2 Ağustos 2026 Pazar

ŞİİR | Madenci Ağıtı | Açlık Kesin Ölüm Olasılık


“Aşağıda ölüm var, yukarıda açlık. 
Aşağıdaki ölüm olasılık, yukarıdaki açlık kesin.”
Bir Maden İşçisi

Yerin üstünde
Memleketim dedikleri cehennemde
O kadar karartılmıştı ki gelecek
Öylesine ümitsizdi ki vaziyet
Milyonlarca insan vardı
Çocuğuna aş götürmeye hasret

Esir olmuşlardı açlık korkusuna
Ekmek bekleyen aileleri uğruna
Çalışırlardı hiç durmadan
Mezar gibi mekanlarda
Ve her atışı kalplerinin
Sanki bir sadakaydı onlara

Kapatarak gözlerini
Güneşi çalınmış bir dünyaya
Bunca karanlığı yüklenir gibi
Sırtlarında koca birer tufa
Yürürler yeraltına
Mecburen sıra sıra

Onlar bilirler ki
Güneşle başbaşa her an
Faiziyle ödenecektir
Yeraltında çalıştırılarak durmadan

Sıkışırsın bazen yerüstünde
Gökler üstüne üstüne yürür
Evladına alamadığın gofretle
Yerin dibine geçmektense her gün
Kazma küreği sırtlanıp
İnersin
Yedi kat dibine ölümün

Madencinin canı cebindedir
Eli canında
Boş elleriyle
Çocuklarının karşısına çıkmaktansa
İnecek o uğursuz madene
Bir kez daha.!
Bin kez daha..!

Gündüzünü katık etmiş erkekler
Güneşine yabancı yitip giden seneler
Sevdiklerini bir kez daha görebilmek
Sevdiklerine biraz olsun
Birşeyler götürebilmek

Gözlerde bir minik ışıltı doğsun
Varsın bedeli ağır olsun
Koşa koşa inmek gün ve gece
O madenlere yine, sonunu bile bile

Güneşin bir mesajıdır sanki
Tünellerde duyulan her paydos sesi
Yeniden doğmaktır bir kez daha
Sevdiklerinin yanına, sofrasına, arasına

Babasını bekleyen güneş yüzlü bebeler
Sofrayı hazır eden çilekeş anneler
Ve yerin altından gelen bir kara haber
Madencinin çilesi, söyle, ne zaman biter

Çat pat çat pat çat pat
İhmallerin bedelidir bunca vefat
Kazma, kürek ve baret
Maden ocağının içinde
Herkes birbirine emanet

Güneş göstermeyen sözlerle
Karanlığa gömülmüş yüzler
Ve isyanın pencereleri olmuş
Geride bıraktıkları tüm gözler

Tepe tepe 
Çavdar çavdar
İşgal altında mı yahu bu topraklar
Başımıza çıkarttıkça bunca namerdi
Daha çok yaşarız zifiri zalimlikleri

Bir toplam düşün
Eksiye mahkumlar en kalabalık
Bir toprak düşün
Üstü altından karanlık
Bir toplum düşün
Yerin altı bile daha aydınlık

Soma'nın altı üstü kapkaranlık
Sokaklarında çocuklar
Ana ağıt baba kayıp
Yazık değil mi bu çocuklara yazık
Ne bakarsınız
Hala yetmez mi bunca ayıp..!

Onlar
Güneşten bile alacağı olanlar
Onların çocukları
Güneşten bile alacaklı doğanlar

Geçmiş olsun, uğurlar ola
Diye diye değişir bir vardiya daha
Bitmek bilmez bir sefalet sanki adresin
Bir zincir gibi katı ve kesin
Oysa toprak kaya olur kayalar toprak
Turbadan kömür yapan bu doğa, bu hayat
Yeraltında bile değişim mutlak ve en doğal hak
Yıllar geçse de bu topraklarda fakat
Madencinin kaderidir hala
Can vermek toprak altında
Heyhat

Armutçuk Kozlu Sorgun Soma
Karadon Ermenek Amasra
Hele mükellefiyet dedikleri o korkunç tasma
Karanlıklar yırtılmalı artık baştan aşağı
Yetti canımıza devletli patronların yalanları
Eğer bu topraklar vatansa
Ya da niyeti varsa vatan olmaya
Yerin altı üstü ayırmadan
Emek hırsızlığını kayırmadan
Adaletin güneşi doğmalı insanlara
Cana, canana, tüm canlılara

Yazan
L. KIZILTOPRAK
(2026)


Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.

