2 Temmuz 2026 Perşembe

Devrimci Şiirler | Kan Pazarı


Ey memleket
Yetti artık bu toplu esaret
Hukuka karşı hakkı savunmak
İnan en korkunç eziyet
Nerde bir masum, kelepçeli
Nerde bir zalim, devletli
İnsanlık işgal altında
Ayıpsız bir kudurmuşluk hali

Değil mi ki yargı böyle perperişan
Din mi ki olmuş en yancı bezirgan
Kalpten de umudu kestiysek
Adalet açısından
Herkes kendi hakkını alacak
Artık bu kan pazarından

Yazan
L. KIZILTOPRAK

Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.

26 Haziran 2026 Cuma

ANARŞİST Şiirler | Devletin Kurtlusu


Geçmişin geleceği soyduğu
Geleceğe yeni geçmişler doğurttuğu
Genetiğin geleneğe boğdurulduğu
Gelinlerin ihtiyar bebekler doğurduğu

Yemeğin unlusuuu
Devletin kurtlusuuu
Milletin Ortadoğulusuuu
Kulların kuluuu
Ulular ulusuuu
Yaşatmazlar Yurduuu

Bir uzun ve umursamaz uykudur bu
Uğursuz ulumalarla dolu
Uyananlara kin kusan
Uyandıranlara katil olan
Kuzular suçlu kuğular suçlu
Kurtlanmış tüm kurumlar
Gündüzler kabuslu hava hep puslu
Tuzu bile kokutandır bunlar
Tuzuuu

Yazan
L. KIZILTOPRAK
(2026)

Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.

24 Haziran 2026 Çarşamba

Köpek Şiirleri | Yaşatmamak Yasa


Yaşamak yasak
Yaşatmamak yasa
Bir hırsızlıktır ancak
Onlara en basit hayat
Kendi yaşamını bile
Çalmak zorunda kalmak

Yazan
L. KIZILTOPRAK
(2026)

Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.

17 Haziran 2026 Çarşamba

Anarşist Şiirler | Kaldırımlardır Karamsarlığım


Yağmala ama yakalanma
Tecavüz huydur
Taciz bedava
Kaldırımların hali işte budur
Çukur çukur sokaklarımızda

Dışarıdan araçlar içeriden dükkanlar
Sıra sıra tezgahlar ve seyyarlar
Kaldırımların hali deyip geçme tanı
Düşün üzerinde katledilen hukuku hakkı

Gündelik bir yolsuzluktur olan biten
Özgürlük değil cezasızlıktır cüretlendiren
İşte sana adım başı işgal ve hak gaspı
Ara ki bulasın
Alışkanlıkları yargılayabilen uygar yurttaşı
Kaldırımlardır benim karamsarlığım
Aldırmazlıklardır zalim karanlıklarım

Bayrak dediğin süstür
Ayıplarımızın örtüsü
Kaldırımlarında saklıdır
Her milletin gerçek yüzü
Özü sözü kültürü
(2026)

Yazan
L. KIZILTOPRAK


Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.

9 Haziran 2026 Salı

DEVRİM Şiirleri | Olabilecek En Kötü Ölüm


Unutulmak ödüldür size ödül
Unutturmak ise bize en büyük küfür
Bayrağımız oldu kayıplarımız, nerde adalet
Bayramımız olur mu sürdükçe bunca eziyet
Karalandıkça kanar kavgamız
Nesilden nesile dilden dile
Yatışmaz anılarımız
Yaşamakla sadece

Kimsenin tanık bile olamadığı bu kabusta
Öcüler teslim alırken mahpusa mezara
Unutturmaktır size verilmiş en büyük ödün
Gururumuzdur yerimizden eden her türlü sürgün
Ve en kahpe dosttur bizi susturan korkuya
Çünkü sessizliktir haksızlığa
Olabilecek en kötü ölüm
Hem bugün hem de dün
(2026)

Yazan
L. Kızıltoprak

Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.

25 Mayıs 2026 Pazartesi

ŞİİR | Mutlak Sultan


Ekonomi yağma
Siyaset kukla
Sanat süspüs
Akıl suspus
Ahlak paspas
Vicdan parya
İnanç üniforma
Makam yalan
Adalet hayalet
Sevgi zavallı
Bilim öteki
Hukuk buyruk
Duygu korkak
Yaşam kaçak
Sultan mutlak

Yazan
L. KIZILTOPRAK
21 Mayıs 2026

Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.

