Galler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Galler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Aralık 2018 Pazar

DVD Arşivim ve "Weatherman Walking" serisi


DVD arşivimi düzenlemeye başladım. Yeni yıla derli toplu ve farklı girme ritüelimin önemli bir parçası olacak. Ayrıca becerebildiğim kadarıyla yaşamında değişiklikler yapıyorum. İki tane Western Digital taşınabilir harici hard disk aldım. 2500 civarı DVD var. Tek tek onlara aktarmam gerekecek. Öyle birkaç haftada bitecek bir iş değil. Düzenli olarak haftasonları yapacağım. Aylar sürer muhtemelen. 

Benim için önemli bir proje çünkü DVDlerin  bazılarının tarihi 2000lerin başına kadar gidiyor ve her ne kadar kaliteli marka olsalar da “yedeklemenin” zamanı geldi de geçiyor. Bu işi uzun zamandır erteliyordum üşendiğim için. 

Yedekleme şart çünkü içlerindeki kayıtların bazılarını bugün parasını versem bile bulmam mümkün değil. Yığınla TV kayıtları, diziler, filmler, belgeseller depolamışım zamanında. Bu transferin iyi taraflarından biri de işin sonunda hepsine ulaşımım çok daha hızlı ve kolay olabilecek .

Aslnda tek tek bu kadar DVD’nin hard diske aktarılması sıkıcı gibi gözükse de bazılarının üstüne ne olduğunu yazmadığım için ilginç şeyler çıkabiliyor. Biraz sürpriz yumurta gibi oluyorlar. Bazen yıllar öncesinin fotoları bazen hiç hatırlamadığım bir TV programını karşımda buluyorum. Sürprizler işi epey zevkli hale getiriyor.

Aktarımlar sırasında denk geldiğim programlardan biri de “Weatherman Walking” oldu. 2009 yılı kaydı. Üç tane buldum şimdiye kadar. Belli ki sonra seyrederim diye DVD’ye attığım yığınla programdan biri . 

Derek Brockway isimli sunucu Galler'de yürüyüş rotalarını keşfediyor. Günübirlik geziler bunlar. Yanında yerel halktan da bir kılavuz oluyor. Oranın tarihi ve doğası hakkında bilgi veriyorlar.

Hemen seyrettiğim bölümün ilkinde Mike Scruby, ikinci de ise Belinda Ashton eşlik etti. İkisi de o kadar şirin o kadar tatlı insanlardı ki. Hele Belinda, tam bir Pippi Uzun Çoraplı Kız şekerliği. Britanya halkının medeniliğini seviyorum. Soğuk moğuk derler ama siz aldırmayın, mesafelidirler ama tanıştıkça açılırlar. Niye hemen yakınlaşsınlar ki, normali bu. Endüstri devrimi boşuna Britanya'yı seçmedi. 

IMDB'den bir baktım devam ediyor mu diye. 2007'den bugüne hala devam ediyormuş! Hem de sunucu değişmeden. Adamların her alanda sergilediği "sürekliliği" görüyor musunuz...

Beklediğim gibi bu arşiv aktarımında bana seyredecek epey malzeme çıkacak. Eskiye bakarak da pek çok yenilik keşfedilebiliyor. Görünüşe göre yıllarca seyretsem bitmeyecek malzeme var. Fırsat oldukça buradan da paylaşacağım çıkanları. 












Belinda dünya tatlısıydı, tam bir Pippi the Longstocking






Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır. 

11 Haziran 2017 Pazar

Six Bells Madenci Anıtı: "The Guardian"


1960 yılı. South Wales’de maden ocağında meydana gelen patlama sonucu 45 çalışan hayatını kaybetti. Bir yandan bu felaket anlatılırken bir yandan da 50.yılı anısına yapılan dev anıtın yapım ve yetiştirilme sürecine yer veriliyor. 30 dakikalık bir BBC Galler belgeseli. 


NOTLAR
Sebastien Boyesen’e bir landmark heykel yapma görevi verildi. Six Bells Mining Disaster’ın 50.yılı dolayısıyla. Tallest sculpture in Wales. Sebastien 4 teknisyenle birlikte çalışıyor. Unveiling ceremony tarihine yetiştirmeye çalışıyorlar.

4 mil thick bands of steel’den yapıldı. 20.000 parça. Hepsi numaralanıyor. 8 ton. Yüksekliği 20m. 
Daha önceki eserleri. 



Sebastien: “Genelde madenci heykelleri kazma ve lamba taşıyan bir madenci oluyor. Ben değişik bir şey yapmak istedim. İnsanlarla sokakta konuştuk. 50 yıl önce olmasına karşın gözyaşlarına hakim olamadı bazıları."
Birkaç gün kala eller ve kollarda problem var.
Stüdyo ile anıtın yeri arasında da 100 mil var. 5 günde 8 parçayı birleştirmeleri lazım. Assembling and installation. Hem sanat hem mühendislik ürünü






Huge steel tube inside the sculpture actslike a spine. Kolları akşama 6 saat kala takmaya başlıyorlar. Yetişmeyeceğini anlayınca Sebastien risk almadı. Kolsuz açılsın, sonra tamamlayalım dedi.

Memorial day. ArchBishop of Canterbury, Rowan Williams da katıldı. Bir ay sonra yeni bir planla kollar takılıyor.


Metal plakaların arasında açıklık olduğundan içinden ışık geçiyor ve parlamasına sebep oluyor. Moiré Pattern.  Hayaletimsi, Ruh gibi bir hava veriyor.   


Tertemiz bir anma töreni









KARIŞIK RESİMLER





















Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...