuğu Orhan Pamuk, ya da daha doğrusu Orhan Pamuğun konuğu Alan Yentob :) Bir saat 7 dakika sürüyor. İngilizce.

Alan Yentob Orhan Pamuğu İstanbul’da ziyaret ederek boğaza nazır Cihangir Camisinin arkasındaki kendi evini, annesinin evini, Masumiyet Müzesini, Topkapı Sarayını ve İstanbul sokaklarını beraber geziyor. Yentob’un bugüne kadar seyrettiklerim arasında en konuşkan konuğuydu diyebilirim. Pamuğun konuşma tarzı bana Amiga bilgisayarındaki speech modu gibi geldi. Planlı ve mekanik bir konuşması var. Belgeselde özellikle “İstanbul: Hatıralar ve Şehir” kitabından çok alıntı yapılmış. Ayrıca Orhan Pamuğun evinin içi, arşivi, kütüphanesi, not defterleri ve resimleri de bol bol mevcut. Üstelik araya Ara Güler'in siyah beyaz İstanbul portreleri de yerleştirilmiş. 

Söyleşinin aralarına kitaplarından pasajların görüntüler eşliğinde okunduğu sekanslar serpiştirilmiş, iyi de olmuş.  Şu anda veba etrafında dönen tarihi bir roman yazıyormuş ve hayatını kurtarmaya çalıştığı insanların nefretine maruz kalan bir doktorun yaşadığı ironiye değineceğini anlattı.    

“This place always motivates my  imagination. I like old things. And not because old things represent for me national identity, national past, but they evoke other places, other worlds and also places that I fell I have strong affinity too but I dont know why. And my novels are also about that.”

Bu cümleler ise Mort Cinder ve Sonsuzluk Yolcusu grafik romanlarının senaristi müteveffa Hector Oesterheld’in de bir röportajında söylediği benzer sözleri hatırlattı (bkz. link).

Yine kendini ve tarzını tarif eden şu cümlesi de dikkate değerdi.

“Freud says what is repressed comes back in disguise. I am the past of Turkey coming back in postmodern clothes”  

Artık tuttuğum notların çoğunu buraya aktarmadığım için (vakit alıyor), şu anlamlı lafla bitirelim:

“My fear which I shared with everyone in the secular Turkish bourgeoisie was not of God, but of the fury of those who believed in her too much.”











































































































































Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...