19 Mayıs 2026 Salı

Anarşist Şiirler | Çatlakların Çağrısı


Peşinde kedi
Kaçacak delik arar
Farelerin en sefili

Kaçanın önünde bir duvar
Duvarın içinde bir delik
Ölümün bittiği yerde başlar
Delik deşik bir delilik

Büyür duvardaki karaltısı kedinin
Yürür sanki özgürlük
Fareye doğru büyür

Sıcak bir nefes üfürünce ardından
Sürtünür kalbi farenin
Atlar duvardaki karanlığa bakmadan
Ama o görkemli ve göstermelik
Tepeden tırnağa ne gerçek ne hayal
İşte o koca delik
Bir gölge olduğunu kedinin uyruğunda
Umursamazca çarpar farenin suratına

Anlar ki minik fare o an
Bakmadan düşmanın gözlerine
Hayallerin bile hepsi yalan

Yerde
Korkularının kafesinde bir fare
Tesadüfen de olsa
Yeryüzünde ilk defa
Hem de ölümden bir önce
Göz göze gelir peşindeki kediyle
Ve karşı duvardaki çatlak
Göz kırpar tüm eğriliğiyle

Keyifli bir pençe inerken tepesine
Kalabalıklar gibi kendinden emin
Titreşirken üstünde durduğu o kocamış zemin
Fare atılır can havliyle
Karşıdan fısıldayan çılgınlığın içine

Bir çatlaktır bazen
Yaşamla buluşturan
Daraltan duvarlardan, haşmetli
Çığlık olup seni çıkaran, şefkatli

Yüzleşmektir ensendeki ecelle
Çatlamaktır tohumundan filiz filiz
Ve meyve vermek
Senden beklemedikleri kadar leziz
Kuralların içinden geçerek
Hayalet misali sessiz
Kutsalsız bir geleceğe erişmek
Hayaller gibi eşsiz

Yaşam ve ölüm arasındaki ince çizgide
Çatlağınla kucaklaşabilmek
Kalabalıkların ötesinde

Yazan
L. KIZILTOPRAK





Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.

13 Nisan 2026 Pazartesi

EkoŞiir | Millet Caddesindeki Ağaç


İstanbul'un ortası
Gözü yaşlı bir trafik ışığı
Boş bıraktıkça zalimleşir
İnsanın vicdansızı

Işığın yanında bir ağaç
Dimdik ama tutsak
Ağacın yanında insanlar
Birlikte ama çorak
Hele o Bakışlar
Nasıl da bıçak bıçak
Ve kavuşulacak ormanlar
Ah onlar
Ne kadar da uzak

Trafiğin kıyısında bir ağaç
O değil insanlar ona muhtaç
Aşağılıklara komşu gövdesi
Enine boyuna aşağı yukarı
Kesiklerle kaplı
Hem bedeni hem güveni
Kanlı ve irili ufaklı

Kırmızı yandıkça yayalara
İşkence başa sarar çıplak ağaca
Ellerinde anahtar
Sarar etrafını insanlar
Yırtar sanki derisini
Sipsivri tırnaklar gibi
O testere dişli minik baltalar

Bitmek bilmez kırmızı ışığa esareti
Burnunda tüterken yeşilliklere hasreti
kanatırlar ağacı doyasıya
Kazırlar kurbanlarının kabuğuna 
Kanlı kurumlarını yara yara

Ne kadar da hevesli herkes
Payına düşen çiziği atmak için
Hepimiz kendine mukaddes
Çevresine zalim ve keskin

Yetsin artık!
Bitsin
Sonu gelsin
Bu gözü doymaz
Soysuz şiddetin..!
                                       
İstanbul'un ortası
Gözü yaşlı, eli kanlı
Ve zorla suç ortağı
Bir trafik ışığı

Durdurmak istese de aceleci araçları
Susturmak ağacın o köklü çığlıklarını
Yetmez
Ne gücü ne haykırışı
Geçit vermez
Toprağına yabancılığı

Millet caddesindeki bu ağaç
Gövdesiyle bir anıt
Anlattıklarıyla bir çığlık
Ve aziz milletimiz söylemine
Ne kadar korkunç bir yanıt..!

Yazan
L. KIZILTOPRAK




Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.

