27 Mart 2026 Cuma

ŞİİR | İşçi Memiş


Gözleri yorgunluktan şiş
Göz çukurları derinleşmiş
Tezgahının başında
Çalışıyordu Usta Memiş

Günler saatleri, saatler saniyeleri
Ve saniyeler
Kovalıyordu sanki tüm işçileri

Ustabaşı yanlarında
Sesi işçilerin kulaklarında
Bağırıyordu:
Daha çok iş daha çok iş!

İnsan bitiremez aslında işi
İş bitirir insanı dedi
Yaşı ileri, işi bitmemiş bir işçi

Usta memiş gülümsedi
İşçi olmaktan çıktık biz baba
İş biz olduk artık
İşsizliğin emrinde
Şimdiki işçiler bizden daha ağır
Hepi topu iki conta bir bakır
Bize düşen onların elinde
Hep kahır hep kahır
(1999)

Yazan
L. KIZILTOPRAK



21 Mart 2026 Cumartesi

ŞİİR | Kaçarken Kovalamak


Kaçarken kovalamak
Yakalanmadan yakalamak
Hayat
Arabayı çeken kan ter içinde bir at
Koşulanlara
Koşmak ve konuşmak bile yasak

Delirmeden devirebilmek
Devrilmeden Deneyebilmek
Kaçarken kovalamak
Yakalanmadan yakalamak
Hayat

Sen ey genç kaçak
Kovalayanların nefesi değdiğinde
Sana değil de sevdiğinin yüzüne
Göreceksin
Kaçarken dövüşmeyi de öğretir hayat

Dahası var
Kaçarken kaybolmak
Yakalanmadan yok olmak
Beş katlı tımarhanesinde şiirimin
Bir süre konaklamak da hayat

Yaşanamadan geçip giden gölgelerdir
Hayat diye sokakta satılanlar
Gece karadır gün ak
Ve bayat kafiyelerin arasına sıkışmış hayat
Kaçarken kovalamak

Yazan
L. KIZILTOPRAK


6 Mart 2026 Cuma

ŞİİR | Arda Kalanlar


Ezişmek aldı sevişmelerin yerini
Günler geceleri tepti, uyutmayan
Saatler kendinden geçti, umutlandırmayan
Akla kara yer değiştirdi, umursamayan
Ezişmek aldı sevişmelerin yerini

Bulunmaz oldu bir dirhem bile şefkat
İniltiler kapladı her yeri, çığlıklar tek hakikat
Sorsan, herkes birbirinden masum
Sorgulasan, herkes birbirine mahkum

Tepişmelerin ortasında, kirli ve ezeli
Kıyısında dolaşmak, Bir sevişmenin ebedi
Ve yudumlamak yaşamı
Özlemine sığınarak
                         Dudak dudak                       
Issız limanlarda Yurdumlamak
Kayıp bir vatandan
Arda kalanları

Yazan
L. Kızıltoprak

Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.

3 Mart 2026 Salı

YAZI | Bin Ben Var Benden İçeri


Yabancı olmak, senden her şeyi bekleyebildikleri bir seçim özgürlüğü sağlıyor. 

Her ilişki ve ilişkiler yumağı kaçınılmaz olarak zamanla psikolojik ve belleksel bir birikim ve yapılaşma yaratıyor. Hem içeride hem dışarıda. Tortular birikiyor. Bilindiklik, beklentileri doğuruyor, besliyor. 

Oysa hakkında fikir oluşmamış ortamlarda daha önce sergilediğin davranış silsilesini bozmaktan çekinmeden hareket edebiliyorsun. Sıfır beklenti. Sıfır ön izlenim. İlk kararınla ya da verdiğin intibayla bozulmaya başlayacak olsa da bir yeniden başlama hali özlediğim. Tanışıklık arttıkça hakkındaki öngörüler artıyor ve bu da sende hayal kırıklığı yaratma ya da önceki davranışlarına aykırı olmama tedirginliği yaratıyor. Davranış geçmişin gelecek davranışlarını çaktırmadan dikte etmeye başlıyor acımasızca. Bazen farkına bile varmıyorsun. Kişiliğinin akıcılığı ve kıvraklığı azalıyor. Taşlaşıyorsun aslında yavaş yavaş. Bir kişiliğin, bir dizi davranış paterninin resmi temsilcisi gibi görülmeye başlanıyorsun. Manevra kabiliyetin elinden alınıyor bu şekilde. Çeşitlilik kategorilere sıkıştırılarak budanıyor aslında. Seçim yelpazen gittikçe daralıyor. Seçenekler gittikçe sınırlanıyorlar. Karton karakterlere dönüşüyorsun başkalarının öngördüğün beklentileriyle şekillendirdiği. 

Belli şartlarda yarattığın bir karakterin sınırları içine hapsoluyorsun gittikçe. Oysa şartlar sürekli değişiyor. Bilinç gürül gürül akıyor. Hayat hiçbir şeyi umursamıyor. Ama sen, farklı yörüngeleri özlerken takılıp kalıyorsun seçimlerinin geçmişine. Ortaklaştıkça kıstırılmış, kısırlaştırılmış bir geleceğe.

Ortama bilgi girişi oldukça, insanlar senin tepkilerini öngörebildikleri ölçüde güvenilirlik indeksini yükseltiyorlar. Bazen şartlar değişiyor ve sen de değişmek istiyorsun ama ayıplanıyor. İhanetle, dengesizlikle ve güvenilmezlikle suçlanıyorsun. Sanki ömrü boyunca ilk yazdığı karakteri devam ettirmek zorunda kalmış bir yazar gibi hissediyorsun bu çemberin içinde. Kalabalığı yırtmadan kendine ve evrene doğru yolculuğunu sürdüremeyeceğini anladıkça kederleniyor insan. Sıkıntı basıyor durup dururken. Sebepsizmiş gibi görünüyor bu hoşnutsuzluk, oysa sınırların daralıyor toplumda her adımda. Daralıyorsun, daraltıyorlar., darlıyorlar normal sayılanla. Hissediyorsun bu kalleş güvenilirlik indeksinin tuzaklaştığını. Kendine uzaklaştırıldığını.
 
Çaresiz, yola vuruyorsun kendini. benliğini benler içinde gezerek kuruyorsun, çürütülmüş benlerini kusuyorsun. Başka benler cennetleşiyor gözünde. Bir benden diğerine konaklıyorsun. Yapıyorsun bozuyorsun. Kuruyorsun yıkıyorsun. Kırmaktan korkmuyorsun. Şafakla birlikte yalnızlık doğuyor günlerine. Yalnızlık yeni benlere yer açıyor hasretle. Ben istasyonlarında gezip durmaya başlıyorsun bıkıp usanmadan. Toplum delilikle damgalıyor, sen aklın yasaklanan topraklarında keşiflere çıkıyorsun. 

Bilinmezliğe kaçarak yabancıların şüphelerinde yeni bir ben yaratıyorsun. Her gece kardan adam yapıp gündüz eriyişini seyrederek yaşıyorsun. Benden bene kaçarak hedef şaşırtırken zenginleşiyorsun. Benden bene koşarak onları, kendini yeniliyorsun. Benlerinle bendelikten kurtuluyorsun. Benlerinin sayısını arttırarak bensizleşiyorsun. Beklenmiyorsun. Benleşmiyorsun. Benzemiyorsun. 

Benliğine benlerle sahip çıkıyorsun. 

Not
"Bana beni gerek beni" şiiri bu yazı üzerinde çalışırken aklıma geliverdi.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...