TRT2 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TRT2 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ağustos 2020 Perşembe

TRT2'nin İlk Yılı (2019-2020)


Geçen sene nisan 2019’da TRT2 tekrar yayına başladığında kısa bir yazıyla duyurmuş ve ilk gözlemlerimi aktarmıştım. Üstünden geçen bir senede biriken yeni gözlemlerim oldu, bunları da kısaca buradan paylaşmak istiyorum. Önceki yazının linkini de aşağıya bırakıyorum.



Sinema
Film Önü ve Arkası
Sinemadan başlayalım. Özellikle film önü kısmı yönetmenin, oyuncuların önceki işleri gibi basit imdb bilgileriyle geçiyor ama format bu. Ortalama altı sinema seyircisine yönelik bir ısındırma kısmı olarak planlanmış. Film arkası kısmında bu sefer filmi okumaya yönelik yorumları oluyor. Yalnız öyle ince okumalar ve keskin yorumlar beklemeyin. Hem bakış hem de platform olarak müsait şartlar yok. Mehmet Açar bana daha yakın geliyor, Alin Taşçıyan'ı bilgili ve tecrübeli olmasına karşın yer yer takıntılı ve antipatik buluyorum. Mehmet Açar daha efendi, açık ve önyargısız yaklaşıyor konulara.

Sansüre ses çıkartmamaları ve siyasi çağrışımları olabilecek yorumlara girmemelerine karşın Türk TVlerınde bu ayarda bir sinema programı yok bugün. Youtube’u istisnalar hariç saymıyorum, maalesef hollywood filmlerinin çığırtkanlarıyla dolu, herşeyde eğlence arayan sinema konulu birkaç kanal var sadece. Imdb trivia larını arka arkaya sıralayanın üstad ilan edildiği bir rezalet ortama dönüştü Youtube. Dünya sinemasını bilen, hele film okuyabilen adam ara ki bulasın. Bir toplumun kalite ve seviyesi her alana yansıyor.

Eskiden sadece pazar günleriydi, biraz da bu karantina dolayısıyla artık cumartesi geceleri de var şu anda. Benim buradan keşfettiğim çok iyi filmler oldu, her hafta hangi filmler var bir bakın derim. TRT2'de Atilla Dorsay, Vecdi Sayar, Rekin Teksoy gibi ustaların kurduğu geleneği devam ettiren bir program. Taşçıyan biraz da o günlerin yadigarı.

TRT2'nin başına geçsem devam ettiririm.


Filmler
Filmler genelde iyi seçiliyor. İran filmlerinin haddinden fazlas olması eleştiri konusu olabilir, her hafta en az bir İran filmi gösterilecek kadar da iyi bir sineması yok İran'ın. Ama örtülü kadınlar hoşlarına gidiyordur AKP örgütünün.

Bir de ciddi bir sansür meselesi var. Belgeselde bile yaptıklarına şahit oldum. Sevişmeyi bırak geçenlerde bir İskandinav filminde kadının poposunun göründüğü bir sauna sahnesini bile komple çıkarıp atmışlar. Ayrıca öpüşmeyi dahi sansürleyen bir zihniyetin yeri ancak yerin dibi olur. Dolayısıyla buradan beğeneceğiniz filmleri mutlaka orjinal seyretmenizi öneririm.

Star, Show, Kanal D hatta paralı kanallarla  kıyaslanmayacak kalitede filmler seçtikleri kesin.

Western Kuşağı
Pazar sabahlarinin klasiği devam ediyor. Fena filmler yok. Şahsen dublajı sevmediğim için pek seyretmiyorum ama bu kişisel bir tercih olduğu için meraklısının memnun olduğunu tahmin ediyorum.


