24 Eylül 2017 Pazar

Ame Agaru (Yağmur Sonrası)


Şiddetli yağmur sonucu taşan nehri geçmek isteyen insanlar birkaç günlüğüne Matsubo isimli hana sığınır. İşsiz bir samuray (ronin) olan İhei Misava ve eşi de (Tayo) burada yağmurun dinmesini beklemek zorunda kalırlar. İhei handaki gergin atmosferi dağıtmak için çevredeki dojoların sensei’lerine yasak olmasına rağmen meydan okuyarak dövüşür ve kazandığı parayla ziyafet düzenleyerek herkesin mutlu olmasını sağlar. Bir gün ormanda yürüyüş yaparken bir kavgaya şahit olur. Oysa samurayların düello etmesi yasaklanmıştır. Ayırmaya çalışırken dövüş sanatlarındaki ustalığını sergiler. Bu durumu uzaktan seyreden bölgenin hakimi (Efendi Nagai Şigeaki) onu beğenir ve sarayına çağırarak askerlerinin kılıç ustası olmasını teklif eder. Fakat İhei’nin kimsenin aklına gelmeyecek tuhaf bir problemi vardır.  

Japon/Fransız ortak yapımı 1999 tarihli bir film. Şugoro Yamamoto’nun bir hikayesini senaryolaştıran Akira Kurosava filmi çekemeden vefat edince (1998), oğlu filmi çekmesi için yıllardır yanında çalışan asistanı Takaşi Koizumi’ye yönetmenlik teklifi götürmüş. Çekimleri yine Kurosava’nın ekibi yapmış. Hatta kostümleri bile Kurosava’nın kızı hazırlamış. 1999 yılında gösterime girmiş. Zaten filmin başında Akira Kurosava anılıyor. 


Başrolde Akira Terao harikaydı. Kurosava’nın Ran ve Dreams (bizzat Kurosava rolünde) filmlerinde de oynuyor.  Diğer oyuncular da iyiydi. Mesela Lord rolündeki Şiro Mifune, özellikle Kurosava filmlerinden (beraber 17 filmleri var) ve efendi Toranaga rolünden tanıdığımız  meşhur Toşiro Mifune’nin oğluymuş. Siyahbeyaz geridönüşlerde izlediğimiz Ihei Misava’nın ustası rolünde Ran ve Kagemusha filmlerinin yıldızlarından Tatsuya Nakadai var. Masaru Sato’nun müzikleri basit birer fon olmanın ötesinde filme katkı yapıyor. Görüntü yönetmenliği açısından da başarılı, tekrar tekrar seyretmek isteten estetik kareler yakalanmış.

Takaşi Koizumi bununla birlikte ilk 3 filmini Akira Terao ile çekiyor ve üçü de birbirinden güzel filmler.

(1999) – Ame agaru – Apres la Pluie
(2002) – Amida-do dayori – Letters from the Mountain
(2006) – Hakase no Aishita sushiki – The Professor’s Beloved Equation


Dövüş sahneleri az ama sağlam. Fakat film savaş sahneleri üzerinden gitmiyor. Ormanda kendi kendine antrenman yaptığı sahnelerin fazlalığı aslında insanın tek rakibinin kendisi olduğuna işaret ediyor gibi. Senaryo dümdüz ilerliyor, öyle keskin dönemeçler, inişler-çıkışlar, sürprizler yok. Adeta minimalist bir metin takip edilmiş. Seyrettiğim en sade ama insanı içine çeken hikayelerden biri. Eşler anlayışlı ve kocalarını tamamlayan karakterde resmedilmiş. Hem İhei’nin hem de Efendi Şigeaki’nin eşi anlık öfkelerle fark edilemeyecek incelikleri hatırlatan çok kaliteli kadınlar. Kötü bir baş karakter yok. Handaki ziyafette söylenen şarkıları bugünün rap tarzına benzettim. Seyredin, bakalım siz ne düşüneceksiniz.   



