7 Haziran 2017 Çarşamba

Edgar Allan Poe - Ölüm, Kadınlar ve Sevgi


Edgar Allan Poe - Love, Death, and Women (2010)
Geçtiğimiz aylarda çıkan Kırık Kanat çizgiromanında Antonio Altarriba annesinin yaşamını hayatında etkin olan erkeklere göre bölümleyerek anlatmıştı. BBC Scotland yapımı bu belgeselde de aynı şekilde Edgar Allan Poe'nun yaşamına hayatında önemli etkileri olan 4 kadın açısından yaklaşılıyor. Biyografik mekanların ziyaret edilmesinin yanında canlandırma tekniği de kullanılmış. Denise Mina sunuyor. Poe eserlerinden okumalar da serpiştirilmiş.    


NOTLAR
Boston’da doğar ve Baltimore’da ölür (1809-1849).
One of the first Victorians to earn his life as a writer
“Most melancholic and poetical topic of the world is the death of a beautiful woman” Poe

Poe’nun hikayelerinde kadınlar hep ölümün etrafında dolaşır.
Özellikle 4 kadının hayatındaki yeri önemli
Poe’nun yaşadığı yıllarda kölelik, hastalıklar ve fakirlik diz boyu Amerika’da.
Pioneer in America’s romantic movement. Rejected religious fanaticism.
Reinterpreted the horror and romance of gothic literature.
Detective fiction’ı o kadar iyi ki insanlar o dönem kendisinin de criminal olduğunu düşünüyor.



Female archetypes
The mother icon        
Unobtainable icon     Osgood
Virgin maiden           Virginia

1849’da 40 yaşında. Failed suicide attempt. Reputation in the gutter. Health failing. İş aramak için Baltimore’un docklands’ına gelir. Kaçak köleler ve Avrupalı göçmenlerin çok olduğu bir kent.
En son geldiği salon (Horse salon)

Delirium halinde Baltimore sokaklarında bulunuyor. Nasıl o  hale geldiği belli değil. Başkasının elbiselerini giyiyor. Hastaneye götürüyorlar ama 4 gün sonra ölüyor.
Congestion of brain, euphemism for alcoholism demişler. Ama asıl sebep bilinmiyor.
Parasız, çocuksuz ve yalnız ölür



1828 (19 yaşında)
Orphaned as a toddler. Fostered by John and Francis Allen.
Babasıyla arası iyi değil ama foster mother Francis’i çok seviyor. Anne ölünce baba desteğini çekiyor. West Point harp akademisine yazılır.
Okuldan atılır. Evsiz ve çaresiz.


Virginia ile ilk evleri



Aunt Maria Clemm ve iki kuzeninin yaşadığı eve gider. Özellikle genç kuzeni Virginia’ya bağlanır.
Viginia her görenin çok beğendiği bir kız.
Bir ara Virginia’yı Lady gibi yetiştirmek isteyip bizim yanımıza gönderin diyorlar. Maria, Poe’ya fikrini soruyor. Onsuz yaşayamam. Aile parçalanır falan diyor Mektubu var. Maria da (Virginia'nın annesi) reddediyor teklifi.

1936’da evlenirler. 27-13
O zamanlar kuzenler arası evlilik normaldi. Kadınların ortalama yaşı ise 40’tı. Erken evlenirlerdi. 
Balayına Petersburg’a gidiyorlar. Virginia ve annesiyle mutlu bir üçlü oluyorlar parasız olmalarına karşın. Virginia piano çalıyor. Poe flüt.

Maddi durum kötü. Ne iş bulsa çalışıyor. Bu evde yazmaya başlıyor. 1935’de Berenice. Surreal tale of love and madness. A man's obsession about his cousin. O zamanlar yazarlık diye bir iş yok. Zenginler kitaplarını bastırıyor sadece. Dergilerin girmesiyle yazı piyasası canlanıyor.


TB sonrası taşındıkları ev



Eleonora “Men have called me mad. But the question is not yet settled. Whether madness is or is not loftiest intelligence” Poe. Katılıyorum. Bazen bu da olabilir.

Shallowest breathing of tubercular lungs, the comatose sleep of typhus, suspension of movement by stroke or paralysis. O dönem korkulan şeyler. Hastalık çok. Tıp yok ortada.

The Premature Burial
New York Journal’ın editörü oluyor. İçiyor. Sert eleştiriler yazıyor çağdaşlarına. Zaten küçük olan edebiyat çevrelerinde bir sürü düşman yaratıyor böylece. Virginia tüberküloz. Kan tükürüyor. Yatakta. Ev değiştiriyorlar.