Evliya Çelebi
Faruk Aksoy sunuyor. Sevimli bir adam. İlk bölümlerde dublaj yapılması garibime gitmişti. Bir noktadan sonra değişiklik yaşadılar. Artık kendi sesiyle sunuyor. Ayrıca süre uzatıldı. Yarım saatten 50 dakikaya çıktı. Sürenin uzaması iyi çünkü ilk bölümlerde bir anıt 2-3 saniye gösterildiğinde insan hiçbir şey göremiyordu. Bu tarz bir program için büyük hata. Dublajın bırakılması genelde iyi olmasına karşın adamın her program 15-20 kez maşallah, inşallah, hamdolsun demesinden fenalık geliyor. Yalnız bu aralar hep tekrarlarla idare vaziyeti var. Seyahat zorlaştı, herhalde ondandır. Son bir not, 35 yıl dışarıda yaşamış bir insana göre yabancı dili zayıf.


Bizim Resmimiz
Resim sanatındaki amiral gemisi "Bir Resim Bir Hikaye" programı devam ediyor. Ressam Mahir Güven'in sunduğu program Türk TVlerinn bir klasiği oldu bile bana sorarsanız. Onun yanına bir de Türk resmi ile ilgili böyle bir program başladı ki bence çok iyi oldu. Takip ediyorum.


Nakkaşın Fırçası
Resim ile ilgili programlardan birisi daha. Bence modern resmin ilkel bir hali olan minyatürün tarihi örneklerine yer veriliyor. Sadece resme ya da minyatüre özel ilgisi olanlara göre.


Doğan Hızlan ile Karalama Defteri
Doğan Hızlan takip etttiğim bir edebiyat eleştirmeni değil. Siyasete ucundan dahi bulaşmayayım, netameli konulara da girmeyeyim darken bence yüzeysel kalıyor yıllardır. Özellikle anıları açısından söyledikleri önemli çünkü bunca yıldır camianın içinde olmasından mütevellit tanıdığı konuştuğu çok. Ancak merak ettiğim ya da takip ettiğim bir yazar olursa seyrediyorum.



Anadolu Arkeolojisi
TRT2’nin şu anda en müthiş programı bence. Arkeolog Ümit Işın, Anadolu'nun arkeolojik ve kültürel zenginliklerinden bahsediyor. Ege ve Akdeniz ağırlıklı. Çoğumuzun adını bile duymadığı kentlerdeki mimari özellikleri, yaşananları kültürleri nefis görüntülerle evinize getiriyor. Buradan aldığım notlar çift sütun 50 sayfayı aştı. Arkeoloji okuması yapmadığım için muhtemelen hiç haberim olmayacak enteresan konulardan haberdar oldum. Emsalsiz bir kültürel katkı. En azından bendeki etkisi böyle oldu. Aman eğlenceli olayım, etkileyici olayım diye çabalamadan yalın anlatımıyla kavrıyor insanı. Kaçırmayın.


Tarih Söyleşileri
Tipik AKP kafasını yansıtan bir program. Cumhuriyet kültürüne laf sokmak için hiçbir fırsatı kaçırmayan bir sunucu ve çoğunlukla aynı kafada konuklar. Tahammül edilmez. Konuğuna göre belki kırk yılda bir seyredilebilir.


Günseli Kato
Samimiyetsizliğin kitabını yazan bir sunucu Günseli Kato. Sanatçıymış. Osmanlı kelimesini 5 kez cümle içinde kullanmadan program bitirmeyen kafada, havayı koklayarak konuşan bir kadın. Korkunç teatral tavırlar. Yapmacıklığın anıtı. Dayanılmaz bir tiyatro. Ortada doğru dürüst bir gözlem/tespit falan hak getire. Geçin gitsin.


Diziler ve “Bron”
TRT dizi işine de girdi ve bu İskandinav polisiyesini yayınladı. Tamam belli bir kalitenin üstünde bir dizi ama bence haftada bir taneden fazla dizi TRT2 gibi bir kanalda yer tutmamalı. Farklı yerlerden ulaşabiliyoruz zaten dizilere, TRT2 için ideal olanı başka yerde bulamayacağımız programlara yer vermesi olmalı.


