14 Kasım 2017 Salı

Bicycleran / Cyclist / Bisikletçi filmi (1989)


Nesim’in (Muharrem Zeynelzade – Moharram Zaynalzadeh) eşi Afgan mültecisi bir kadın. Çok hasta. Hastaneye yatması şart ama para gerekiyor. Nesim eski bir bisikletçi. Başka yoldan para bulamayınca çaresiz seyircilerin önünde yedi gün yedi gece hiç durmadan bisiklet sürmesi karşılığı belli bir paraya anlaşır. Bu insanüstü deneme sırasında oğluyla yaşamadıkları güçlük kalmaz. Dahası şehrin idarecileri Nesim’in bir casus olduğundan ve halkı ayaklandırma niyeti olabileceğinden şüphelenip bisikletten düşmesi için sabotaja girişir ve çıkar çevreleri birbirine girer.  

Meşhur İranlı yönetmen Muhsin Mahmalbaf’ın (Mohsen Makhmalbaf) ilk dönem filmlerinden.

Parasızlıkta son raddeye gelince insanların, toplanan kalabalık üç beş kuruş yardım yapar umuduyla kendini kamyonların tekeri altına atması yürek burkan bir sahne olarak zihnime kazındı. Bununla da kalmadı unutulmaz “Seppuku” filmindeki parasız ve çaresiz samurayların başvurduğu yöntemi hatırlattı. Üzücü sahnelerdi.  

Bisikletle olduğu yerde günlerce dönmek, motosikletle yine dairevi pistlerde gösteri yapmak, hatta kendini kamyonların tekerleği altına atmak gibi “tekerleğin” özel bir anlam yüklendiği ve sürekli karşımıza çıktığı sahnelerle bezeli bir film. Olduğun yerde dönüp durmak, bir dolap beygiri gibi yaşamak kavramı. Camus’nün Sisifos efsanesinin bisiklet üzerinde vücut bulmuş hali. Tekerin altından üstüne uzanan bir sağkalım mücadelesi. 


Çekim tekniği açısından bir hamlık olmasına karşın farklı bir film. Muharrem Zeynelzade iyi oynuyor. Çarpıcı sahneler var. Sembolizm. Spordan ziyade trajedi başrolde. Çökmüş bir devlet ve can cekişen bir halk. Afgan göçmenlerin İran’daki perişanlığı. Fakirlik. Çaresizlik. Cömert olmana fırsat vermeyen bir yokluk olunca, sevginin en sık karşılaşılan tezahürü fedakarlık oluyor. Zaten yoksulluğun bu kadar ağır olduğu memleketlerde ne yapsan yolun trajediye çıkıyor. Tıpkı bizim memleketin pek çok coğrafyasında olduğu gibi. Modern sinema izleyicisine eski ve sıkıcı gelebilir. Tekrar seyredeceğimi sanmam ama değişik yönlerinden faydalandığım bir film oldu.  

Muhsin Mahmalbaf








Yaşamın bir veznenin içine sıkıştığı anlar...







Tekerleğin altına yatmak mı daha zor üstünde durmak mı...
















Uyumamak için kürdanla göz kapaklarını açık tuttuğun bir mücadele





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...