11 Nisan 2026 Cumartesi

İstanbul Şiiri | İstanbul'a Tercüman


İstanbul kanıyor
Kanı kendinin değil!

Bir rüzgar esiyor sokaklarından
Poyraz desen değil
Lodos hiç değil

Yellenen kalabalıklar
Çöldeki kum gibi, kibirli
Sanki birer inci tanesi
Yelkovanın çağırdığı gelecek
Tedirgin ve ikircikli
İncitilmekten korkar sanki

Çamur ikliminin
Çarçur ettiği
Bu kentin
Yeldeğirmenlerine hizmet
Etmekten ibaret
Telaşlarında
Don Kişot’unu atmış beygirleri tepişir
Yalanlarında

Asık suratlar gürüldüyor
Canavarlı caddelerinde
Aşırmaya alışkın bir halkın
Alaycı boşvermişliğiyle
Şahit olmaktan korkar da
Bu kentin insanları
Erkek çocuk ve kadın
Faili olur bunca alçaklığın

Tıka basa dolu bir otobüs
İçinde duygulanımlarımız
Kendi durağını bekler
Ter ve hiddetin pençesinde
Öfke suçlu bulmak ister şiddetle
Suç kimsesiz kalır
Bir caminin bahçesinde

Bazen
Bir küfür dolaşır ki
Gecelerinde bu kentin
Gündüze çevirebilirsen çevir

Zaten İstanbul
Türkçe’ye çevrilememiş
Bir şiir
Değil midir?

Yazan
L. KIZILTOPRAK

Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.

9 Nisan 2026 Perşembe

Anarşist Şiirler | Korsan Bir Yaşam


Korsan bir yaşam bizimkisi
Belki de bir yenilgi
Ya da beklenti
Köşe bucak sizden
Suç sizden suçlu bizden
Sokaklar
Döve döve öğreten
Ormanlar
Gizleyen ve özleten
Kaçacak gibi tezgah açmak
Mecburen
Yine bizden

Korsan bir yaşam ya bizimkisi
Sınırları sırlar gibi gizli
Ve hep hayatta  kalmanın
Sadece bir gerisi

Hırsızdan çalmak suçsa eğer
Sayınsız savcılar hakimler
Yaradan yalanlarına
İrinden irfanlarına
Yeter..!
Bitsin artık bu lanetli ezber
Tüm bir ömür 
Korkacaksak eğer
Adalet adına hayat
Korsanlık yaparak
Çok daha güzel

Yaşadığımız karanlığı asıp bayrak gibi
Denizlere yelken açamasak da
Karalara tutsak bu hayatın özeti
Korsan bir yaşam olmalı
İnadına..!

Yazan
L. KIZILTOPRAK


Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.

6 Nisan 2026 Pazartesi

ŞİİR | Dilek Ağıtı


Bir kere bile dilenmemiş
Bir Dilek kadar onurlu ve temiz
Hıçkırıklar hala dinmemiş
Asla unutmayız biz

Kız kanserdi,
Dedi ilaç lazım, zamanımız az
Adam para tükürdü eline,
Al kızım namaz bekler namaz
Tükürdü parayı düşünmeden
Dedi kullan bunları, düşürmeden
Ardından kalabalığıyla yürüdü
Ardında kabalığıyla küçüldü

Kız kalakaldı elinde parayla bir deste
Çöktü yere
Baktı elindekilere
Baktı geçmişine, geleceğine
Bekledi
Namazdakinin sevabı bitsin diye

Kızın içinde bir başka yumru büyüdü
Kanser oldu onuru, içine sığmadı, yürüdü
Vardı yanına
Verdi paralarını adama
Dedi çaresizliği hiç tatmamışsınız hayatınızda
Hayal kırıklığına uğradım
İnsanlık konusunda 
Bir kez daha

Karıncayı bile incitmemiş bir Dilek
Karınca kadar vicdanı olmayanla
Nasıl baş edecek

Caminin minareleri bile
Boynunu büktü o gün Selimiye'de
İbretlik bir sahneye döndü o meydan
Zaman durdu
Bir yara oldu kapanmayan
Vicdanları hiç sorma
Onlar hep kan revan
Söyle bana!
Nerde İslam hani İnsan..!