West Point’teki cloak’unu saklamış. Ona sarıyor Virginia’yı. Kedileri var. Katerina. Kedi de Virginia’nın yanında hep. Poe’nun duygusal zamanları. Annabel Lee bu dönem.

O zamanlar TB ölüm demek. Kendi kanında boğuluyorsun.genç olduğu için 5 sene mücadele edebildi hastalıkla. Bir iyileşiyor bir kötüleşiyor. Poe bir ümitleniyor bir yıkılıyor. Defalarca ölüyormuş gibi etkliyor Poe’yu.
Çoğu başyapıtı Virginia’nın bu hastalığı sırasında yazılmış.



1845’de masterpiece The Raven çıkar. Virginia’nin hastalık dönemi.  Başarılı bulunuyor. Hayranları oluşuyor. Kadınlar.
Hayranları arasında socialite Francis Osgood’da var. Şair . Aynı yaşlardalar.
Poe o sıralar yeni çıkan Broadway Journal’ın editörü. İkisinin şiirleri sayfalarda yan yana çıkıyor. Şiirlerle cilveleşiyorlar.

Örneğin Poe’nun “To F” şiiri
Poe liked to hear himself talking.
Virginia Osgood’u aile dostu olarak tanıyor.
Poe ile Osgood arasındaki ilişki platonik mi yoksa temas var mı bilinmiyor

Kocasıyla arası soğuk olan Osgood o dönem bir kız doğurunca Poe’nun olduğu dedikodusu yayılır. Bebek ölür. Gerçek havada k alır.
Bunlara karşı sert bir şir yazar Osgood: “Slander”

Elisabeth Ellet Osgood’un her açıdan rakibesi. Uğraşıyor. Virginia’ya da mektuplar yazıyor. Virginia yıkılıyor. Poe ve Osgood görüşmeyi kesiyor. 1846’dan sonra bitiyor.
Broadway journal’dan ayrılır ve son aylarını Virginia’nın yanında geçirir. Sonunda 1847 kışında 24 yaşında Virginia hayata gözlerini yumar.
A Paean şiiri

Poe depresyonda. Opium kullanımı. Laudanum. İçiyor. Sadece yeni bir kadının onu kurtarabileceğini söylüyorlar.



Sarah Helen Whitman, eccentric poet. Providence, Rhode İsland. Widowed. Childless. Gothic meraklısı. 6 years older than Poe. Clairvoyant. Mesmerism and healing. Cures pain by her hands. Farklı bir kadın. Eter çekermiş. O zamanlar medicinal value olduğu için kullanılırmış. Kolyesi tabut şeklinde. Kütüphanede konuşuyorlar.
Poe’unn The Spectacles şiiri ona.
To Helen şiiri.  

5-6 kez Providence’a ziyaret etmeye gelir. Evlilik teklif eder. İçersen evlenemem diyor. Kalbi hasta olduğu için korkuyor. 3 ay sürüyor bu durum. Sonunda şartlı olarak nişanlanıyorlar. Annesinin onayı ve içkiyi bırakması şartıyla. Anne istemiyor. Evlenirsen mirastan pay yok diyor. Poe’nun önünde onunla evlenirsen öldü sayarım diyor. Poe anneye “The Old Devil” adını takıyor.
Sonuçta olmuyor.
Yine intihar teşebbüsleri





ÇOCUKLUK ve ANNESİ
1811 – Poe 2 yaşında. Annesi Elisa’yla yaşıyor. Henry his brother, Sister Rosa Lee yaşıyorlar. Actress, famous. Acting is still  unsavory profession. One step away from prostitution
Meşhur olur. 200’ün üstünde rol alır. Britanya doğumlu. Bir süre yasadışı olarak oyunculuk yapar US’de. Babası David’de aktör ama anne kadar parlak değil. Babası tehditkarmış sinirlenince. Baba Edgar doğduktan kısa süre sonra ortadan kayboluyor. Anne tek başına bakıyor. Ama Edgar iki yaşındayken TB’ye yakalanıyor. Çalışamıyor. Tanındığı için koun komşu yardım ediyor. Elisa bu dönem öleceğini biliyor ve saçından bir tutam kesip Edgar’a veriyor. Öldükten sonra yeni ailesine veriliyor. Francis son günlerinde Elisa’ya yardım edenlerden.

