8 Mart 2017 Çarşamba

INSIDE NATURE'S GIANTS - Dev Mürekkep Balığı Anatomisi ve Fizyolojisi

8 kol ve 2 tentakül açıkça görülüyor
NOTLAR
Yeni Zelanda açıklarında avlanan balıkçıların trol ağlarına dev bir mürekkep balığının yakalandığını haber vermesiyle laboratuvarda tatlı bir telaş başlar. Bu bölümde son derece nadir bir hayvanın anatomi ve fizyolojisiyle tanışıyoruz: Dev mürekkep balığı. Yanında ahtapot ve küçük mürekkep balıklarının anatomisi de incelenerek verilen bilgilerin daha tam olması hedeflenmiş. Balıkçılar hemen mürekkep balığını dondurur. Getirildikten sonra bir gece çözülmesi beklenir ve teşrih (diseksiyon) laboratuvarına alınır. Derinlerde yaşayan hayvanlar genelde aşırı iri cüsselere sahip olur. Bu mürekkep balığı da buna bir örnek teşkil ediyor. Aslında küçük mürekkep balıkları yüzeye yakın yaşadığından daha sık görülüyor, hatta gıda olarak tüketilenler var. Mesela kalamar. 

Vantuzlar

Mürekkep balığının 8 kolu, 2 tentakülü (tentacle) var. Bu uzantılara dokunaç diyorlar Türkçe’de ama bir yetersizlik görüyorum. Mesela palp ve feeler kelimeleri için de dokunaç’ın kullanıldığını görüyoruz. Bence terminoloji oturana kadar herhangi bir kelimenin orjinalini dile uygun ufak modifikasyonlarla kullanmak daha sağlıklı bir iş. Dolayısıyla burada tentakül olarak kullanacağım.

Vantuzların yanında çengelleri var. Suckers and hooks.
Tentaküller kollardan daha uzun olduğu için dev mürekkep balığı önce tentakülleriyle avını yakalar ve kollarının ulaşabileceği menzile çeker. Kollar daha güçlü ve her birinin ağız kısmında gagası var. Gaga ağza yumuşak dokuyla tutunuyor ve elle rahatlıkla çıkarılabiliyor. Tentaküllerdeki vantuz benzeri yapışkan yapılarla (suckers) avı tutar ve kollardaki gagaya kadar ulaştırır. Bundan büyük colossal squid var. Onun tentaküllerinde hem sucker hem hook var.

Dijital mikroskopla kromatoforlar inceleniyor


Aniden renk ve desen değiştirebiliyor. Bukalemundan farkı bunu yavaş yavaş değil, birden yapabilmesi.Deriye dijital mikroskopla bakılınca siyah noktalarla dolu olduğu görülüyor. Bunlar kromatoforlar. Yani renk keseleri. Kamuflajı (crypsis) bunlarla yapıyor. 

Kromatoforlar (renk keseleri)
Radula: Her bir kol ağzının içinde üzeri dişlerle dolu dile benzer bir organ. Besinin öğütülmesinde görevli. Mideye giden parçacıklar küçük olmalı çünkü mideye giden yol beyinden geçiyor.

Solungaçlar dışarıdan görülmez, mantle (ana gövde örtüsü/manto) içinde. Su, yüzgeçlerden içeri girer. Ana kanaldan (funnel) dışarı çıkar. Jet engine’e benzetiliyor bu sistem. Bir avcıyla karşılaştığında kendini aniden ileri fırlatıp kaçabiliyor bu sayede. Jet propulsion (Jet Etkisi).

Aşağıdan yukarı doğru light organ (photophore) ve üstünde ink sac var. Işığı kamuflaj olarak kullanıyor. Ahtapot gibi sığ su cephalopod’larında mürekkep smoke-screen olarak kullanılıyor. Kaçış için. Ama avlanırken de işe yarıyor. Mürekekbi meşhur. Mesela Sepya terimi bir mürekkep balığı türünün isminden gelir. 