Bir kere bile dilenmemiş
Bir Dilek kadar onurlu ve temiz
Dinmedi o hıçkırıklar hala
Unutturmayız biz

Yazan
L. KIZILTOPRAK

Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.

4 Nisan 2026 Cumartesi

ŞİİR | Bahariye


Danslar, şarkılar ve dostlarla geldi bahar
Dağılmış gibi sanki kendini alıştırmış karanlıklar

Sonsuz bir kavga bu, hiç bitmeyecek belli
Ne kötünün eziyeti, ne de fakirin sefaleti
Dinlenmek de lazım diri kalmak için yaşamda
Gülmek ve doyasıya sarılmak sevgilinin vücuduna

Danslar, şarkılar ve dostlarla geldi bahar
Dedi kalkın ayağa, şartlar ağır, ama hayat var
Çocukça da olsa bir akşamlığına da
Bıraktım kendimi içimde yükselen bu coşkuya.

(1 Nisan 2019)

Yazan
L. KIZILTOPRAK

Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.

2 Nisan 2026 Perşembe

Ekolojik ŞİİR | Bir Dünya İmdat


Tabiatın dilinde
Hep aynı hakikat
İçimde can bulurken
Sayısız kere sayısız hayat
Sadece insan
Bu kadar saygısız ve hoyrat
Yakaladığına cellat 
Kaçırdığına musallat
Yağmalayarak yaşatmamak
Geri kalan her şey
Bir dünya imdat

Yazan
L. KIZILTOPRAK

Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.

30 Mart 2026 Pazartesi

ŞİİR | Anadolu Ağalığı


Atatürk'ten sonrasını
Özetle deseler kısaca
Tersine evrimdir esası
Dört kelime yeter anlayana
"Rumeli Cumhuriyeti'nden
Anadolu ağalığına" 

Yazan
L. KIZILTOPRAK

Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.

29 Mart 2026 Pazar

ŞİİR | Nokta Atışı


Korkmamak ölümden
Uzatmamak lafı
eğreti virgüllere muhtaç
Dolandırmamak
İlmek ilmek imlalara tutsak
Ve dolamamak 
Cümlenin boynuna sözü
Zamanında bitirmek
Hasret ve hayallerden ibaret
Bir cümlelik ömrü

Ne söylenmek
Şikayetten ibaret
Ne de söylemleşmek
Geçmişe esaret

Başladığı büyüklüğe yakışan
Noktasına bile sahip çıkan
Bir nefes olmak
Evrene karışan


Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.

28 Mart 2026 Cumartesi

ŞİİR | Saklandığını Gizleyen


Sanat s(an)at dedikleri
“An”ı kaçırmış çoktan
Düşmüş tüccarın pençesine
Önce saklan
   Sonra "Sat" kazan
  Diye bağıran

“Bi” şeyleri eksik (b)ilim
Ya bir kilim olmuş
Ayaklar altında
Ya da "ilim" demişler
Kötü bir kopyasına

(V)atanın V’si çoktan düşmüş
"Atan" satan üstüne üşüşmüş

(M)illet desen en büyük zehir
Kendini tüketen bir illet
Tek bildiği yemektir

On(ur) dedikleri
Onulmaz acılar içinde
"Ur"u kalmış
Hastalık olmuş içimizde

Şi(i)rin bile  “i” si düşmüş
Şirinlikten ibaret bir çocuk
Aşk sevgi gönül
En çok da gül ve bülbül
Nereye çekersen oraya yürür
Saklandığını gizleyen
Bir garip türküdür

Yazan
L. KIZILTOPRAK


Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.

27 Mart 2026 Cuma

ŞİİR | İşçi Memiş


Gözleri yorgunluktan şiş
Göz çukurları derinleşmiş
Tezgahının başında
Çalışıyordu Usta Memiş

Günler saatleri, saatler saniyeleri
Ve saniyeler
Kovalıyordu sanki tüm işçileri

Ustabaşı yanlarında
Sesi işçilerin kulaklarında
Bağırıyordu:
Daha çok iş daha çok iş!

