2011 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2011 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mayıs 2017 Pazar

The Awakening - Uyanış


AWAKENING (2011)
Bir hayalet filmi çekerken en büyük hata korkuyu filmin ana direği yapmaktır bence. Hele kanlı sahnelerle bunu daha çekilmez hale getirmeye kalkarsanız, proje baştan batmış demektir. The Awakening bu ucuzluğa kaçmadan nispeten özgün bir hikayeyi düzgün bir anlatımla izleyiciye aktarıyor. Sadeliğiyle ve hikayesiyle beni etkileyen bir film oldu, rahatlıkla tavsiye edebilirim. Geçen hafta seyrettiğim Mirrors gibi bir faciadan sonra iyi geldi.  

ALINTILAR


"Its all hushed up"

“Fear swallows children and adults as we become”

“Its never darker than we close our eyes and yet we keep them shut. Why is that?”

“All the children are gone.
                    All except one”

“We see what we need to. He needed a friend”

“Its a perfect hell on earth to give a woman children to love, and to rob her of them”

“Eaten by lions”

“All memories are a hoax of some sort”

“A life haunted isnt a life at all. We may as well be ghosts of ourselves”

“Fly little Tom, fly…”

“Not seeing them, its not the same as forgetting. It isnt.”

NOTLAR

Memento Mori
Florence Cathcart
Ghost Hunter

School matron
Mr Mallory
Rookford School in Cumbria

Tom – çocuk diğerleine gözükmezken Walter görüyor ve korkuyor.
Semper veritas
“Latin gives a new school an air of respectability. Means they can add a pound to the fees”

Judith slaying Holothernes
Story of a woman who stole into the enemy camp and seduced and beheaded the enemy general.

Ego contemno Latin (I hate Latin)

Maud (Matron)
Wheezy Walter – asthmatic – dead boy

Mr McNair – sert bir hoca – Malcolm – O akşam ölen çocuğu korkutmuş - atıldı

Meniscus lense
Victor Parry– içine kapanık düşünceli çocuk
Mollycoddled
Malcolm

Mr Judd 
Mowa –zee White doll in India

Tom – meraklı çocuk






















20 Mayıs 2017 Cumartesi

GMO - Deva mı Bela mı? (2001)


GMO – PANACEA OR POISON - 2001
Nispeten eski tarihli GMO konusunda bir belgesel. Bu konuda ilk seyredilecek belgesellerden diyemem ama konuya ilgisi olanların bakmasında fayda var.

NOTLAR
Avrupa Amerika’dan daha duyarlı
Monsanto (DDT, Orange Gas, BST, GM soya bean)
Hybridization ile daha büyük domates ve çekirdeksiz üzüm elde edildi önceleri.
Mısır eskiden küçük ve daha sertmiş.
Cross breeding plant varieties to improve certain traits by manual splicing or cross pollination. İkisi de ancak aynı tür içinde başarılı oluyor.
İnsanla gorili ayırt eden %1 genetik fark.
Genetik mühendisler farklı türler arasında da gen değiş tokuşu yapabiliyorlar artık. 


Corn plant with its own built-in pesticide

Golden rice gibi E vit zengini ürünler yaratarak hunger’I wipe out edeceklerini savunuyorlar.

Bunlara functional foods diyorlar ve çeşitli besinlerle zenginleştiriliyorlar.
Seeds ve herbicide’ları aynı biotech firmaları paket halinde satıyor.
Eğer tohuma aynı paketin herbicide’ını spray etmezsen, tohum ölüyor. Buna “terminator technology” diyorlar. Monsanto kendi tohumlarının dirençli olduğu, Novartis kendininkileri koruyan herbicide üretiyor. Rekabet kıyasıya

US, Canada, Argentina and China 99% of all grown Genetically engineered crops üreticileri.
USDA, FDA, Env. Prot. Agency regule ediyor diyorlarama istedikleri gibi atkoşturuyor firmalar.
Triptophane pekçok insana zarar verdi. Toksik.
FDA’dak bürokratlar kendi bilim adamlarını umursamıyorlar bazen.
Bazen hayvan yemi diye izin alıp, insan ürünlerine de karıştırılabiliyor. Starling contamination.
Genetic drift – moving genetic info mostly through polen from one area to another.

Gene pollution
Organik ve GM corn tarlaları yan yana olursa, organiği dönüştürüyor.
GM croplarda kullanılan tüm alet ve makineler air blower’larla flan temizlenmeli.

Monsanto seed’lerinde trademark genetic pattern var. Herhangi bir çiftliğe gidip örnek alıp bu paterne rastlarsa, bu seed’ler bizim diyebiliyor. Infringing on a patent. Cross pollination.

