Gene Hackman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gene Hackman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mart 2019 Pazartesi

"Hızlı ve Ölü" (The Quick and the Dead) (Western Sineması) (1995)

Kasabaya hakim kötü adam Herod (Gene Hackman) ve ona karşı hem geçmişin hem bugünün intikamını alma peşinde karakterler (Sharon Stone ve Russell Crowe).

Kötü adamın isminin Herod , kasabanın ise "Redemption" olması konularına falan girmeyelim, tarih sevenler bir bakabilir. Yönetmen Sam Raimi (Evil Dead). Kadro yıldızlar geçidi. Sharon Stone. Russell Crowe, Gene Hackman, Lance Henriksen, Leonardo Di Caprio ve dahası.

Stilize bir kovboy filmi. Western sinemasına yabancı denilebilecek çekim teknikleri kullanılmış. Sık tekrarlayan ağır çekimler, hızlı ve "sviş svuşlu" zoomlar, yakın planlarla dolu bir görsellik. Dinamik ama abartılı bir akış var. Gerçekçilik kaygısı yok gibi, çizgiromana yakın durduğu yerler filmi örseliyor ve bütünlüğünü bozuyor. "Terminator 2"deki içinden kurşun geçme sahnesinin benzeri bile konmuş :) Çekimlerde epey cambazlık yapılmış anlayacağınız. Müzikler Alan Silvestri gibi bir kalitenin. Sinematografi iyi. Bildik konuyu görsel ve işitsel efektlerle zenginleştirip cilalamışlar. Ama bana kalırsa yine de filmi seyredilir kılan bu süsler değil oyuncular olmuş. 

Bugünün “Battle Royale” ya da gençliğimin “Kumite” (Blood Sport) tarzı bir turnuva ortamının Western versiyonuna da benzetilebilir. Konu ya da çekimleri için değil, oyuncuları hatırına seyrettiğim bir film oldu. Yoksa ne hikayesi ne de senaryosu için izlenmez. Dahası bazı efektler filmin dramatik etkisine katkıda bulunmuyor, tam tersine atmosferi bozup absürdleştiriyor. Bu arada Hackman'ın boynunu sıyıran kurşunlu sahne, "300" filminde (2006) Leonidas'ın fırlattığı mızrağın Xerxes'ün yüzünü sıyırmasını hatırlattı. 

Herod için Di Caprio'nun söylediği, zalimlikle iktidarı elinde tutmaya çabalayan zorbalara uygulanabilecek lafla bitirelim:

“Maybe five years ago he was invincible, but town catches up with everyone

T2













Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.

15 Şubat 2018 Perşembe

Devlet Düşmanı (Enemy of the State) Filmi (1998)

NSA’nın ulusal güvenlik adına halkın bilgilerine sınırsız ulaşmaya devam etmek için bir senatörü öldürmesinin ardından cinayetin çevrede kuş gözlemi yapan bir doğaseverin bıraktığı kamerayla kaydedildiği ortaya çıkar. Bu kaset dönüp dolaşıp avukat Richard Dean Clayton’a (Will Smith) ulaşınca Amerikan gizli servislerinin tek hedefi haline gelir ve tüm yaşamı altüst olur. Ona yardım edebilecek tek adam, artık serbest çalışan eski bir CIA ajanı Edward Lyle’dır (Gene Hackman).

Birinci sınıf bir aksiyon. Kovalamaca ağırlıklı bir gerilim. Koşar gibi akıp giden yüksek tempolu bir kedi-fare oyunu. Soluksuz takip sahneleri.  Daha filmin girişindeki tempolu ve gizemli müzik filmin ritmi hakkında ipucu vermeye başlıyor. Ayrıca bu  intro’nun yıllar sonra pek çok insanı ekran başına bağlayacak Person of Interest dizisinin intro ve geçiş sekanslarının habercisi olduğunu düşündürttü. Konusu açısından da insanların her hareketinin gözetlendiği ve elde edilen bilgilerin istenileni yaptırmak için kullanılabileceği günümüz dünyasının gerçekçi denilebilecek bir izdüşümü. Whistleblower olaylarının çok öncesinde atılmış bir işaret fişeği.  

Will Smith ve Gene Hackman rollerine yakışmış. İkisini de seyretmeyi severim. Yönetmen Tony Scott. Yeteneğini ispat etmiş bir adam. Top Gun gibi hit filmlerinin haricinde True Romance (Maceralı Aşk) filmi harikadır. Bir özelliği dikkatimi çekti, True Romance filminin finalinde de shootout (kalabalık bir çatışma) sahnesi vardı, bu filmin sonu da aynı şekilde. Bir Tarantino etkisi belki. Gene Hackman’ın siyasi entrikalı filmlerde not düşülmesi gereken ayrı bir ustalığı var. Absolute Power filminden No Way Out’a, Missisipi Burning’den Enemy of the State’e uzanan nefis performansları unutulur gibi değil. Kötü adam rolünde son dönem  Ray Donovan dizisiyle harikalar yaratan Jon Voight’un son derece başarılı olduğunu da not düşelim.      

Filmin yüksek temposu ve başarılı kovalamaca sahneleri sıkmıyor. Biraz Hitchcock’un North by Northwest ve hatta “The Man Who Knew Too Much” fimlerine biraz Robert Redford’un en iyi filmlerinden olan Sydney Pollack imzalı “Three Days of Condor” filmine yakın duruyor.
Yerinde duramayan filmlerden. Üstelik whistleblower hadiselerinin patladığı günümüzde çekildiği dönemden daha anlamlı duruyor diyebiliriz. 

Kaçırılmayacak bir aksiyon. 

Edward Lyle (Clayton’a): “U re either incredibly smart or incredibly stupid!”





"Person of Interest" benzeri bir intro























Skyler :)











Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır. .
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...