Klasik bir samuray filmi değil kesinlikle. Sadece intikam peşinde ya da büyük kötülüklere karşı çıkan bir savaşçı yok. İhei Misava diğer samuraylardan dövüş yeteneğiyle üstün ama esas farkı insan ayırmaması. En üst tabakadan alta kadar herkese aynı samimiyet ve saygıyla yaklaşıyor. Bununla da yetinmiyor, onlara faydalı olabilmek için çırpınıyor. Sürekli güleryüzlü adam. Sadece keyfi yerinde olduğunda gülümseyen insanlardan değil, en zor zamanlarda gülümseyebilen bir yapısı var. Gündelik hayatta samurayların köylülerin efendisi olmasına, insanın insana tepeden bakmasına yaşamıyla “karşı örnek” oluşturan bir samuray resmedilmiş. Geleneklere isyan etmesi, aç insanları doyurmak için yasak dövüşlere katılmaktan çekinmemesiyle kendini iyice belli ediyor. Bu tutum alt tabakada hoşnutlukla karşılanırken samuraylar ve üst tabaka arasında kendilerine hakaret edilmiş hissi uyandırıp rahatsızlık y aratıyor. Olumlu bir özellik çevrede olumsuz hisler uyandırabiliyor bazen. İşte İhei Misava’nın geleneğe tatlı tatlı karşı çıkan tavırları buna benzer bir etki yaratıyor sanki etrafındaki gelenekten beslenen ayrıcalıklı kesimde. Pek çok filmdekinin aksine basit bir sınıf çatışmasından ibaret değil sorun. Ihei etrafı koklayıp davranışlarını ona göre ayarlayan sahte “iyi çocuk”lardan değil. Mutlu olmasının kendi değerleri için savaşmaktan geçtiğini anlamış gerçek bir bilge savaşçı. Fakat bunu gürültülü bir isyanla yapmaması onu gizemli, farklı ve daha da saygın kılıyor. Sadece asıl ilgi çeken “büyük” adaletin değil, yaşamın her anında saklı “minik” adaletlerin de savunucusu olmayı başarabilmiş nadir bir adamın hikayesini izliyoruz.. 



Filmin isminin “Yağmur Sonrası” olması da boşuna değil elbette. Yağmur, yeryüzündeki kaçınılmaz mücadeleyi ve zorlukları simgelerken, yağmur sonrası, bu mücadeleyi hakka uygun biçimde yapmış olanların hissettiği huzurun sembolü oluyor bence. Siz dış huzursuzluklara karşı mücadeleyi doğru düzgün yaptıktan sonra başarısız bile olsanız güçlükler sonrası iç huzur geliyor. İhei ve eşinin okyanusun kıyısında hissettiğine benzer bir iç rahatlığı sarmalıyor insanı sonunda.   

Çok uzaklardan tek atışta hedefini vurmayı başaran usta işi bir film. Sade ama bilge bir yaklaşımı var. Geleneğe meydana okuyan sakin bir idealizm sunması ve kötülüğün asgari seviyede yer almasıyla masalsı. Yavaş değil, acele etmiyor. Seyirciyi aksiyon ya da heyecanla tavlama derdi olmayan dingin bir ilerleyişe sahip. Tıpkı başrolündeki sıradışı samuray gibi sinemanın alışılmış silahlarını kullanmadan izleyicisinin gönlünü fethedebilen etkileyici bir sinema örneği.  




İLAVE NOTLAR – ALINTILAR - SAHNELER
Küçük çocuklar hanın içinde çıplak koşuşturmaktadır çünkü kurumaya bırakılmış  elbiselerinin yerine giyecek bir şeyleri yoktur. Handakilerden birisi çıplak dolaşmayın der. Bir başkası ise “Being nude belongs to the essence of man, are we not nude?” diyerek şikayet edene cevap verir. Hemen ardından çamaşırları asan kadın yağmurun bir an önce dinmesi gerektiğini söyleyince Ihei tüm yağmurların bir gün duracağını söyleyerek odasına gider. Filmin ismi hakkındaki ipuçları hemen filmin başındaki bu diyalogda izleyiciye sunulmuş aslında.  

İhei handa yemek kıtlığından yaşanan tartışmalardan rahatsız olur. Parası da olmadığı için gidip yasadışı dövüşlerden para kazanır ve handakilere ziyafet çeker. Herkesin keyfi yerine gelir ve davranışlar bir anda değişir.  




Yağmur durunca Ihei ormana gider. Antrenman sonrası yürürken düşünmeye başlar: 
“What could I be good at? I wonder..For me it doesn’t matter, but there’s also my good wife Tayo…Come on, pull urself together.

Silahını kullanmadan eşiyle vakur bir hayat yaşayabilmenin arayışı içinde.
Yalnız başına ormanda yürüyüş ve antreman sayesinde biraz da deşarj oluyor. 