Get out of our genes
He countersued them for polluting his field.
Monsters of Monsanto
Cuchinici: “Biotech companies are trying to patent life itself”

1970’lerde bitkilere patent verilemez, ancak Plant variety protection olabilir diyor Congress. Sonra 1985’te The Patent Office, on its own, patent vermeye başlanıyor birden.
Living matter should not be privatized


Mad Cow disease, Dioxin toxication sonrası Avrupa’da bir bilinçlenme başlıyor. ABD’den daha uyanık olmalarında bunların da rolü var.

EU, Japan, Russia, South Corea, Australian and Chech Rep GMO’larda label konmasını mandatory yapmışlar.
“we are deeply rooted in our food”
Grazia Francescato
Genetic resources
FDA bunun farklı label ile belirtilmesini gerekli bulmuyor.
Franken food
Government regulatory agencies
Contaminated, The New Scienec of Food
Josh shone
A shringking number of agrochemical companies are modifying the genetic structures of our food. But they don’t want to tell us.
Fritjof Capra
Physicist, ,systems theorist
Guerilla news network
Paul Hawken
Aventis, Syngenta, Du Pont, Dow, Monsanto

Gıdanın %85’ini kontrol ediyorlar.
From seeds to the table entire food chain control için savaşıyorlar.
Monsanto engineered soy beans to make them resistant to a specific pesticide. Round up.
Aslında bilgisayarı satıp sonra bunu oyunlarla beslemek gibi. Diğer firmanın oyunlarını oynayamıyorsun ve ilk alımda bir bağımlılık altına giriyorsun.
Buying the seeds but not owning it. Only a licence for 1 year. Playstation gibi işte. Uyuşturucu bağımlılığı gibi.
Amerika ve Avrupa uyanınca Asya’ya yöneliyorlar.
Concentrating food is the problem. Not distributing it to people relatively equally.











9 Mart 2017 Perşembe

BRITAIN'S COASTAL ANIMALS (2011) - "Britanya'nın Sahil Hayvanları" (Belgeseli)


Belgesel serisinin ismi The Animals Guide to Britain. BBC’nin 2011 yılında yayınladığı dört bölümlük bu serinin dördüncü bölümünün, yani kıyı hayvanlarının notlarını aktaracağım. Serinin diğer bölümler, şu şekilde:

Freshwater Animals
Grassland Animals
Woodland Animals
Coastal Animals


Önce genel olarak içerikten bahsedeyim. Farklı yaşam alanlarındaki hayvanlara değiniliyor. Sunucu, favorim Chris Packham. Hedef kitle daha çok çocuklar ve gençler gibi geldi çünkü ayrıntılı bilgiden ziyade birkaç özellik sıralanıp hemen diğer hayvana geçilen hafif bir içeriği var. Zooloji meraklıları için basit kalabilir. Benim favorim shore crab kısmı oldu.

NOTLAR
GREY SEALS
Britanya'nın sahil şeridi 18.500 mil. Tek tek İtalya, İspanya ve Fransa’dan daha fazla.
Britanya’yı temsil edecek olan bir hayvan düşünülse ilk akla gelmesi gereken grey seal. Dünya popülasyonunun yarısı Britanya’da. Parlamentonun korunması için kanun çıkardığı ilk yaban hayvanı. Eskiden kıskanç üvey annelerin çocukları seal’a dönüştürdüğü anlatılırmış. Scotsman kilt’deki tüylü kısım bunların kürkünden yapılırmış. Folklorda da yeri var yani. Okyanus hayvanı, istediği yere gidebilir aslında ama Britanya sahil şeridinden memnun. Denizde kendilerine daha fazla yaklaştırıyor çünkü esas kendini güvenli hissettiği yer deniz. Karaya tam adapte olamamış. 6cm blubber (deri altı yağ dokusu-insulasyon) var. Sürekli paltoyla gezen bir insan gibi olduğu için ve bu paltoyu çıkartma ihtimali olmadığından sıcak denizlerde yaşayamıyor. 2-12 derece olan suda yaşayabilir sadece. Overheating riski var. Bristish coast 11 derece. Uzun whiskers (bıyık kılları) ile görüş sıfır bile olsa balığı algılayabiliyor.

Britanya 6346 adaya sahip. Britanya’yı sevmelerinin nedeni biraz da bu. Yavrulamak için güvenli kara parçalarına ihtiyaçları var.  Yavrularını çok zengin bir sütle besleyerek her gün 2 kg almasını sağlarlar. 15 gün süt verirler. Doğduğunda blubber oranı yavruyu sudaki soğuktan korumaya yetmez. Ada seçmelerinin sebebi bu. Korkunca hemen suya kaçarlar. Kuyruk yüzgeçleri yelpaze gibi açılıp kapanıyor karada ve suda. Her yıl kürklerini değiştirirler. Yeni kürk çıkması için hair follicles should be supplied with blood. Bunun için korkmamaları lazım bu dönemde çünkü korkarlarsa  blood is withdrawn from their skin to concentrate on vital organs. New hair growth sekteye uğrar. Sindirimleri de etkilenir. Suda sindirim yavaşlar.



