Stephen King etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Stephen King etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mayıs 2017 Çarşamba

Dreamcatcher - Başarısız bir King uyarlaması

Baştan söylemeliyim, başarısız bir uyarlama. Sıradan bir uzaylı-korku filminin ötesine geçemiyor. Yine Stephen King’in “It” romanındaki gibi çocukluk arkadaşlarının paylaştığı bir sır ve yeniden bir araya gelişleri filmin omurgası. İlk yarım saat fena gitmese de sonradan kalite çok düşüyor. Aslında çok sevdiğim bir şablon olmasına karşın eksik ve kopuk bir görüntüde. Karakterler yeterince geliştirilememiş. Diyaloglar çok yetersiz. Müzikler sıradan. Anlatımdaki başarısızlık çok basit bir filme indirgiyor. Harcanmış bir potansiyel.

Ben King olsam kitaplarımı Frank Darabont dşında kimseye kolay kolay uyarlatmam. Korkuyu canavarlar ya da kanlı sahnelerle vermeye çalışmak başlı başına bir hata. Aslında sorun sinematografik yetersizlikten çok romanın aslında neyin peşinde olduğunu idrak edememekle ilgili bence. Kısacası olmamış. Ancak B sınıfı korku filmi seyretmek isteyenleri memnun edebilir.

“Siberia 56” çizgiromanındaki canavarların bu filmdekiyle aynı olduğunu da fark etmemek imkansız.

Aslında film kötü olsa da "konu" hoşuma gitti. Kitabı okuma listeme aldım. Böylece bir filmden daha kitabın fragmanı olarak faydalanmış oldum. 



NOTLAR

KAVRAMLAŞAN KELİMELER
Blue Bayou - DreamcatcherCurtis line - SSDD - Mister Gray

Indian charm (keeps away nightmares) 
Tuvalet sahnesi unutulacak gibi değil bu arada.:)

ALINTILAR
“Watch out for Mister Gray!”
Saving Josie Rinkenhauer
Grayboy – taşıyıcı infected

“I have promises to keep
And miles to go before I sleep"

"Mr Gray, go away...!”



HUDDITS VE HODOR

Duddits’le Hodor'un konuşmalarını benzettim. Küçükken Duddits "Isther Gay" gibi bir şey diyor kötü bir şey olduğunda. Yıllar sonra bunun "Mister Gray" olduĞu anlaşılıyor. Roman 2001 yılında çıkmış. Game of Thrones ise 2006 yılında. Bir de kitaba bakmak lazım nasıl kullanılmış.
IMDB TRIVIA
Stephen King wrote the novel, while recovering from a near-fatal accident. Because of his injuries, he wrote the novel in longhand. The accident is reflected in the story, particularly a graphic scene in which a vehicle runs down a major character.

The character of Colonel Kurtz in the novel, was changed to Colonel Curtis for the movie, so the audience wouldn't think it was a reference to the 
Kiyamet (1979) character, which it is in the novel.
When Mr. Grey talks to Jones, the poem he alludes to is Robert Frost's "Stopping by Woods on a Snowy Evening".

oLawrence Kasdan admitted that the film's failure had wounded his career, later preventing him from getting two films produced.

The third film William Goldman has adapted from a Stephen King novel; the others were Hearts in Atlantis (2001) and Misery (1990).

The main characters hail from Derry, Maine, a fictional small town that neighbors Castle Rock, the setting of many other Stephen King stories. Derry was also the setting for It (1990).

Thomas Jane did the film, because his mother, a big Stephen King fan, told him to.




IMDB ALINTILAR
Pete Moore: Motherfucker tried to bite my dick off, Jonesy. I always thought it'd be my ex-wife did that.

Joe 'Beaver' Clarendon: This is our twentieth year coming out here to "Hole In The Wall", and fuck me Freddy, here's to twenty more.

Pete Moore: Henry, if we die before you get back, promise you'll tell everybody she wasn't my date.
























12 Mayıs 2017 Cuma

Stephen King - George Martin Söyleşisi (2016)


George R. R. Martin and Stephen King at the Kiva Auditorium, Albuquerque New Mexico, June 2016

King daha “kıç” bir herif. Argo kullanıyor ve snappy cevaplar veriyor. Teaser tarzı var. Also a loud talker. Eşinin de 5-6 tane kitabı yayınlanmış (Tabitha-Tabby). İki oğlu da yazıyor.  Evlerinin her tarafı kitap. TV seyretme zamanlarına falan hiç karışmamış çocukların. Kural koyacağına örnek ol diyor.

“Creativity is a mystery” King
GI Joe Çizgiroman albümü ile hemen uslanırmış Joe Hill. Locke and Key’i yazıyor şu anda.

2 yaşında babası sigara alacağım deyip ailesini terk etmiş. Abisi David 4 yaşında. Annesi de kitap okumayı seviyor. Çizgiroman da okurmuş. Connecticut günleri
King'in annesi laundry, bakery, housekeeper işlerinde çalışmış. Babası borç da bırakmış.
Anneleri çalıştığı için okuldan geldiklerinde yalnız oluyorlar. Attic’de babalarının koliler kitaplar keşfediyorlar. Denizci olduğu için değişik ülkelerden oyuncaklar, hediyelik eşyalar ve kitaplar var.  “The thing from the Tomb” Lovecraft’ta varmış aralarında. Etkilenmiş hemen kapağından.

George çocukken uzaya düşkün. Defterler tutuyor. Gezegenler çiziyor, özelliklerini yazıyor.
Konuşmada Mongo gezegeninden bahsedince King bunlar genç bilmez dedi. Ming the Merciless’ın gezegeni. Flash Gordon.

