15 Temmuz 2017 Cumartesi

Ross Kemp S5E1 - Moğolistan ve Faşizm (2016)


Bu bölümde Moğolistan'daki aşırı sağcı görüşlerin yükselişi ele alınıyor. Aşırı milliyetçi gruplarla söyleşi iyiydi ama bunun nüfustaki ağırlığı ve oranı konusunun havada kalması büyük eksiklikti. Anladığım kadarıyla Nazi özentilerinin halkta ciddi bir karşılığı yok. Ama milliyetçi savunmacılığın Çinlilerin de haksız uygulamaları ve devletin acizliği ile yükselişte olduğu ve kısmen de olsa halktan destek aldığı gözleniyor. Bu grupların herhangi bir partiyle bağları var mı ya da partileşmeyi düşünüyorlar mı? Bilemiyoruz. Muhtemelen özellikle yerel yöneticilerin bir kısmı destekliyordur. Araştırmak lazım.  


NOTLAR
Coal, copper, gold and other minerals. Çin bu yeraltı zenginliklerini satın alıyor.
İşsizliğin artışı ve fakirlik bu yeraltı zenginliklerinden kimin yararlandığını sorgulatıyor.
Ulan Bator, capital city
20 Nisan Hitler’s birthday’i kutluyorlar.
Mongolian Nationalists
Motorcade
White swastikas
Çin'e düşmanlar
Köklerinde 1990lardaki Soviet skin  head ler de var.
Çocukken seyrettikleri Nazi filmlerinde üniformalar hoşlarına gittiği için aynı kıyafetleri kullanıyorlar.

Swastika Cengiz han arafından da kullanılmış binlerce yıllık bir sembol.

Hitler'den büyük saygıyla bahsediyorlar.
Kanunları da ekonomiyi de ilk Mogollar buldu falan diyorlar. Acıyarak baktı Ross. Üstünde 1940'ların Nazi kıyafetleri Moğol ırkının başarılarını anlatan bir fanatik. Başka ne yaparsın böyle tiplere. Hitler yaşasa köleliğe bile layık görmeyeceği Moğollar Hitlercilik oynuyor. İslam dünyasında da bu kafada çok insan var. Niye sürünüyoruz yüzyıllardır diye sorgulayan yok...Birilerini suçla birilerine yanaş, olsun bitsin. Kendine yer açmak.  

“Mongolia will rise again..!” dedi herifler. “Diriliş” :) Ruh hali aynı. Zombilik.























Peki halkın genelinde bir karşılığı var mı bu ultranationalist, hatta bence fantastic hareketin?
Cengiz han. led the largest land empire world ever seen
14yy Cengiz han’dan sonra Çin'in bir parçası oluyor Moğolistan.1921’de SSCB’ye katılıyor. 1992’de demokrasi oluyor !

Blue Monguls – biggest nationalist movement
“Moğolistan’da host guest dengesi bozuldu. Özellikle Çinliler lehine.” Milli şampiyon güreşçi de hareketin parçası.

Çinli patronlar parasını vermezse Moğol işçilerinmesela, Mavi Moğolları arıyorbazıları ve daha iyi bir netice alıyor. Eskiden döverdik şimdi oraya gidip polisi çağırıyor v adamları onlra teslim ediyoruz diyor.

Çinli bir tuğla fabrikasından çağırıyor işçiler. Raid’e hazırlık. Patron kaçmış. İşçilerin vizesi bitmiş, polise götürdüler.

Swastika bunların da sembolü. The circulation of positive energy.
Kadın Vietnamlıyla evlenmiş.Onlara da saldırıyorlar.
Garaj işletiyor. Bu ortamdan yararlanıp siz göçmen çalıştırıyorsunuz diyerek para vermeden gidenler de oluyormuş.








Kontrolsüz madenler (unregulated)
Nalaikhmine madeni. Mot dangerous in the world.
Maden sahipleri yabancı işçi tercih ediyor.
Çinli işadamları Moğol ismiyl emadenleri ve arazileri alıyorlar.  Kontrollerde taşeron bir Moğolu patron gösteriyorlar.
30 dolar en fazla günde kazanıyorlar
Swastika Moğolistan’da vatanseverliğin sembolüne dönüşüyor.

Çinliler de az değil sanki. Kötü davranıyor hatta dövüyorlarmış Moğol işçileri. Devletin acizliği de boşluk doğuruyor.










Blue Mongols barbekü partisi dağda
Koyunu canlı götürüyorlar Moğol geleneğinde. Önce diyaframı kesip ellerini içine sokuyorlar. Kalbe giden ana arterlerden birini eliyle koparıyor. Acımasızca bir yöntem.

Climate change Moğolistanı çok etkiliyor verilere göre. Kuraklaşma. Kışlar gittikçe soğuyor. Yağmur yağmayınca ot büyümüyor. Bunun sonucu hayvan ölümleri yüzbinlerle ifade ediliyor.
Nüfusun 1/3’ü hala nomadic herders olarak yaşıyor.

Dzud – sert kışların adı
Eskiden 10 senede bir sert kış ya da kuraklık olurmuş. Şimdi 4-5 senede bir.
Göçebe hayvancılık bu zor şartlarla karşılaşınca ve sürülerini kaybedince insanlar şehirlere göçüyor ve shanty towns genişliyor.Çöplerde çalışıyorlar. Teneke ve cam toplayıp satıyorlar.

Nazizme çoğu inanmasa da xenophobia var.

Sky1












2 yorum:

  1. Bazan dünyayı yaşadığım yerden ibaret sanıyorum Rusenski. Sahiden öyle. Filmler ve romanlar başka dünyalara kapı açıyor elbette. Lakin benim silkelenmem için, dünyanın değişik ülkelerine ait filmleri seyrettiğim film festivallerine gitmem şart oluyor. Aynı gün dört film misal... Ne bileyim aynı gün... Çinden, Şili'ye, Kazakistan'dan Noeveç'e... Sarsıp silkeliyor bu filmler beni. Belgeseller gerçek hayatlar ya... Daha vurucu oluyor tabii...

    Du bi. Böyle bıdı bıdı yazmayayımda, böyleyken böyle diyerek bir linki paylaşayım:)

    http://hayalkahvem.blogspot.com.tr/2013/03/ve-dag-ve-festival-ve-iman.html

    YanıtlaSil
  2. Kitap, film, belgesel falan hepsi insana geniş bir bakış açısı kazandırıp bilgiyle donatıyor ama insanı asıl silkeleyen yaşadıkları oluyor Hayal Kahvem. En kalburüstü filmin bile üzerimizdeki etkisi birkaç gün sürerken, yaşadığım minnacık bir kabalığın yıllarca aklımdan çıkmadığını bilirim...

    Yazını okudum, göz atmadığın bir dağ belgeselleri kalmıştı herhalde, onu da yapmışsın zamanında :) Keşke filmlerden de kısa kısa bahsetseymiş dedim okurken.

    Dağda yaşam başka bir bilinç kazandırıyor insana. Bizzat tecrübe ettim, seyretmek yetmez, herkese gidip mutlaka yaşamasını tavsiye ederim. Şu yaz günlerinde bir uyku tulumu bile yeter. Bu arada günde 4 film mi? Bin BBC belgeseli adına…! Ben iki taneden fazla seyredemiyorum, kafamda hepsi birbirine giriyor. Geçen hafta epey İspanyol ve İran filmi seyrettim mesela ama yazmaya vakit olmadı daha.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...