MANX SHEARWATER (Puffinus puffinus) 
Remote coastline and islands are also best for sea birds

%90’ı Britanya’da yuva yapar. En Britanya’ya özgü deniz kuşu. Gece korkunç sesler  çıkarır. Hatta Vikingler korkarmış, bunların olduğu adalara çıkmazmış. Sonraları, yakılabilen bir yağa sahip oldukları anlaşılmış. Kuşlardan çıkarılıp lambalara doldurulmuş bu sıvı yağ. Gübre olarak, lobster bait olarak kullanılmış. Çok ürkektirler. Işığı sevmezler. Yuvalayacağı yer konusunda çok seçici
 
Bunlar da seal gibi deniz yaşamına daha adapte. Karada çok sarsak (clumsy) yürüyor. Martılar da kapabilir. Sadece gece karaya çıkarlar. Burrow’ları var. Gündüzleri ne yaptıkları bilinmiyor.
15 gramlık bir GPRS’i sırtına takıyorlar. 5 dakikada bir sinyal veriyor. Its not transmitting remotely so u have to get it back from the bird. Yuvaları işaretleniyor numbered slab ile. Adults leave land before dawn. Yumurtaları büyüktür. %25’i body weight’in. 55 gün incubation by both female and male. 75 gün kadar burrow nest’te kalır. Nerede balık olduğunu bilir ve yavrusunu beslemek için buralara gider. 4 günde 700km yapar bazen. Coastal animals depend on the combination of land and sea.

SEA GULLS
Britanya’da 24 tür var. Martıların özel adaptasyonları, yani uzmanlıkları yok. Specialist’ten ziyade generalist bir hayvan. Her yetenekten biraz var (Jack-of-all-trades). Sahilden uzakta çöplüklerde toplanıyorlar. bunda artık atıkların daha kaliteli ve yenebilir olmasının payı var. 1956’da parlamentoda clean air act imzalanmış. Martılar için harika bir karar olmuş Çünkü bu karara göre artık çöp artıklarının yakılması yasaklanmış.  Martı türlerinin yuva tercihleri türden türe değişebilir. İnsana benzeyen fırsatçı bir geçim tarzı var.


SHORE CRAB (Carcinus Maenas)
Sahil yengeci

Birkaç ayda bir deri döküyorlar Bu deri dökümüne sırtlarındaki kabuk da dahil. Dolayısıyla en zayıf oldukları dönem. Sahile çıkarak balıklar ve diğer düşmanlarından saklanırlar. Bu şarttır çünkü bu dönem güçlü bir koku yayarlar (feromon). Kokunun yaşamlarında önemli bir yeri var ama burunları yok. Ayaklarıyla koku alırlar.
 

Exoskeletonları dişilerin çiftleşmesini çok zorlaştırır. Bu yüzden erkekler dişilerin kabuk dökme dönemini bekler. Bu dönemin geldiğini saldıkları kokudan anlayınca önce bacaklarıyla altına alır. Kabuğu atana kadar bekler. Sonra dişi döner ve çiftleşme gerçekleşir. Erkek çiftleşme için dişiyle iyice denizden uzağa, kaya altı gibi saklı yerlere gider.



BOTTLENOSE DOLPHIN 
(Tursiops truncatus)
Britanya’da iki yerde görülürler: Cardigan Bay ve Moray Firth

Deniz ile nehrin kesişme noktasında somon avlamak için bu bölgelere giderler.

Galler’deki Cardigan Bay’e10 somon nehri, İskoçya’daki  Moray Firth’e ise 30’dan fazla somon nehri akar. Burada önemli olan nokta, somonların akıntının tersine, nehir boyunca yüzerek yumurtlama yolculuklarının her nehir için farklı olmasıdır. Bu sayede yılın her dönemi bu iki bölgede somon olur. Yunuslarda duyma yetisi önemlidir. İnsan yapımı petrol sondajları ya da deniz taşıtları rahatsız eder.  Ayrıca sonar yeteneği de vardır.  Ekolokasyon yoluyla etraflarındaki topografi ve hareketleri algılayabilirler. Normalde somonu  açık denizde yakalamak zor. Moray Firth gibi yerlerde topografyanın yardımıyla yakalamaları kolaylaşıyor. 



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...