Geri Dönüşen Sanat
Bu serinin sıkı takipçisiyim. İnsanlar ne akla hayale gelmez obje hatta atıklardan ne olağanüstü eserler ortaya çıkarıyorlar. Yetenek işte. Süresi de kısa. 20 dakika civarı. Bayılıyorum.


Kısa Bir Ara
12 dakika civarı bir sürede bir eser, olay ya da insan anlatılıyor. İki tane genç sunucusu var. Açıkçası olmamış. Bu tarz programlarda süreyi etkin kullanmak önemli. Burada bilgi iyi kullanılamıyor ve gevezeliğe dönüşüyor. Bu format nasıl yapılır merak edenler FranceCulture'ün 4-5 dakikalık yayınlarına baksın, buradakinden çok daha iyi bir özeti çok daha fazla bilgiyle, yarı sürede, akılda kalacak şekilde vermeyi başaran çok sağlam bir örnek. "Kısa Bir Ara" ise ancak TRT Çocuk'ta yayınlanabilecek bir sunum ve düzeyi aşamıyor.


Konserler
Herkesin zevkine göre bir şeyler var. Ama bunların çoğu nette zaten herkese açık.


İhmal Edilebilir Nasihatler
Bir dakikanıza bile yazık olacak bir program. Neredeyse tüm lafların gelip bağlandığı kök aynı: Batı’nın kötülüğü ve mağruriyeti, Doğunun bilgeliği ve mağduriyeti. Bu ısıtılıp ısıtılıp önümüze konan yemeğin vazgeçilmez sosu olarak da Cumhuriyet eleştirileri. Doğu dediler mi de konu hep Osmanlı övgüsüne geliyor elbette. Süslü cümleler ve bol bol ondan bundan alıntılarla yapıyorlar bu “propaganda ayinini”. Oturumun baş AKPlisi Rusça bilmeden ve Rusya’da yaşamadan Rusya kültürü ve tarihini İslamcıların hoşuna gidecek şekilde yorumlamasıyla revaçta olan bir kadın, yani Alev Alatlı. Diğerleri zaten ona pas atmak için yerleştirilmişler, görüntü öyle. Ne seyredilecek ne dinlenecek bir tarafları var üçünün de. Korkunç bir samimiyetsizlik hakim. Her konuyu eğip büküp 1923 Cumhuriyetine ve Batı'ya laf sokma anafikri etrafında dolap beygiri gibi dönüyorlar. Hiç durmadan çevrilen bu otomatize çark elbet birilerinin değirmenine su taşıyordur. Bir de çok takıldığım bir konu var: insan kendi kendine aydın der mi ya? Hiç mi utanmaz insan? Ayrıca desen ne olur demesen ne olur, her şey ortada.

Belgeseller
TRT2 belgeselleri BBC kaynaklıydı. Sayısı çok azdı ama kaliteliydiler. Çoğunu zaten seyretmiştim. Çoğunu diyorum ama toplasan hepsi 10 tane etmiyordu. Kanal başladığında gösterilenler 4-5. kez yenden gösteriliyor ve yeni bir şeyler ortada yok. Gerisi gelmedi. Göstermelik miydi o başlangıçta verilenler sorusu geliyor akıllara. Ayrıca çevirilerde sansür tespit ettim.  İşine gelmeyen yerleri altyazıya koymamaları büyük bir eksi. Belki TRT belgesel kanalı var diye diyebilirsiniz, orada BBC yapımlarına ben rastlamadım ama takip ettiğim de yok, o kadar dandik bir kanal ki. Şu anda TRT2!de belgesel melgesel kalmadı.


Edebiyat Söyleşileri
Sunucusu tek işi propaganda olanlar gibi değil ama önyargıları ve yönelimleri olduğu da belli. Doğru dürüst bir konuk olursa izleniyor. En son seyrettiğimde Sabri Gürses diye bir Rusça tercüman vardı, programdan sonra bu adamın çevirilerinden uzak durmalı dedim kendi kendime. Sunucu soruyor, bu acayip alakasız cevaplar verip duruyor. Sabahattin Ali’nin kızıyla yaptığı söyleşi iyiydi ama, aklımda kalmış.