İnsan bitiremez aslında işi
İş bitirir insanı dedi
Yaşı ileri, işi bitmemiş bir işçi

Usta memiş gülümsedi
İşçi olmaktan çıktık biz baba
İş biz olduk artık
İşsizliğin emrinde
Şimdiki işçiler bizden daha ağır
Hepi topu iki conta bir bakır
Bize düşen onların elinde
Hep kahır hep kahır
(1999)

Yazan
L. KIZILTOPRAK



21 Mart 2026 Cumartesi

ŞİİR | Kaçarken Kovalamak


Kaçarken kovalamak
Yakalanmadan yakalamak
Hayat
Arabayı çeken kan ter içinde bir at
Koşulanlara
Koşmak ve konuşmak bile yasak

Delirmeden devirebilmek
Devrilmeden Deneyebilmek
Kaçarken kovalamak
Yakalanmadan yakalamak
Hayat

Sen ey genç kaçak
Kovalayanların nefesi değdiğinde
Sana değil de sevdiğinin yüzüne
Göreceksin
Kaçarken dövüşmeyi de öğretir hayat

Dahası var
Kaçarken kaybolmak
Yakalanmadan yok olmak
Beş katlı tımarhanesinde şiirimin
Bir süre konaklamak da hayat

Yaşanamadan geçip giden gölgelerdir
Hayat diye sokakta satılanlar
Gece karadır gün ak
Ve bayat kafiyelerin arasına sıkışmış hayat
Kaçarken kovalamak

Yazan
L. KIZILTOPRAK


6 Mart 2026 Cuma

ŞİİR | Arda Kalanlar


Ezişmek aldı sevişmelerin yerini
Günler geceleri tepti, uyutmayan
Saatler kendinden geçti, umutlandırmayan
Akla kara yer değiştirdi, umursamayan
Ezişmek aldı sevişmelerin yerini

Bulunmaz oldu bir dirhem bile şefkat
İniltiler kapladı her yeri, çığlıklar tek hakikat
Sorsan, herkes birbirinden masum
Sorgulasan, herkes birbirine mahkum

Tepişmelerin ortasında, kirli ve ezeli
Kıyısında dolaşmak, Bir sevişmenin ebedi
Ve yudumlamak yaşamı
Özlemine sığınarak
                         Dudak dudak                       
Issız limanlarda Yurdumlamak
Kayıp bir vatandan
Arda kalanları

Yazan
L. Kızıltoprak

Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.

3 Mart 2026 Salı

YAZI | Bin Ben Var Benden İçeri


Yabancı olmak, senden her şeyi bekleyebildikleri bir seçim özgürlüğü sağlıyor. 

Her ilişki ve ilişkiler yumağı kaçınılmaz olarak zamanla psikolojik ve belleksel bir birikim ve yapılaşma yaratıyor. Hem içeride hem dışarıda. Tortular birikiyor. Bilindiklik, beklentileri doğuruyor, besliyor. 

Oysa hakkında fikir oluşmamış ortamlarda daha önce sergilediğin davranış silsilesini bozmaktan çekinmeden hareket edebiliyorsun. Sıfır beklenti. Sıfır ön izlenim. İlk kararınla ya da verdiğin intibayla bozulmaya başlayacak olsa da bir yeniden başlama hali özlediğim. Tanışıklık arttıkça hakkındaki öngörüler artıyor ve bu da sende hayal kırıklığı yaratma ya da önceki davranışlarına aykırı olmama tedirginliği yaratıyor. Davranış geçmişin gelecek davranışlarını çaktırmadan dikte etmeye başlıyor acımasızca. Bazen farkına bile varmıyorsun. Kişiliğinin akıcılığı ve kıvraklığı azalıyor. Taşlaşıyorsun aslında yavaş yavaş. Bir kişiliğin, bir dizi davranış paterninin resmi temsilcisi gibi görülmeye başlanıyorsun. Manevra kabiliyetin elinden alınıyor bu şekilde. Çeşitlilik kategorilere sıkıştırılarak budanıyor aslında. Seçim yelpazen gittikçe daralıyor. Seçenekler gittikçe sınırlanıyorlar. Karton karakterlere dönüşüyorsun başkalarının öngördüğün beklentileriyle şekillendirdiği. 

Belli şartlarda yarattığın bir karakterin sınırları içine hapsoluyorsun gittikçe. Oysa şartlar sürekli değişiyor. Bilinç gürül gürül akıyor. Hayat hiçbir şeyi umursamıyor. Ama sen, farklı yörüngeleri özlerken takılıp kalıyorsun seçimlerinin geçmişine. Ortaklaştıkça kıstırılmış, kısırlaştırılmış bir geleceğe.

