21 Kasım 2025 Cuma
BELGESEL | Ken Burns: "American Revolution"
3 Temmuz 2025 Perşembe
Belgeselsiz Toplum: Kara Kalabalığı
“Ocean with David Attenborough” belgeselinden bahsederken başka yazılara konu etmek istediğim birkaç konu çıktı. 2025 tarihli Ocean belgeselinin pek çok ülkede sinemalarda da gösterime girdiğini söylemiştim. Ama bu ülkeler arasında Türkiye yok. Öyle bir ilgi yok burada. Burası öyle bir yer değil. Belgesellerle alakası yok Türkiye'nin, bir avuç insan dışında. Yok dediğim binde bir bile değil. Yahu belgeselleri konuşan insan yok medyamızda. On binlerce insan çalışıyor gazetesinde radyosunda televizyonlarında. Yok, bir tane yok. Cumhuriyetin yüzüncü yılı geçti, bir tane uluslararası standartlarda akılda kalır bir belgesel seyrettik mi? Spot filmlerle geçiştirdiler yine. Yıl 2025 be. Değişiklik olsun entelektüel gözükelim diye arada sos niyetine kullanıyorlar belgeselleri. Hem insanlar hem kurumlar. En fazla bu kadar. Herkes hangi siyasetçinin kime ne cevap verdiğinin peşinde. Akşam ne yiyeceğini düşünüp duruyor bıkıp usanmadan. Hayatları bu kadar bunların, sıkışıp kalmış temel içgüdülerine. Aslında bunların sinema kültürü bile yok. Bakmayın laf kalabalığı yaptıklarına. Her şeyleri kalabalıktan ibaret. O kadar belli ki. Gencinde de yok yaşlısında da. Binde bir. Daha sinema kültürü olmayan ülkede belgesel kültürü olur mu be?
Okyanus belgeseli dedik değil mi….Okyanuslar, denizlerimiz.
Mavi gezegenimiz. Bugünkü rezilliğimiz pek çok ilkelliğe bağlanabilir,
bunlardan biri de denizci bir millet olamayışımızdır bana göre. Deniz
temizler çünkü, acımasızdır, yalana dolana yüz vermez. Rüzgarı, dalgayı
ayarlayamadın mı yapıştırır tokadı, alabora ediverir seni. Denize karşı paran pulun geçmez. Yalandan
değil, gerçekten aynı gemidedir herkes. Sarmasarık bir cehaletle yolunu bulamazsın. Cahilliğini yıkar, yalanlarında boğar.
Aksidir ama dürüsttür deniz, aklını
bulandırmaz, kullandırır, hayatını kurbanlaştırmaz, kurtarır. İktidar ustalıktadır, uşaklıkta değil.
Karacı halklar en bağnaz milletleridir yeryüzünün. Baş
belasıdırlar. Türkiye de bu karacılığın, bu karanlığın esiri olmuş bir kara kalabalığının
en net örneklerinden biridir. Ne değer bilir ne denge. Başıboş bir kara kalabalığı. Etrafına sallamak ve saldırmaktır tek yaptığı.
Bakın gelmiş geçmiş imparatorluklara. Özellikle medeniyetiyle
öne çıkan devletlere bakın. Denizci milletlerdir. Batı Avrupa’dan Japonya’ya, İskandinavya’dan
Rusya’ya. Greklerden Roma’ya. Denizcidir bu milletler. Tesadüf müdür günümüzün medeniyet
bayraktarlarının, teknoloji liderlerinin denizci milletler oluşu? Denizin
terbiyesinden geçmiş insanın milletin hali başkadır. Hele okyanusla terbiye
edilmiş milletler bambaşkadır.
Türkiye denizci olmayı bırakın denizlerini tüketmiş bir
millete sahip. Kusmuğunda boğulan Marmara ve canına okunmuş denizlerimiz. Bildiğin
içine sıçtık hepsinin. Doğayı, evreni okumak yerine küçücük dünyalarımıza
sıkışmış, çekirdek çitleyerek çevremizin canına okumayı seçmiş bir milletiz biz.
Bakın haberlere nasıl yakılıp yıkılıyor ormanlar, nasıl pisletilip kurutuluyor nehirler, göller. Uluslararası
maden şirketlerine peşkeş çekiyoruz vatan dediğimiz toprakları. Vatan sevgisi
olan bunu yapar mı? Bunu yapanı alkışlar mı? Oy verir mi? Vatanı falan yok bu
kalabalığın, günlük çıkarları var sadece, geçelim bu geyikleri. Yetti.
Müstehak olduğu yerdedir bu millet.
Siz bakmayın bu aziz millet bunları hak etmiyor diye halka
yaranmaya çalışanlara.
Bu kara kalabalığının hak ettiğinden iyi bir yerde olduğu
bile söylenebilir.
Onun da sebebi
1 Temmuz 2025 Salı
Belgesel: Ocean with David Attenborough (2025)
Geçen gece seyrettiğim bir belgesel. 2025 tarihli. 8 mayısta sinemalarda gösterime girmiş. 8 hazirandan sonra NG ve Disney platformlarında seyredilebiliyor.
Sunucu her belgeselseverin tanıdığı David Attenborough.