Sarayın Lezzetleri
Rastladığım en berbat yemek programı. Bunun çok daha iyileri ulusal kanallarda bile var. Her program en az 20 kez Osmanlı, birkaç kez de ecdat kelimelerinin geçmesini şart koşmuşlar herhalde. Hadi o da neyse ama sunucu gördüğüm en sevimsiz yemek programı sunucusu. Nasıl suratsız bir adam anlatamam. Ne sohbeti ne davranışları çekilmez. Abus mu abus bir yüz ifadesi bitmek bilmiyor. Aynı masada otursan içinden yemek yemek gelmez, öyle bir iticilik. Mankenlerin program sunmasına itiraz ediliyordu ama böyle aşçılar sunacaksa yemek programlarını, güleryüzlü mankenler sunsun daha iyi. Çekilecek gibi değil. Ekrana yakışmıyor.


Kelimeler ve Şeyler
AKP zihniyetini rahatsız etmeyecek bir şair, bir editor ve bir öykücünün edebiyat sohbetleri.  Her şeye rağmen mevcut TV ortamında seyredilebilecek bir edebiyat programı. Düzenli olarak izlemeye çalışıyorum. Belli bir kalitenin üstünde seyrediyor. TRT2 genel müdürü olsam devam ettireceğim birkaç programdan biri daha. Dekoru biraz abartmışlar dedirtecek kadar harika. Favorilerimden.


Murat Boncuk ile Atölye
Özellikle atçılıkla ilgili el emeği işlerin tanıtıldığı, hayvanlarıyla atölyesinde yaşayıp giden gerçek manada bir ustanın çalışmaları ve yaşamından kesitler veriliyor. Sessiz, sakin ve emek dolu bir uzak hayat. Bir gün bir gence sormuştum kimin yaşam tarzını beğeniyorsun diye ali ağaoğlu ne güzel yaşıyor abi değil mi demişti. Şu yaşama özenecek insanların sayısı arttığında toplum daha yaşanılır olacaktır.

Kısa Kısa 
Fuat Güner'in dünyayı gezerek yaptığı ve her bölümde bir müzisyene konuk olduğu programın herhalde seyahat sınırlamaları sebebiyle tekrarları yayınlanıp duruyor. Geçen yazımda mezat programından bahsetmiştim ama onun da sadece tekrarları dönüp duruyor, belki yaza mahsustur. Bir de Hayat Sanat artık bir saatten yarım saate indirilerek sunucusuz ve sadece günün haberlerinin özetiyle devam ediyor.

Netice
TRT2 de diğer kanallar gibi AKP örgütünün TR’yi dönüştürme sürecinde kullandığı enstrümanlardan birisi. Bu çok açık. Haber kanallarında habere sarıyor propagandasını burada sanata. Zaten farklı bir şey beklemek saflık olurdu. İki doz kültür, bir doz AKP söylemiyle yoğurulmuş “örtülü propaganda” yapılan bir kanal görüntüsü veriyor şu anda. Abartmadan, abanmadan, aralara sokuşturulan programlarla asimilatif hareketler sözkonusu. E bunu yiyecek çok liberal geçinen tip ve cahil var ülkede.

Sorun şuİ belgesel, film, dizinin en iyisine zaten ulaşabiliyoruz. Dolayısıyla TRT2 nin gücü ve farklılığı yerli kültür sanat programlarının kalitesine bağlı. Oysa kanal özellikle bu alanda propagandasını sokuşturmaya uğraşıyor kendisine yakın tiplere uyduruk programlar yaptırarak.

