7 Eylül 2017 Perşembe

William Blake Belgeseli (Southbank Show) (1995)


William Blake'in hayatı ve eserleri üzerine bir belgesel. Canlandırma ile hayatından kesitler de sunulmuş. Eski tarihli olduğu için çözünürlük iyi değil ama Blake ile ilgilenenlerin hoşuna gidebilir.  

NOTLAR
Tiger tiger poem
Spent his life almost entirely in London
Gündüzleri engraver olarak geceleri kendi sevdiği işte çalışıyor
Eccentric ve mad diyor çevresindekiler
Ruhlarla konuşuyor
Ona göre imagination ve reason, concrete ve spiritual worlds were connected.

Peter Ackroyd yeni bir biyografi yayınladı.
Jerusalem, one of his most complicated poems
Sadece bir kez Londra dışına çıkmış.

Jerusalem herkesin bildiği bir gayrıresmi milli marş Britanya’da.
Jerusalem aslında bir ilahi ya da şiir değil, it’s a preface to one of his prophetic books. Emanation of the giant albion

Bugünkü gibi celebration of national consciousness şeklinde kullanılmasını istemezdi muhtemelen. Monarşiye karşı. Established church’e karşı. Otorite tüm kurumlarıyla sıkıyor.
Karışıklıklarla dolu bir Londra'da yaşadı.
Disparaged, ignored, ridiculed, isolated bir yaşamı var. 

Gravürcü, geceleri yazıyla ilgileniyor.
İnatçı ve inançlı. Yazmaya ve resme devam ediyor. “I may converse with my friends of eternity”
“ labor upwards to futurity”

Deli, aptal diyorlar. O dönemde Londra’da kasap dükkanlarının sayısı kadar kitapçı varmış.

“Men of talent does what he can, men of genius does what he must”

Şiirlerini yakınlarına şarkı gibi söylemeyi severmiş.
Street ballads, methodist hymns falan dinliyor müzik olarak o dönem.

“As a boy I could stand for hours looking at pictures in simple fascination”

14 yaşında gravürcünün yanında çıraklığa başlamış.
Created his own religious iconography. A spiritual art of his own understanding. Druids ve Myth of Albion gibi ancient inanışlarla ilgili. Albion, England’ın eski ismi. Medieval gothic English tradition. Sık sık Westminster Abbey’ye gidip ilham alıyor.

Annesi okuma yazma öğretir.Kendisi Latin ve Greek öğrenip Hebrew a başlar.
Okula gitmediği için mutlu olduğunu söylüyor.
Robert Blake küçük kardeşi. Kendine en yakın gördüğü aile bireyi.
Kardeşi ölüyor.  15 gün yatağının yanında bekliyor.

Şiirinde kardeşinin kanatlanıp göğe yükseldiğini gördüğünü yazıyor hasta yatağının başında. Bloomsbury’de radical cults, occultism, magic ile ilgili topluluklar var.

Swedenborg society – a new hristiyanlık yorumu. Blake katılmış. Swedenborg bu hayatı bir hazırlık olarak görüyor. Ruhlar etrafımızda.

Eşi Catherine Blake – 45 yıllık evli. Hiç şikayet etmediğini yazıyor. Ruhların yazdırdığını kabul edermiş. Her şeyiyle ilgilenirmiş. Polygamy ve promiscuity’nin importance’ı hakkında konuşuyor yaşamının son yıllarında dahi. Kendisinin ihanet ettiğine dair bir bulgu yok. 1789’da Swedenborg New Church hareketine katıldı. The enemy was the established church for him.

Şiirlerinde kiliseyi kasvetli, uninviting, lifeless bir yer olarak tasvir ediyor. Çiçek bahçesi olması gereken yerlerin mezarlık olduğunu söylüyor.

Kendi resimlerini beğenmiyorlar. Portray painting revaçta. İsyanlarda

Durer said: “My figures come from within”
Throughout his life, Blake emphasized sexual energy.
Thomas Newton’ın tam tersi. Antimaterialist

Enlightment döneminde yaşıyor. Herşeyde mantık aranıyor. Antimaterialism o zamanlar marjinal. Every cry from hunted hair şiirindeki gibi hayvanlara kötü davranılmamasın gerektiğini savunuyor.

The Little Black Boy şiirinde herkesin kardeş olduğu fikri

He believed he can build a modern Jerusalem in London. Jerusalem şiiri.

“To see the world in a grain of sand”












































Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...