13 Şubat 2018 Salı

Protesto (La Haine - Nefret) (1995)

Vinz (Vincent Cassel), Hubert (Hubert Kounde) ve Said (Said Taghmaoui) isimli 3 arkadaşın yaşamlarından 24 saatlik bir kesit. Vinz Yahudi, Said Arap, Hubert Zenci. Paris’in kenar mahallelerinde yaşam savaşı veriyorlar. Sefalet yetmezmiş gibi sistem tarafından adam yerine konmayan insanlar. Bir gün arkadaşları Abdül polisle bir itiş kakış sırasında gözaltına alınır ve karakolda hastanelik edildiği haberi gelir. Tüm mahalle çok öfkelenir. Olaylar adım adım kontrolden çıkar.  

Yönetmen Mathieu Kassowitz. Tanıdıklarından biri gözaltında iken ölünce yazdığı söyleniyor. Gerçekçi bir film. Fakirleri masalsı masum ezilenler olarak göstermiyor. Mesela bana göre 3 arkadaştan sadece Hubert konuşulabilir bir çocuk. Diğerleri kendini kaybetmiş, rehabilitasyondan geçirmeden yanına yaklaşılmayacak tipler. Nasıl o hale geldikleri, eğitim sistemi falan ayrı ama şu anki halleri çok sağlıksız. Zaten karmaşanın en kötü yanı bu. Olaylara en uzak, en ılımlı, en gelecek vaad eden insanların bile hayatını karartabilmesi. 

Bob Marley'den "Burnin and lootin" ile perde açılıyor. Polisler söylendiğinin aksine aşırı kötü resmedilmemiş bence. Karakterler çok hızlı ve küfürlü konuştukları için konuşulanlar pek anlaşılmıyor. Fransa özelinde kenar mahalle yaşamı, ırkçılık, fakirlik, küfür, şüphe, bitmeyen bir tedirginlik, cepheleşme, birikmiş haksızlıklar ve hepsinin sonucunda kimsenin kaçamadığı koskoca bir nefret iklimi resmedilmiş.  İnsanlığın çoğunun pençesinde olduğu bir kısır döngünün makro anatomisi Paris gettoları üzerinden ekrana taşınmış. 


Filmin uzlaşmaz tavırlı antipatik serserisi Vinz'in söyledikleri kişiliği hakkında ipuçları veriyor: Türkçe'sini yumuşatırsak "sokaklarda elini verirsen kolunu kurtaramazsın".

"J'suis d'la rue moi, et tu sais c'qu'elle m'a appris la rue à moi ? Elle m'a appris que si tu donnes ta joue, tu t'fais niquer ta mère et puis...c'est tout"!

Filmin en çarpıcı laflarını, kadroda ismi Mösyö Tuvalet olarak geçen tuvalette karşılaştıkları bir yaşlı Yahudi söyler gençlere. Önce Sibirya'daki çalışma kampında tanıştığı arkadaşı Grünwalski'den bahseder:

"Ça fait vraiment du bien de chier un coup! Vous croyez en Dieu? il faut pas se demander si on croit en Dieu mais si Dieu croit en nous (Mesele sizin Tanrı'ya güvenmeniz değil, Tanrı'nın size güvenmesidir)."

"J’avais un ami qui s’appelait Grünwalski, on était déportés ensemble en Sibérie, quand on va en Sibérie dans les camps de travail, on voyage dans le train à bestiaux qui traverse la steppe glacée pendant 2 journées entières sans croiser personne, on se tient chaud ensemble mais le problème c’est qu’il faut se soulager, faut chier, c’est pas possible dans le wagon, le seul moment où l’on s’arrêtait c’était pour mettre de l’eau dans la locomotive mais Grünwalski était très prude même quand nous devions nous laver ensemble il était très gêné. Et moi je me moquais souvent de lui à cause de ça.

Donc le train s’arrête et tout le monde en profite pour aller chier en dehors du wagon et moi j’ai tellement embêté Grünwalski avec ça, il préférait aller un peu plus loin. Donc le train repart et tout le monde saute dedans car le train il n’attend pas.

Le problème c’est que Grünwalski s’était éloigné derrière un buisson il n’avait pas fini de chier, donc je le vois il sort de derrière un buisson en tenant son pantalon dans sa main pour ne pas qu’il tombe, il essayait d’attraper le train. Je lui tends la main mais chaque fois quand il me tend la sienne il lâche son pantalon qui tombe sur ses chevilles. Il remonte son pantalon, il reprend sa course. Et chaque fois son pantalon il tombe quand il me tend la main.

- Et alors après qu’est-ce qui s’est passé ?
- Rien, Grünwalski est mort de froid.

Yönetmen/Senarist Mathieu Kassowitz çok sevdiğim Gothica filminin setinde Halle Berry ile. 

Hikaye açmaza düşmüş insanların ya da toplumların harika bir portresidir. Zülfü Livaneli'nin Huzursuzluk romanında örneklenen ölümcül kısır döngüye benziyor, değil mi? Hadi onu da buraya alıntılayalım:

"Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz… Ortadoğu’nun âdeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur." 


Dönelim filme. Hubert açılış sahensinde çarpıcı bir tespitte bulunur:

"C’est l’histoire d’un homme qui tombe d’un immeuble de cinquante étages. Le mec, au fur et à mesure de sa chute, il se répète sans cesse pour se rassurer :’ jusqu’ici tout va bien, jusqu’ici tout va bien, jusqu’ici tout va bien.’ Mais l'important n’est pas la chute, c’est l’atterrissage."

Ne kadar doğru. 50 katlı bir apartmanın tepesinden düşerken, 47. katta iyi olman, 35. katta da iyi olman, 5.katta hala iyi olman bir şeyi değiştirmiyor. Gittiğin yer belli sonuçta. Çakılıyorsun işte, kimi kandırıyorsun! Önemli olan içinde yolculuk ettiğin sürecin yönü. Hem bireysel hem toplumsal açıdan üzerinde durulması gereken bir düşünce bu. Örneğin ikinci dünya savaşında Hitler Almanya’sı bir bir ülkeleri işgal ederken kendi sınırlarına gelene kadar Batı Avrupa ülkeleri seyirci kaldı. Oysa sıranın onlara geleceği belliydi.”Jusqu’ici tout va bien” (Aman neyse, şimdilik sorun yok) deyip geçiştirdiler, geciktirdiler. Sonunda ödedikleri bedel daha ağır oldu.


Her toplumsal infialin ciddiye alınmazsa bir sosyolojik infilak yaratabileceğini ve o zaman etrafa saçılan nefret şarapnellerinin adres sormayacağını hatırlatan sert ama gerçekçi bir film.

Bu filmle  ilgili bir de belgesel çekilmiş: “Ten Years of La Haine”. Kullanılmayan sahneler, röportajlar falan varmış. Blu-Ray edisyonuna dahil edilmiş. 

Son sözü Albert Camus söylesin. La Chute (Düşüş) isimli eserinden:


“Il y a toujours des raisons au meurtre d'un homme. Il est, au contraire, impossible de justifier qu'il vive.”

 RESİMLER
























































Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır. .

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...