Buna karşın seçmece yöntemiyle faydalı ve değerli bir şeyler bulabileceğiniz bildiğim tek ücretsiz kanal olduğunu da söylemeliyim. Hakkını yemek istemem. Artık diğer kanalların kalitesizliğini siz tahmin edin. Kötünün iyisi, ehven-i şer durumu var.

Son bir tespit. Ayıklamadan yemeye kalkan zayıf bünyeleri yavaş yavaş zehirleyecek içeriklerin sayısı gittikçe artıyor.

İlk yedimi yazarak yazıyı bitireyim:

Anadolu Arkeolojisi

Sinema

Bir Resim Bir Hikaye

Kelimeler ve Şeyler

Geri Dönüşen Sanat

Bizim Resmimiz

Murat Boncuk


Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.

27 Nisan 2019 Cumartesi

TRT2 ve Tavsiyeler


1986 yılında kurulan TRT2’nin kellesi 2010 yılında apar topar alındıktan sonra yine ansızın 2019 şubatında diriltildi.

Biliyorsunuz TRT kanalları bile bir “cahiliye cemaatinin” propaganda hırsı elinde silaha dönüştürüldü. İşin cılkı çıkartılalı yıllar oldu. Dolayısıyla zaten eski tarz TV seyretmeyi büyük oranda bırakmış biri olarak uzun zamandır hiçbirine selam dahi verdiğim yok. Geçtiğimiz hafta Youtube’dan bir programlarına denk gelince yeni haline bir bakayım dedim ve çoğu programı inceleme fırsatı buldum.

AKP örgütünün etkisi yine hissedilse de “bu sefer abartmayalım, propagandamızı aralara sokuşturalım” zihniyeti gözlemledim. En azından şimdilik durum böyle. Elbette Hülya Koçyiğit, Orhan Gencebay, Alev Alatlı gibilerin yerleri hemen ayrılmış ama şanlı ulusal kanallarımızın çoğunda bulamayacağınız “doğru dürüst” işler de var. Hayatın ve halkın geneli gibi biraz ayıklamak gerekiyor:) Hemen birkaç tavsiye yapayım.  





Hayat Sanat
Hafta içi her gün 18’de başlıyor. Kötü bir saat ama geceleri tekrarları yakalamak mümkün. Yekta Kopan NTV’den ayrıldığından beri doldurulamamış bir saat dilimi benim için. Bir saate yakın süresi var. İlk yarım saatte çeşitli sanat haberleri, ikinci kısımda ise bir sanatçı konuk oluyor. Sunucu Görkem Yeltan zirzop kanallarda rastlayamayacağınız bir kalite sergiliyor ve yıllar öncesinin TRT duruşunu diriltiyor adeta. Duru güzelliği, abartısız sevimliliği ve gerçek İstanbul nezaketiyle “eski Türkiye”nin inceliği ekrandan sesleniyor gibi. “Esen kalın” lafını bile ne kadar özlemişim meğer :) 

Özellikle son 10 yılda bu ülkede medyanın da büyük ihanetiyle Müge Anlı/Esra Erol/Seda Sayan ekseninde ilerleyen kadın tipleri türedi, etraf bunların kopyalarından geçilmez oldu. Özgürlük bencilliğe, samimiyet terbiyesizliğe, hak aramak ayar vermeye dönüştü. Bana sorarsanız Görkem Yeltan benzeri değerlere daha fazla ekran süresi vermek ve daha iyi yerlere getirmek, bu yozlaşmanın en doğal panzehiri olacaktır. 





Mimarlık Söyleşileri
Hep mimariye ilgim oldu fakat hele de Türk mimarisiyle ilgili doğru dürüst bir bilgi birikimi yapmaya fırsatım olmadı. Okuduğum topladığım resimler kitaplar dağınık kaldı maalesef. Programda Aykut Köksal her hafta çağdaş bir Türk mimarı konuk ederek eserlerini krokiler ve fotoğraflar eşliğinde geçmişten geleceğe uzanan bir perspektifle konuşuyor. Modern ve bilgilendirici bir program. Genel seyirci için biraz ayrıntılı ve teknik olabilir ama mimari meraklıları için bulunmaz nimet.  





