1 Nisan 2018 Pazar

Nur Salman..Dilek Dündar..Adaletsizlik..Türkiye


Nur Salman. Amerika’da 49 kişiyi öldüren İslamcı gece kulübü saldırganı Ömer Metin’in eşi. "Kocasının planladıklarından nasıl haberi olmaz, o da yardım etmiştir" falan deyip suçlandı, ABD'de mahkemelik oldu. İki gün önce beraat etti. Kocası 49 kişiyi öldüren kadının olan bitenle ilgisi olmadığına karar verildi. Serbest. İstediği ülkeyi ziyaret edebilir. İyi kötü bir hukuk var. 

Can Dündar gerçek olduğu anlaşılan bir haber yayınladı. Hapse atıldı. Çıktığı gün öldürülmek istendi. Sonunda yurtdışına kaçtı. Almanya’da yaşıyor. Türkiye, eşi Dilek Dündar’ın pasaportuna o günden beri el koymuş durumda. Makul bir nedeni yok. Maksat belli. Can Dündar’a ceza olsun. Daha da fenası, rehine olarak ellerinde kalsın ki haddini bilsin. Dilek hanım’ın suçu ne? Orası devletin umurunda değil. Hukuk varla yok arasında, ancak bir sarayın uşağı kadar sözü geçiyor. 

Peki bunları arka arkaya niye anlattım? Hafta içi önce Stephen Sackur’un yıllardır süren efsane programı Hard Talk’ta Can Dündar’ı seyrettim. Sonrasında tesadüfen PBS bülteninde Nur Salman’ın haberini dinledim. Üst üste gelince kendiliğinden bir karşılaştırma doğdu. 

Açıkçası Can Dündar’a olumlu baktığımı söyleyemem. Zamanında AKP örgütünün yanında yer almış, artık nasıl olduysa demokrasi getireceklerine falan inanmış kandırılan liberal gazeteci modelinin çok zararı oldu ülkeye. Temiz bir görüntüleri yok. Fakat karşılarında o kadar kirli bir kitle var ki, haktan yana kalmak için tüm hatalarına karşın Can Dündar’a yapılan haksızlıklara karşı çıkmak gerekiyor.

Bir devlet düşünün, kendisine karşı haber yapan gazetecinin karısını rehin alıyor! Kadın gitse ne olacak, beraber sürgünde yaşayacaklar. E ne olur? “Olmaz, elimde koz olarak tutacağım” diyor devlet. Bildiğin çete mantığı. Artık ister mafya deyin ister kabile. Filmlerde kötü adamların en sık başvurduğu taktiği uyguluyor: “Karısını kızını ele geçirip istediğimizi yaptırırız!” Ne kadar intikamcı ve ilkel bir davranış. Hak hukuk yerle yeksan. Ama şaşırmıyorum. Kindarlığın kitabını yazanların değil mi bu senaryo!

Devlete rağmen yaşamaya çalışıyoruz Türkiye’de.
Eli sopalı öğretmenin bakışlarına yakalanmamaya çalışan çocuklar gibiyiz.
Ne sınıfı terk edebiliyoruz ne de ağzımızı açabiliyoruz
Dikkat çekmemek sağkalım siyaseti olmuş.
Varlıkla yokluk arasına saklamışız yaşamı
Zil çalsa da gitsek durumu hakim. 


Bu içerik Kuzey Kalesi tarafından hazırlanmıştır.

2 yorum:

  1. son paragraf tespitleri harika..

    YanıtlaSil
  2. Sizi görünce Salgado'nun belgeseli (Salt of the Earth) geldi aklıma. Aylar önce bahsedecektim, unuttum gitti. Bu hafta ilgileneyim :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...