13 Haziran 2017 Salı

Fantastik bir Yazar: Roald Dahl - BBC Belgeseli


Fantastic Mr Dahl (2005) - BBC Belgeseli
Roald Dahl’ın yaşamını ailesiyle ilişkileri açısından mercek altına alan bir belgesel. Daha önce Tolstoy'un arayışları belgeseliyle karşımıza çıkan Alan Yentob'un sunumuyla. Daha çok özel hayatıyla ilgili. Epey ayrıntı var. Seyrettiğim Roald Dahl'a pek içim ısınmadı nedense.  

NOTLAR
Kendisine undeveloped adult diyor.
Dahl müzesinin açılışını kutluyor Dahl ailesi.
Hikayelerinde folk tale morality. No grey areas.
Torunu Sophia Dahl: "Size sarıldığında zarif bir çekirge sizi sarmalarmış gibi hissederdiniz.”
Torunları Mouldy dermiş. Roald, Norveç ismi.
Writing hut’ı var bahçede Burada yazıyor. Kimse izinsiz giremiyor.






Writing hut (Yazı kulübesi)








Evde 3 kızkardeşi oldığu için “Boy” derlermiş. His father died when he was 3. His mother Sophia became the center of his life.

7 yaşında yatılı okula varınca yazdığı mektup, sonraki 40 yılda annesine yazacağı 917 mektubun ilki. 


Annesine mektupları




Çocuklar için bir söyleşide cinsel eğitim konusu işleniyor. Okudaki anısını anlattı. Müdür toplamış erkek çocukları başlamış konuşmaya: “Banyoda fark etmişsinizdir, vücüdunuza ilişik bir organ var. Okulumuz edepli ve standartları yüksek bir yer olduğu için neyse ki bu konular konuşulmuyor. Aslında bu organı bir el fenerine benzetebliriz. Sakın oynamayın, dokunsanız bile yanar ve pilini bitirirsiniz. Sizin yaşlarınızda pil de küçük olur, hemen biter.

Amerikalı yayıncısı boyhood anılarının değerli olduğunu anlayınca bu konuda bir kitap yazmaya ikna etti. İsmi “Boy” oldu. Dahl gerçekle kurguyu karıştırmış bu kitaptada. Kitabın başında “Bu bir otobiyografi değil ama içindeki herşey gerçek” diyor.



 


Maceracı bir karakteri var. Savaşta RAF pilotu olarak görev yapar. Kuzey Afrika, Palestine ve Greece’de uçar. 6 tane Alman uçağı düşürmüş. Fotoğrafçılığa meraklı. Zeiss foto makinesini yanından ayırmıyor. Bağdatta askeri eğitimdeyken annesien yolladığı mektuba eklediği bir foto. Sonunda uçağı düşünce ordudan ayrılır. Kazadan sonra sürekli bir sırt ağrısı çeker hayatının sonuna kadar. İlk kısa hikayesi uçağının nasıl düşürüldüğüyle ilgili olur. 300 dolara yayınlanır ve yazmaya devam etmesini isteyen bir mektup alır. Hikayede düşman ateşiyle düşütüğü anlatıyor ama aslında benzini bitince inmeye çalışırken çakılıyor. Gerçeği süslüyor gibi bir tekniği var. Savaşın geri kalanında Washington’da diplomat. Çapkınlığıyla meşhur. Lady-killer. Aktris Patricia Neal ile Cary Cooper’dan ayrıldıktan sonra tanışıyor. Evleniyorlar. 30 yıl. 3 çocuk.





İlk Hikayesi


Tessa Dahl Kızı
Annesi oğlu Amerika’dayken ona bir ev alır ama Missenden, Buckinghamshire’da ve kırsal bölgede. Oysa gelin Hollowwood’dan geliyor. 3 tane trajedi yaşarlar. 1969’da bebekleri 4 aylıkken New York’ta sokakta bir taksi bebek arabasına çarpıyor ve sürüklüyor. Bebek hastanede kurtuluyor ama hydrocephalus var. Sürekli su birikiyor ve kafasının büyüdüğünü görebiliyorsun. Ameliyatla alınıyor bu su her seferinde. Roald doktorlara bırakmadı işin tamamını. Beyinde biriken suyu sürekli boşaltabilecek bir alet yapmaya çalıştı. Bir valve yaptılar, bu arada Theo’nun durumu daha iyi olmuş gerek kalmamıştı. Ama geliştirilen alet tüm dünyada yüzlerce vakada kullanıldı. 
Theo’da Roald gibi ailenin tek erkek çocuğu.













Oğlu Theo'nun hastalığı için finanse ettiği buluş




İkinci felaket 2 sene sonra geldi. Bu sefer 7 yaşındaki kızları Olivia Missenden’daki evlerinde kızamığa yakalandı ve vefat etti. Dahl son saatlerini yazdı ve yakın zamanda bu notlar ortaya çıktı.
“Ölmeden önceki gün satranç öğretmiştim. Tüm hareketleri hemen öğrendi. Bir oyun oynadık. Fazla yüklenmeyince beni yendi. Öldüğü günün sabahı satranç oynamak ister misin diey sorum. “Hayır, çok yorgunum. Başım ağrıyor. Öyle yorgunum ki…” diye cevap verdi. “
Kizamık ansefalite çevirmiş.