Gonnojo – muhafızbaşı
Büyük usta Tsuji Gettan








Muhasebecilikten Edo’ya yolculuk
Muhasebecilikten yani masabaşı işinden sıkılıp Edo’ya (Tokyo) gitmek için yola koyulur. Parasızdır. Yolunun üstündeki dojolarda sensi’lere meydan okur. Tam düello başlayacakken pes eder. Hocalar keyiflenir ve ona yemek/para verir. Aynı şeyi Edo’ya vardığında büyük usta Tsuji Gettan’a da yapar. Fakat usta aynı onun gibi dövüşe başlamadan pes eder. Sonra başbaşayken niye böyle yaptığını anlatır: “To this day, I fought with an uncountable amount of men. But u were different. Though u gave the impression of being badly prepared, u stayed calm and showed no desire to win. I didn’t understand u. I didn’t know what to do. That’s why I lowered my sword. I am truly beaten today (kahkahalarla güler). “Sonra yanında çırak olur. Usta olur. Onun sayesinde bir beyin yanında iş bulur ama uzun sürmez. Sonra başka efendiler için de çalışır ama hep aynı şey olur. Tuhaf bir şekilde istenmez. Sonunda ronilikten başka çaresi kalmaz.

İhei Misava: “My wife says I wasn’t made to serve a Lord and expects nothing more of me…”

Efendi Şigeaki: “A proud blade. Has the freshness of a spring breeze. And its perfume, They say the sword is the sould of the warrior. “ (Ihei ve kılıcının benzerliği)

Efendi Şigeaki çalışanlarına isim takmayı seviyor. Yapmacık/ahmak geleneklerin farkında aslında ve gerilerden de olsa Ihei'nin yolunda gibi. 

Baş memur, İşiyama Kihei, Katır kafa
İkinci memur, Akaşi Butayu, Korkuluk








Efendi Şigeaki kendisi de onunla dövüşmek isteyip yenilince İhe ona karşı aşırı nazik davranır ve bu da gururuna dokunur Şigeaki’nin. Ihe “Ne zaman akıllanacağım ben!” der.

İhe Misava: “Take guard, if there is one day to be angry at myself, it must be today. I get angry and when I lose control, I answer to nothing, beware!”

Şigeaki'nin eşi: “Niye sinirlendin?”
Şigeaki: “Aşırı özür dileyince kendimi kötü hissettim ve tepki verdim. Çocukça, biliyorum. But the benevolence of the winner, breaks the heart of the loser. I had the impresion of being mocked. No one likes to be pitied. It hurts ur self-esteem. ”  
Eşi: “It must be hard for people who are strong. When a man is that skilled and that good-natured, these qualities would surely make u detested.”
Şigeaki: “Bir dakika…Zatwen işe girdiğinde hep başının belaya girdiğini söylemişti. Şimdi anladım.



İhei Misava: “Poor people have no other support than mutual aid. They cant survive if they only think of themselves."

Eşi düello etmesine karşı ama handaki insanların mutluluğu ve eşi hakkında söylediklerinden çok etkileniyor. Bunları anlatırken bakışları Okuribito filminde eşinin işinden önce utanan sonra büyük saygı duyan kadının bakışlarını hatırlattı.

Sonunda haber gelecek mi diye dolaşıp duruyor adamcağız. İşte bir noktada sosyal bir mutabakat şart oluyor. Öküz kafayla Gonnojo geliyor. Tam işe almaya karar verdikleri sırada yasadışı düelloya girdiğini öğrendiklerini ve vazgeçtiklerini söylüyor. Adam kötü oluyor tabii. Burada eşi söze girdi ve harika bir konuşma yaptı: 

Tayo Misava: “My husband knows for sure the dishonor connected with those duels. Yet knowing this, he still participates. There are times when he has no choice. But I understand now. The important thing is not what he does, but why he does it, isn’t it? Can’t people like u understand that?”

Döneminin doğrusuna değil, düşündüğün doğruya kulak vereceksin diyor özetle. Çok büyük kadın.   

Eşine döner ve sözlerini tamamlar.” From now on, everytime it seems justified, participate in duels, when by doing this, u’ll be able to help the poor, weak, and the miserable find some happiness.”

Bu sözler üzerine Gonnojo hayran kalır. Öküz kafa çareyi bozuk bir halde gitmekte bulur. Efendi Şigeaki kadının sözlerindeki bilgeliği anlar ve öküz kafaya bağırıp çağırdıktan sonra Ihei ayrılmadan yakalayıp ikna etmek için dört nala peşinden gider.








KARIŞIK RESİMLER
























Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...