George Martin five and dime stores’da 15 centten satılan yaratık figürlerini alırmış. Plastic aliens. Oyunlar oynayıp onlara kişilkler, roller yaratıyor oynarken. New Jersey’li. Durumları iyi değil. "Kendi mahallemizin dışından haberim yoktu. Ev-okul gidiyordum. Karşıdan gece Statham Island’ın ışıkları benim için bambaşka bir dünyaydı. Shangri –la gibiydi."


“U just ve these sick ideas. And instead of goin to a shrink and paying the shrink, we write them and u ay us..!” Stephen King

16-17 yaşına geldiğinde gönderdiği hikayelerin rejection notları o kadar artmış ki duvarda istiflediği çivi dayanamayıp yerinden çıkmış. 19 yaşında King ilk hikayesini satar. Glass Floor. 35 dolar kazanmış ilk kez.

Okulda gazeteye yazıyormuş. En büyük sebebi okul gazetesinde iyi daktilolar olması. “Benimki çok kötüydü.”

Graveyard shift’in esin kaynağı
Lise sonunda bir değirmende çalışıyor. 4th July haftası. Ustabaşı 1 hafta kapatıyoruz ister 1 hafta maaşsız tatil yap ister gel bizimle yıllardır temizlenmemiş basement and subbasement’ı temizle demiş.  O pas geçmeyi seçmiş. Geldiğinde bodrumdaki kedi kadar farelerden acayip şeylerden bahsetmişler ve aklına bu hikayeyi yazmak gelmiş. Sonunda bu hikayeyi 200 dolara satmış.
Sonraki sene evlenmiş. Naomi doğmuş.

Martin lisede çalışkan bir çocuk. Pit and the Pendulum hikayesini klasik bir Deus Ex Machina örneği olarak gösteriyor hocası. Çocuklara daha iyi bir son yazma ödevi vermiş. Martin adamı farelerin yediğini ve pendulum’un adamı kiye ayırdığını yazmış. Herif o zamanlar acımasızca gerçekçi J Hocası sevmiş ve herkese okutmuş sınıfta. Çok cool hissetmiş kendini ve hoşuna gitmiş.
 ,
Dance Macabre’da King terror yaratmaya çalıştığını olmayınca korkuya fit olduğunu, korku da yaramazsa o zaman gross-out’a başvurduğunu yazmış.”

Full Dark No stars – Story book of King

“Happy as a pig in shit” Bu tarifi sevdim. 


Game of Thrones’da Ned’in kafasının kesileceği sahnede arka planda bizim kesik kafalarımız da olsun demiş George yapımcılarınkiyle beraber. Sonra budgetary concerns ile yapamamışlar epey maliyetliymiş kesik kafa. Sonra daha önce başka işlerde kullanılmış bir kutu kesik kafa maketi getirilmiş. Bir tanesi George W Bush kafasıymış. Fark edilince epey tepki olmuş.

Mr Mercedes – unmoticated random violence. Arabayı iş başvurusunda bulunanların üzerine sürüp bir grup insanı öldüren adam. Bunun ilham kaynağını anlatmıştı üniversitedeki konuşmasında. Orlando’daki olay diyorlar ama değil. Orada makineli tüfek kullanmış mercedes yerine. Hate crime mış GLBT’ye yönelik.

Florida’dan müzik dinleyerek dönüyor. Kafam nötral hale gelsin ki yeni fikirler gelişebilsin istiyor. South Carolina’da otelde kalırken local news’da mcdonalds’da iş başvurusu yapanların üzerine Job Fair’de arabasını süren birkadın haberi görür. Ezen kadın sevgilisinin orada iş başvurusu yaptığı öğreniyor.

King: Aslında nobody oldukları için fark edilmek istiyorlar.  “He wants to basically, he is nobody, OK?, A lot of these guys are nobody, who see their way to some kinfd of stardom by creating an act of mass terror.  himself The sad thing about this is, we remember the killers long after their victims are forgotten”

Martin: “Game of Thrones’u Lord of the Rings'le karşılaştırıyorlar. Tolkien’ın en büyük hayranı benim. Ama orada evil is externalized. Sauron gibi kötülerden geliyor. Absolutely irredemeeable orcs. Ben grey characters seviyorum. Mutlak bir iyilik ya da kötülük yok bence. Bazen iyi bir hareket bazen de kötü bir hareket yapıyoruz hayatlarımızda. Aynı zamanda Lovecraft’ı da çok seviyorum.Senin kitaplarında da çok etkisi var ama sende kötüler insan. Carrie’de mesela Carrie bir sürü insan öldürdü okulda ama esas Annesi ve diğer çocuklar villain. Mist’te Lovecraftian canavarlar ama marketteki dinci kadın esas canavarlığı yapıyor.”


Bir gün Martin’e Misery kitabını göndermiş biri. Not yok. Başarılı yazarların en büyük korkusu diyor.:)

Martin: “Sence external bir evil var mı universe’da Satan, Sauron ya da Chtulhu gibi ?
King: “Benim Dark Tower serisinde Crimson, external evil’dı. Bu comforting bir concept. Sorumluluğu şeytana yükleyebiliyorsun.”

King: “Bitiriyoruz galiba bana hep sormak istediğin bir şey var mıydı George?”

George Martin: “How the fuck do u write so many books so fast!?
Ben altı ayda 3 bölüm yazınca iyi iş çıkardım diyorum. Sen 3 kitap yazıyorsun.”

King: “Ben günde 6 sayfa yazmaya çalışırım. 3-4 saatte.”

Mist TV series olacak.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...