Hem doğadaki her şeye karşı merak duygusu yükseliyor içinde hem de hayatta hiçbir şeyin kıymeti olmadığını düşünüyor. Eskiden tanıdığı Canterbury başpiskoposu Geoffrey Fisher’dan spiritual guidance arıyor.

Köpeği de yanında neyse ki cennette diyor piskoposa. “Köpekler” cennete alınmaz cevabını alıyor. Bu kaba tavra bozuluyor. Yıkık durumda. Grief-stricken. Yazmaya çalışıyor. Pat filmlerde oynamayı sürdürüyor. 1964 yılında Paul Newman ile oynadığı filmde oscar kazanıyor.



Pat


Birkaç ay sonra üçüncü felaket onları California’da buldu.
Pat hamileyken inme (stroke) geçiriyor. O gece ameliyat ediliyor.  20 gün hastanede bilinçsiz yatıyor. Yarı paralize durumda. Beşinci çocukları Lucy’yi doğuruyor. Mumya gibi bir halde. Yoğun bir fizyoterapi süreci. Valerie Griffith ilgileniyor. Haftada 5 gün, günde 6 saat. Konuşmakta zorlanıyor. Okuyamıyor. Roald, New York’ta brain injured Children için bir konuşma yapmasını istiyor. Hayata tutunması niyetiyle herhalde. Bazıları eşini çok zorladığını düşünüyorlar ama kararlı. Pat, Roald’a “bully” dermiş.

Pat: “ Beni zorluyordu ama sonunda faydalı oldu”
Bu dönemde Roald çocuklarla tek başına ilgileniyor. Her gün okula kendisi götürüyor.
Önceleri yetişkinlere yazıyordu. Çocuklarıyla vakit geçirip onlara gece masal uydurdukça çocuk edebiyatına yaklaştı. Çocukları ve ziyaret eden arkadaşları anlattığı hikayelere bayılıyordu.
Chocolate bars üzerine çok şey biliyor. Özel ilgisi. 


Valerie Griffith






Torunu Sophie Dahl: “Yemek masamızı Viking sofralarına benzetirdim. Herkes, tüm kızlar onun dikkatini çekmeye çalışırdı.”

Uzun süre kulübesinde yazdıktan sonra Blackjack oyamaya gidiyor. Herşeyi unutuyor orada.
Troublemaker bir tarafı var. Blackjack salonunda verilen kötü yemeklere karşı protesto ediyor mesela birden.

Çocukların ve büyüklerin afacan (sparky) olmasını seviyor.
Writing hut’ına çekildiğinde annesinden kalma koltuğuna oturup fikirlerini kağıda döküyor, notlar alıyor. Uydurduğu kelimelerin listelerini yapıyor.









BFG (Big Friendly Giant) kitabında illüstrasyonlarda ayağına ne giydireceklerini düşünürken Roald, illüstratör Quentin Blake’e kendi Norwegian sandals’ını gönderir. Dev bunlarla resmedilir.
Burada bir sahnede gazoz içince köpükler yukarı çıktığı için insanlar geğirir, onun yarattığı gazozda köpükler aşağı iniyor ve wizpopping diye adlandırdığı olay oluyor. Önce yayıncı itiraz etse de sonra kabul etmiş.

Standup’çı gibi eleştirel ve cüretkar bir mizahı var.
Sakal-bıyıktan nefret ediyor. Mr Twit karakterini yaratıyor.











Norwegian sandals








Mr Twit
Pat’in giyimiyle ilgilenen Felicity Crossland ile tanışıyor. Gizlice ilişkiye başlıyorlar. Tessa öğrenince kimseye söylememesini istiyor, o da kabul ediyor. “Onun hayatında olmaya o kadar çok ihtiyacım vardı ki kabul ettim.” dedi. Tessa da tuhaf bir psikoloji var, aşırı hassas bir yanı var.

Pat: “Roald’un benimle evliyken çok ilişkisi oldu. O tek değildi. Evliliğimin bitmesini istemiyordum." 

Gypsy house. Evlerinin ismi. Stroke’tan 16 yıl sonra Pat’i evden kovar. Pat çok üzülür ve sinirlenir. Ç:ocukları daha kibarca halledebilirdi diyor.
Lamb to the Slaughter hikayesi

Sonunda Liccy ile evlenir. Son 7 senesinde pek çok kitap yazar. Mathilda bu dönem mesela. 
1990’larda Lösemi sebebiyle hastaneye yatıp çıkıyor sürekli.

Sürekli uyarmalarına karşın hastanede sigara içiyor sürekli. 

Sonunda kitabından ölümle ilgili bir pasajı Tessa okudu. Harika bir finaldi. 

Kızının Düğünü












Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...