1 yorum:

  1. MADENCİ AĞITI: AÇLIK KESİN ÖLÜM OLASILIK
    Aşağıda ölüm var, yukarıda açlık. Aşağıdaki ölüm olasılık, yukarıdaki açlık kesin.”
    -Bir Maden İşçisi-

    Yerin üstünde
    Memleketim dedikleri cehennemde
    O kadar karartılmıştı ki gelecek
    Öylesine ümitsizdi ki vaziyet
    Milyonlarca insan vardı
    Çocuğuna aş götürmeye hasret

    Esir olmuşlardı açlık korkusuna
    Ekmek bekleyen aileleri uğruna
    Çalışırlardı hiç durmadan
    Mezar gibi mekanlarda
    Ve her atışı kalplerinin
    Sanki bir sadakaydı onlara

    Kapatarak gözlerini
    Güneşi çalınmış bir dünyaya
    Bunca karanlığı yüklenir gibi
    Sırtlarında koca birer tufa
    Yürürler yeraltına
    Mecburen sıra sıra

    Onlar bilirler ki
    Güneşle başbaşa her an
    Faiziyle ödenecektir
    Yeraltında çalıştırılarak durmadan

    Sıkışırsın bazen yerüstünde
    Gökler üstüne üstüne yürür
    Evladına alamadığın gofretle
    Yerin dibine geçmektense her gün
    Kazma küreği sırtlanıp
    İnersin
    Yedi kat dibine ölümün

    Madencinin canı cebindedir
    Eli canında
    Boş elleriyle
    Çocuklarının karşısına çıkmaktansa
    İnecek o uğursuz madene
    Bir kez daha.!
    Bin kez daha..!

    Gündüzünü katık etmiş erkekler
    Güneşine yabancı yitip giden seneler
    Sevdiklerini bir kez daha görebilmek
    Sevdiklerine biraz olsun
    Birşeyler götürebilmek

    Gözlerde bir minik ışıltı doğsun
    Varsın bedeli ağır olsun
    Koşa koşa inmek gün ve gece
    O madenlere yine, sonunu bile bile

    Güneşin bir mesajıdır sanki
    Tünellerde duyulan her paydos sesi
    Yeniden doğmaktır bir kez daha
    Sevdiklerinin yanına, sofrasına, arasına

    Babasını bekleyen güneş yüzlü bebeler
    Sofrayı hazır eden çilekeş anneler
    Ve yerin altından gelen bir kara haber
    Madencinin çilesi, söyle, ne zaman biter

    Çat pat çat pat çat pat
    İhmallerin bedelidir bunca vefat
    Kazma, kürek ve baret
    Maden ocağının içinde
    Herkes birbirine emanet

    Güneş göstermeyen sözlerle
    Karanlığa gömülmüş yüzler
    Ve isyanın pencereleri olmuş
    Geride bıraktıkları tüm gözler

    Tepe tepe
    Çavdar çavdar
    İşgal altında mı yahu bu topraklar
    Başımıza çıkarttıkça bunca namerdi
    Daha çok yaşarız zifiri zalimlikleri

    Bir toplam düşün
    Eksiye mahkumlar en kalabalık
    Bir toprak düşün
    Üstü altından karanlık
    Bir toplum düşün
    Yerin altı bile daha aydınlık

    Soma'nın altı üstü kapkaranlık
    Sokaklarında çocuklar
    Ana ağıt baba kayıp
    Yazık değil mi bu çocuklara yazık
    Ne bakarsınız
    Hala yetmez mi bunca ayıp..!

    Onlar
    Güneşten bile alacağı olanlar
    Onların çocukları
    Güneşten bile alacaklı doğanlar

    Geçmiş olsun, uğurlar ola
    Diye diye değişir bir vardiya daha
    Bitmek bilmez bir sefalet sanki adresin
    Bir zincir gibi katı ve kesin
    Oysa toprak kaya olur kayalar toprak
    Turbadan kömür yapan bu doğa, bu hayat
    Yeraltında bile değişim mutlak ve en doğal hak
    Yıllar geçse de bu topraklarda fakat
    Madencinin kaderidir hala
    Can vermek toprak altında
    Heyhat

    Armutçuk Kozlu Sorgun Soma
    Karadon Ermenek Amasra
    Hele mükellefiyet dedikleri o korkunç tasma
    Karanlıklar yırtılmalı artık baştan aşağı
    Yetti canımıza devletli patronların yalanları
    Eğer bu topraklar vatansa
    Ya da niyeti varsa vatan olmaya
    Yerin altı üstü ayırmadan
    Emek hırsızlığını kayırmadan
    Adaletin güneşi doğmalı insanlara
    Cana, canana, tüm canlılara

    Yazan
    L. KIZILTOPRAK
    (2026)

    YanıtlaSil

Yorumunuzu yazabilirsiniz.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...