Arkadaşları hem yetim hem aktris çocuğu olduğu için küçümsüyorlar.
Kendini ispatlamak için çok uğraşmış. Bir keresinde kendini zorlayarak bir yüzme yarışını kazanıyor. İyi bir atlet oluyor ama sinirli oluyor. Küçümsenmeye gelemiyor.

To My Mother şiiri
Okuma yazma öğrenince kütüphanelerden annesi hakkındaki yazıları arayıp buluyor.
Annesini sahnede Juliette, Ophelia oynarken seyrettiğinde ölüp canlandığını gördüğü için bu bir inanç olarak onda kaldı ve eserlerinde de reanimation konusuna sık değindi diyorlar.
Sevdiği kadınları kaybetme korkusu ve azabı hayatı boyunca yakasını bırakmıyor. Haklı adam. 




























4 yorum:

  1. Rusenski, aynı cümle içinde neden bazı cümleler Türkçe bazı cümleler İngilizce?

    YanıtlaSil
  2. Rusenski, aynı paragraf içinde neden bazı cümleler Türkçe bazı cümleler İngilizce?

    YanıtlaSil
  3. Cevap vermeye çalışayım Hayal Kahvem. İlk mesajda biraz açıklamaya çalışmıştım bu konuları ama sürekli görülecek bir yerlere not olarak yerleştirmek daha iyi olacak. Şimdi durum şu, bloğa başlarken ana amacım seyrettikten birkaç hafta sonra hiçbir şey hatırlamadığım belgesel, film notlarını kolayca tekrarlayabileceğim bir kaynak oluşturmaktı. Çünkü düzyazı halinde yıllardır aldığım sade notlar Word formatındayken görsel desteksiz havada kalıyordu. Belki de Alzheimer başlangıcı vardır, uçup gidiyorlar zihnimden. Aynı zamanda bloğu elimdeki Word dosyası halindeki notlara bir şey olursa, ikinci bir kaynak olarak da kullanabilecektim. Kısacası asıl amaç düşüncelerimi ya da yazılarımı değil “notlarımı” paylaşmaktı.

    Peki dil niye karışık oluyor? "Notlar" kısmını büyük ölçüde seyrederken hemen aceleyle aldığım notlar oluşturuyor. Artık o an gelişine not alıyorum. Anlık düşülen notlar yani. Evet saçma belki ama ben ya kalem kağıtla ya da klavye başında televizyon seyrederim :):) Böylece belgeseldeki yabancı dilden çok alıntı içeriyor yazı. Bazı kısımlarını da o anda kafamda Türkçe’ye çeviriyorum ama bazılarının orjinal kalmasını tercih ettiğim de oluyor. Dediğin gibi diller birbirine karışıyor ama kendim anlıyorum okurken. Sadece dilbilgisini düzeltiyorum ve olduğu gibi yayınlıyorum genelde. Öbür türlü çok zaman alırdı zaten.

    Dolayısıyla “Not” kısımlarını kendime yazıyor gibiyim aslında. Bloğun esası kendi kendime yazdığım “notlar”dan oluşuyor şimdilik. Hatta “Resimli Notlar” diyebiliriz. Ha bu arada okuyanların işine yarayacak birşeyler de çıkıyorsa ne mutlu bana. Biraz alışırsam ileride kendi yazılarımı da Word dosyalarından buraya taşıyıp paylaşmak istiyorum ama henüz yeniyim. Özellikle "Hayal Kahvem" bloğundan işin inceliklerini öğrenmem lazım :)))

    YanıtlaSil
  4. Binlerce kafatası aşkına Rusenski! Yeminle yeni baktım ilk yazıya. Demek bu İngilizce-Türkçe ortaya karışık cümlelerin hikayesi böyleyken böyle:)

    Yalanım yok. Kuzey Kalesi... Öyyle tek başıma... O yazıdan bu yazıya hoplaya zıplaya dolaştığım şahane bir blog. Çoğunlukla ağzım yere düşmüş, gözlerim çay tabağı kadar büyümüş halde şaşkın şaşkın yazıları okuyup fotoğraflara bakıyorum. Kimi zaman hiç bilmediğim dünyalara girip çıkıyorum. Bazan bilip unuttuklarımı hatırlıyorum. Üstelik İngilizcemi geliştiriyorum... O ne kelimeler abicim öyle:) Yani Şahane!

    Diyeceğim odur ki... Merakları muhtelif, dikkati dağınık, bilgisi yarım yamalak biriyim. Kuzey Kalesi'ni çok sevdim. Mahsus Selam Ederim:)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...