İki boynuzsu yapı solungaçlar. Mavi kitleler 3 kalp. 
Kaçışta füze gibi atılıyorlar. Arkalarında ink izi kalıyor. Uçakların bıraktığı iz gibi. Bunun için çok oksijen lazım. Belki de bunun için 3 tane kalpleri var. Kanları mavi. Bizdeki gibi hemoglobin yani demir balı değil. Bakır bazlı. Hemosiyanin deniliyor. Oksijenli haldeyken mavi, cansızken şeffaf oluyor. Makroskopik olarak kalbi bulmak zor. Biri sentral sistemik. Damara boya enjekte ederek bulunuyor. Sefalopodlarda da damarlar var.  Kan mavi.  

GÖRME
Dev mürekkep balığının gözleri hayvanlardaki en iyi akut görme sistemi olarak görülüyor. Fiziksel olarak da çok büyük. İki parça lensleri var gözde. Sadece lensler bizim gözümüz kadar.
Mürekkep balığında ışığa duyarlı hücreler dışarıya doğru sıralanmış ve bunları beyne bağlayan sinirler arka yani posterior taraftan çıkıyor. Omurgalılarda bu kadar iyi değil gözdeki mühendislik. Sinirler hücrelerin önünden dolaşarak beyne gidiyor. Alt ve üst olmak üzere iki koldan. İnsandaki kör nokta sendromu buradan kaynaklanıyor zaten.  

İnsan ve ahtapot göz kesitleri karşılaştırılıyor

Mürekkep balıkları duyar mı?
Pacific Radiology diye bir merkez var. Humboldt squid incelendi. CT’de tarandı. Kulak kemikleri var ama normalde gözükmüyor. Sonra başka bir fizyolojik testle küçük bir mürekkep balığının sesleri algıladığı gösterildi.

Bağırsaklar mide üst kısımda. U çiziyor. Aşağı inip yine mide yanından içerik atılıyor.
Ahtapotun kolunu kestiğinde reaksiyon vermeye devam eder. Ahtapotlar da arılar gibi yuvalarını bulabilir. Kollarıyla yüzeye dokunarak adeta yürürler. 

Simit şeklindeki beyin ve ortadan geçen yemek borusu
Üreme
Ahtapot
Sekiz koldan sadece bir kol penis görevi görür. O kolun ucunda suckers bir noktadan sonra olmaz. Spermatofor koldan aşağı peristaltikle iletilir. Oradaki sperm kesesi uzaktan kol uzatılarak dişinin deliğine sokulur. Birbirlerine yaklaşmazlar. Tehlikelidir. Biri diğerini yiyebilir.
Birkaç erkekle seks yapabilir. Topladığı sperm paketleri arasında tercih yapar. Dişilerde cinsel organ dışarıdan belli olmaz. Yaş ilerledikçe büyür, uzar. Mantle’ı açmadan göremezsin.
Ian Gleadall octopus specialist

İri ve etkili gözler
Dev Mürekkep Balığı
Dişi
Yumurta ve jolemsi madde karışımını büyük bir su topu gibi funnel’dan dışarı atar. Sonra bunu kollarıyla kavrar. adeta kucağında sallar. Hareketleri yoğurma gibi. İyice karıştırır. Yumurta kitlesini bıraktıktan sonra suyu emmeye başlar. Gittikçe büyür. Çapı 3-4 metreye kadar çıkar.
Mesela bir başka mürekkep balığı türünde yumurta topunu yoğurmanın son görevi olduğu ve sonrasında dibe çöküp öldüğü söyleniyor. Ama tür ismi verilmedi.

3D kamuflaj yeteneği. Dikensi çıkıntı oluşturuyor
Erkek
1,1.5 metre penisi var. Penisini bir enjektör gibi dişinin koluna saplar. Asistoli'de kalbe enjektörle epinefrin enjekte eder gibi. Bu şekilde spermini dişinin kolu içine gönderir.

Diseksiyon seansının sonunda Arthur C Clarke’ın okyanusların derinlikleri hakkında uzaydan daha az şey bildiğimizi söylerken ne kadar haklı olduğunu bir kez daha hatırlıyoruz.  


Kolların ağzındaki gaga

Mantle (manto) kısmı açılıyor

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...