Defalarca bahsettim.
Sinemalarda gösterime girdiği 8 mayıs aynı zamanda Attenborough’nun
doğum günü. Tam 99 yaşına girdi 2025’te. Platformlarda yayına girdiği 8 haziran
da anlamlı bir gün, Dünya Okyanuslar Gününe (World Oceans Day) denk getirilmiş.
Süresi 1 saat 24 dakika.
Bu belgeselin özellikle BBC yapımlarından farkı doğayı
tanıtma değil doğayı kurtarma odaklı olması. Okyanuslarımıza zarar veren
özellikle trol balıkçılığının dipleri, deniz tabanını demir ağlarla paramparça etmesinin trajik
sonuçları aktarılırken bu doğa katliamının sualtı
görüntüleriyle verilmesi etkileyici birkaç sekanstan biriydi. Tam bir toplu
katliam. Hem de her gün binlerce kez tekrarlanan.
Görselleri ekran koruyucu yapılacak kadar şahane olmasına karşın esas ağırlık Attenborough’nun seslendirdiği metinde. Okyanusların perişan hali ve neler yapılabileceği konusu gündeme getiriliyor.
Trollerin okyanus yatağında yarattığı tahribat etkileyici
demiştim, bir de bir köpekbalığının zokayı yutmuş çırpındığı bir sahne var ki kısa ama
unutulmaz görüntülerdi. Aklımda kalan bir başka ayrıntı uydu görüntülerinde
bile deniz dibinde yapılan hasarın izlerinin gözükmesi. Dip Trolü diyorlar buna.Yara izleri gibi. Enine
boyuna. Denizin altında. Gözden uzakta. Neşeli sofralarımızın altında yatan vahşet.
Bir üretim endüstriyel hale geldi mi korkunç zararları oluyor. Faydası da var elbette ama zararları bence çok daha fazla ama bunlar hep örtbas ediliyor. Endüstriyel üretimin kesinlikle sınırlandırılması lazım çünkü yerel üretimi boğuyor. Şirket tonlarca balık yakalayacak diye köylü balıkçılar 3-5 kilo balık yakalayamaz hale geliyor. Fransa'daki şarabının yanında daha ucuza balık yiyecek diye Nijeryalı akşamı aç geçiriyor. Aslında olan bu. Endüstriyel balıkçılık bu. Yani sadece florasıyla faunasıyla doğaya değil insanlara da zararı var bu gözü dönmüş ekonomik sistemin. Her alanda trollük yapıyor, kazıntı bile bırakmıyor.
Genelde yabani yaşam deyince ormanlar dağlar akla gelir. Denizler ve okyanusların da tabiat tahribatından payını aldığını bir kez daha bizlere anlatıyor belgesel. Güvenli bölge bırakmamışız yeryüzünde.
BM bu korkunç gidişe dur demek için 30x30 planını devreye soktu. Ne demek bu? 2030'a kadar okyanusların %30unun koruma altına alınması planlanıyor. Şu anda %3'lerdeymiş. Nasıl korunacak peki?
Tam da bu sebeple kurulan MPAlardan da bahsediliyor. Nedir bu_ Marine Preservation Areas. MPA. Balıkçılığın yasaklandığı muhafaza alanları bunlar. İşte bunların yenileri kurularak, eskileri genişletilerek %30 hedefini tutturmak istiyorlar ama pek de iyi gitmiyor şimdilik. Yine de büyük iş başarıyorlar bence.
Bu noktada belki her şey için çok geç değildir diye de
düşündürtüyor çünkü denizler karasal doğadan çok daha hızlı iyileştirebiliyor
kendini. Koruma altına alınan alanlardaki hızlı canlanma buna somut bir delil
olarak ümit veriyor.
Ocean with David Attenborough sualtı yabani hayatından yaşam kesitleri görmek isteyenlere göre bir belgesel değil, çevreci bir odak noktası var. Dolayısıyla Bu noktada bir eleştirim olabilir. bence bir alt başlıkta bu belirtilmeliydi.
Benim aklımda sualtı trol tahribatı ve çırpınan köpekbalığı
sahneleriyle yer eden çevrecilik ağırlıklı bir doğa belgeseli olarak kayıtlarıma
geçti.
4 Eylül 2019 Çarşamba
"Belki biz birbirimize yalan söylüyoruzdur"
Son derece başarılı hazırlanmış ve sunulmuş bu ajitasyonsuz haberi dört beş kez arka arkaya seyrettim. Nedense özellikle ensemi ter bastı. Suçluluk mu hissettim çaresizlik mi duygudaşlık mı bilemiyorum. Belki hepsinden biraz vardı.
Umarım çocuklarına bakmaktan başka bir isteği olmayan bu Diyarbakır'daki hanımefendi emeklerinin karşılığını alır ve daha az yorucu bir işle yaşamına devam eder.
3 Ağustos 2019 Cumartesi
"Ne yediriyor yahu bunlar bize?" (BBC) (2019)
22 Mayıs 2019 Çarşamba
Why Reading Matters (Belgesel) (BBC)
Notlar
Rita Carter
The brain changes as it is not a natural thing to read and write.