Bir Resim Bir Hikaye
Türkiye’de resim kültürü yoktur. O kadar yoktur ki ortalıkta sinema/TV/çizgiroman eleştirmeni olduğunu söyleyenlerin bile çoğu tüm bu çağdaş görsel sanatların atası olan resimden bihaberdir. Ne yazılarında ne programlarında klişelerin dışında doğru dürüst bir resim referansı göremezsiniz. Okullarımızdaki berbat geçen resim derslerinin sonucuyla milletçe övünebiliriz. Zannediyoruz ki sadece İngilizce öğretemiyoruz, hayır öyle değil, en çok onun öğretilemediği belli oluyor da ondan İngilizce konusu göze batıyor, aslında hiçbir halt öğretemiyoruz. Hep siyasetçileri suçlamaya alışmışız. Klişe laflarla dokunulmazlık bahşedilen öğretmenlerimizin yetersizliklerini ve umursamazlıklarını da açık açık konuşmak lazım bir ara. Sorun basit bir sistem sorunu değil. 

Ressam Mahir Güven’in sunduğu program bu açıdan çok önemli. Resme ilginiz varsa, bu konuda sıkılmadan bir şeyler öğrenmek istiyorsanız, her bölümünde sanat dünyasından bir isimle ilginç bir resmin pek çok yönden ele alındığı yarım saatlik bu programı kaçırmayın. Çok derine inilmiyor belki ama Türk kanallarında benzeri yok. Süresi bir saat olsun, konuklar ikilensin isterim. 






Eskici
Balat’taki bir eskici dükkanına mal almak ve satmak için gelip gidenler ve düzenlenen mezatlarla enteresan bir program. Pratik tarihi bilgilerle dolu. Karakterler gerçek. Ümit Erboz’da ekran ışığı var.  Game of Thrones’daki Sir Davos’a benzetiyorum :)

Koleksiyoner
Yarım saat boyunca TR’den bir koleksiyon tanıtılıyor. En son eski saatler, radyolar ve teyplerle dolu bir salonda harika bir program oldu. Mesela VHS-beta kasetlere ilham veren teknolojiyi görmek heyecan vericiydi.

Müzik Var
MFÖ’den Fuat Güner dünyanın dört bir yanından müzisyenlerle bulundukları şehirlerde sohbet ediyor. Ayrıca müziğin dışında programın girişinde ziyaret edilen şehir bir gezi programı gibi tanıtılıyor. 

Son olarak pek seyredeceğimi sanmam ama Pazar sabahlarının sultanı “Western Kuşağı” ve öğlen sahne alan “Pazar Konseri” programlarının da geri geldiğini müjdelemeliyim. Belki çağımızda gerek yok gibi görülebilir ama madem klasik televizyonculuk devam ediyor, bazı iyi geleneklerin de sürdürülmesinden yanayım. En azından TRT, hepimizden topladığı paraları yetersiz ve yobaz kadrolara aktarmak yerine bunları yapmalı. Mazereti yok. Bence "Klasik Türk Filmleri Kuşağı" da olmalı.    





Bunların haricinde iki tane dış kaynaklı belgesele denk geldim, ikisi de BBC’den bildiğim ve beğendiğim işlerdi. Dolayısıyla sırtlarını dayadıkları yer sağlam. Ara sıra kontrol etmenizde fayda var.

Gösterilen filmler de belli bir kalitenin üzerinde. En son neredeyse tüm filmlerini seyrettiğim Ken Loach şaheseri “I, Daniel Blake” vardı mesela.

Murat Boncuk’la Atölye (El Sanatları),  Anjelika Akbar ile Sesler (Müzik), Evliya Çelebi (Gezi) programları da ilgimi çekti.


Bir bakın bakalım, siz neler keşfedeceksiniz. 




Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...