Ortama bilgi girişi oldukça, insanlar senin tepkilerini öngörebildikleri ölçüde güvenilirlik indeksini yükseltiyorlar. Bazen şartlar değişiyor ve sen de değişmek istiyorsun ama ayıplanıyor. İhanetle, dengesizlikle ve güvenilmezlikle suçlanıyorsun. Sanki ömrü boyunca ilk yazdığı karakteri devam ettirmek zorunda kalmış bir yazar gibi hissediyorsun bu çemberin içinde. Kalabalığı yırtmadan kendine ve evrene doğru yolculuğunu sürdüremeyeceğini anladıkça kederleniyor insan. Sıkıntı basıyor durup dururken. Sebepsizmiş gibi görünüyor bu hoşnutsuzluk, oysa sınırların daralıyor toplumda her adımda. Daralıyorsun, daraltıyorlar., darlıyorlar normal sayılanla. Hissediyorsun bu kalleş güvenilirlik indeksinin tuzaklaştığını. Kendine uzaklaştırıldığını.
 
Çaresiz, yola vuruyorsun kendini. benliğini benler içinde gezerek kuruyorsun, çürütülmüş benlerini kusuyorsun. Başka benler cennetleşiyor gözünde. Bir benden diğerine konaklıyorsun. Yapıyorsun bozuyorsun. Kuruyorsun yıkıyorsun. Kırmaktan korkmuyorsun. Şafakla birlikte yalnızlık doğuyor günlerine. Yalnızlık yeni benlere yer açıyor hasretle. Ben istasyonlarında gezip durmaya başlıyorsun bıkıp usanmadan. Toplum delilikle damgalıyor, sen aklın yasaklanan topraklarında keşiflere çıkıyorsun. 

Bilinmezliğe kaçarak yabancıların şüphelerinde yeni bir ben yaratıyorsun. Her gece kardan adam yapıp gündüz eriyişini seyrederek yaşıyorsun. Benden bene kaçarak hedef şaşırtırken zenginleşiyorsun. Benden bene koşarak onları, kendini yeniliyorsun. Benlerinle bendelikten kurtuluyorsun. Benlerinin sayısını arttırarak bensizleşiyorsun. Beklenmiyorsun. Benleşmiyorsun. Benzemiyorsun. 

Benliğine benlerle sahip çıkıyorsun. 

Not
"Bana beni gerek beni" şiiri bu yazı üzerinde çalışırken aklıma geliverdi.

1 Mart 2026 Pazar

ŞİİR | "Bana Beni Gerek Beni"


Bin ben var olmadan benden içeri
Bir ben bile yaşayamaz, sizlerle çevrili

Bir varmış bir yokmuş ile başlar yolculuklar
Yabancılaştıkça kanatlar daha da hızlı çarpar

Savrulmuş küller gibi öldükçe çoğalmak
Sığırcık kuşlarında saklı
Evrenin ahengine karışmak

Bin ben var olmadan benden içeri
Bir ben bile yaşayamaz, yıkıp geçmeden sizleri
Gör Bak, bendelerle kaplı etraf
kendinden geçmiş herkes
Bu kadar kolay...ne kadar tuhaf

Bekleşirken biz bize sakin ve rehin
Failimiz hep aynı, cehaletin ve geleneğin
Ağlaşırken bize kurban onca yetim
Gelecektir elbet
Sana vaad ettiği günler genetiğin

Bin ben var olmadan benden içeri
Bir ben bile yaşayamaz, sizlerle çevrili

Sorma sakın o benlerden hangisiyim
Hancı benim yolcu benim 
Beni benden alanın
Bir zevalsiz elçisiyim  

Bin benlik bir çiledir bu düğüm düğüm 
Çözüldükçe her ben, yeni bir doğum günüm

Bin ben var etmeden benden içeri
Bir ben bile erişemez sizlerden ileri
Aklım kaçırsın eylesin deli
yeter ki benzetmesin sizlere beni

---Yunus Emre'ye saygıyla---

Yazan: L. Kızıltoprak




Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.

İstanbul Şiirleri | "Şeyhrengiz"


ŞE(Y)HRENGİZ

İstanbul’un her yanı deniz
ve bu kocamış kentin  
karalara boğulması...
Ne kadar da şeyhrengiz..!

Yazan: L.Kızıltoprak

Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...