Human brain was built for smelling, hearing but when faced with a new challenge, reading, it rearranged its existing parts.
Early humans discriminated animal tracks, wild animals, and primitive weapons. All required honing the visual skills.
Hippocampus works in knowing the space we are in. Cab drivers use it quite frequently. So hippocampus of Londn cab driwers were significantly larger than the ordinary people. So brain arranges itself according to the requirements. Reshapes, restructures itself.
A man of 60 age suddenly loses reading ability. He can read the letters but they don’t evoke a word or image in his mind. Just like looking at another language. The reason was a stroke.
Doctors searched for the responsible area in his brain by MRI.
Some patients, after stroke, looks at word yacht and sees it as food. No connection again.
A lot of areas of the brain were found to be involved in those studies. Not one big chunk. No reading center, but a highly complex network.
Because reading is not a normal human activity, parts of brain involved in reading also do other things.
Pronounciation is very hard in English. The brain builds a complex modification to itself as it learns a hard new language.
Brain accomodates with your intellectual skills just like muscles of a bodybuilderdo. In other words, use it or lose it.
Electroencephalograph – elektroankefalograf okunur
If the brain is intrigued by the meaning of a word, it sends out distinct electrical response. (400msecs after reading the word = N400)
If the grammar intrigues brain, sends out signals after 600msecs = P600 (that’s odd but it means something)
N400 brain signal : says “that doesn’t make any sense, nonsense” = Semantic error eg: “They thought so well of the hero that they printed him”
Brain response to syntatic errors and meaning error. These appear to be separate processes.
P600 response from brain: no violation of meaning
A test: examining response against sentences of different grammar and sense characteristics.
While reading normal sentence both in sense and grammar. Brain signals are baseline (saying that its normal)
“They thought so well of the hero that they candled him.” Demonstrated both N400 and P600
“They thought so well of the hero that they godded him” gives out fundamentally p600 effect. Message is: Grammatical issue at hand. Cause in this sentence shakespeare creates a verb from a noun.
So it seems, shakespeare used these odd different words every so often, in order to make the reader not relax for long. Thrwe oddball words now and hten to keeo the suspense.
Comment of the literature prof: this is like an evolutionary tool, the brain encountered many odd and strange situations during reading the shajespeare pieces, and subsequently evolves to overcome them, adapt to them, it primes the mind for difficulties, prepares mind to be able to take different pathways from the obvious or ordinary ones. So shakespeare literally electrifies the brain a lot. He frequently turns a noun into a verb.
Fictional works may indeed be the most energetic cerebral workouts.
Phrenology – Charlotte Bronte was curious about this craze of 19th century. Concocting characteristics of a person by the bumps in one’s head.
Reading brings about empathy, its not just reading or learning. Novels make you symphatize with other people.
Amygdala is thought to be heavily involved in emotions. But also play a role when you try to understand others’ emotions.
Dancing movements are controlled by motor cortex of brain. But even when we watch those action in other people, the same region fires up in us. Other people’s actions are mirrored in our own brains. Not only dancing and motorcortex; music, climbing, talking as well.
So our own brain does the things we watch as well. (Bara: interesting, think about horror movies)
Bara: Brain undergoes an evolutionary path and changes in Western civilization. Eg: first their brain get used to reading and formed itself accordingly, then came the others, in the 3rd world, people jump into the futher steps without completing the very first, reading. That may be causing new diseases and behavior pathologies.
Mirror neurons
When we read or see omeone scratching his head, involuntarly our hand aims to the same. Empathy in action.
Magnetoencephalography (MEG) is used for mapping out the active areas of brain while reading or watching. The action words (verbs) appear and disappear and together they form sentences. Meanwhile, they observe the areas firing up in your brain as the words go on. On the screen those areas light up.
Other people’s actions are mirrored in our brains to a certain degree.
Empathy in action: when a human grabs a banana, monkey tries to grab too.
The reader becomes the book and the book becomes the reader.
Humans – interdependent species.
Reading provides much more than mere transfer of knowledge. It muscles up the empathy network in brain.
Bara: Gene leap, genlerimiz büyük ölçüde grand parents ağırlıklı şekilleniyor olabilir mi? despite our parent? Quite interesting thought!!!
Reading gives us rehearsal stage. We edit, and rehearse events of real life in our brain.
There are also therapeutic book groups for people with psychological problems in England.
Reading is the best antidepressant for some.
Our neural circuits change as we read.
Bara: We face the structure of another brain when reading a book. So our brain tries to know it and pick some traits of it. Books are like brain maps of other people. We read them and evlve around htem as we read. We explore different opportunities and brain structures which we quickly adapt.
In 2005, 218 million books were bought in England.
30% rise since mid 1990s
Vox Pops = sokaktaki adamın görüşleri, man on the street interview, MOTS
Usually the interviewees are shown in public places, and supposed to be giving spontaneous opinions in a chance encounter — unrehearsed persons, not selected in any way
Some say video games give no empathy but some say they do. There is one thing certain, video games reduce reading rates among teenagers.






































































