9 Haziran 2017 Cuma

İnsanın Kökenleri (1/3) - Kemikler - Alice Roberts


ALICE ROBERTS - Origins of Us (1/3) – Bones
Üç bölümlük BBC yapımı bu belgeselde insanın evrimsel kökenleri üzerine Afrika’dan Amerika’ya dünyanın dört bir tarafına yolculuk ederek bilimsel ekiplerle evrimsel geçmişimiz mercek altında. Kolay anlaşılır nefis bir anlatım var. Mutlaka seyredilmesi gereken belgesellerden.

Alice Roberts su içse sıkılmadan seyredeceğim bir “sevimli güzellik”. Zaten güzelliğin sevimli olanı makbuldür bence. Bunun üstüne anatomi profesörü olmasını ve inanılmaz tatlı ses tonunu da eklediğimizde hiçbir işini kaçırmadığımı söyleyebilirim. Ekranlardaki şahsi favorim. Resimleri biraz bol tutmam bundan. :)



NOTLAR
Africa
Closest living relatives to humans: chimpanzees
Kibali Forest, Uganda
%99 DNA aynı human ve chimps'de








Tabii ki şempanzeden evrilmedik ama 6-7 milyon yıl önce ortak bir atamız vardı.
“Our evolutionary journey is written into our bodies and into the way we use them”








Şempanzelerin ayak baş parmakları bizim el başparmağımız gibi. Facilitates grasping
Şempanze vs Toumai skulls
Şempanzede foramen magnum yere dik iniyor. Şempanzede açılı. Dolayısıyla Toumai’ın iki ayak üstünde yürüyen bir ape olduğu sonucuna varılıyor. Bipedal ape. 6-7 milyon yıl önce.
Living bones are pink full of blood which bleed heavily when broken.
Aşağıya indikçe vertebral corpus’un büyümesi ve böylece üstteki vertebraları taşımaları









Madem standing upright disk kayması gibi sinir ezilmesi gibi problemlere sebep oluyor niye dik durma ihtiyacı hissettik?
6 milyon years ago climate was getting colder and drier.
Toumai was one of the many bipedal apes.
Orrorin tugenensis 6 million years before
Ardipithecus Ramidus 5.8 million years
Australopithecus afarensis 4.0 million years
Bunlar yine climbers ama spending more time on the ground.







Ne zaman ağaçlardan yere indi atalarımız?
Kemiklerimizde bunun bir ipucu var.
Ayağımıza dorsifleksion hareketini uyguladığımızda, ön ucunu yukarı doğru kaldırdığımızda 20 derece açı olabiliyor. Şempanzeler 45 derece dorsifleksion sergileyebiliyor ayaklarıyla. Ankle movement farkı.






Boston üniversitesinde eski kemikler laser ile taranıyor. Buldukları fosilleri analiz ediyorlar. Lucy iskeleti de bunlardan biri. İnsan evriminin en meşhur iskeleti. Lucy 3.2 milyon yaşında. İskeletinin çoğu elimizde olduğu için pek çok şey söyleyebiliyoruz. Boyu 1 metre civarı.








Ankle bone (topuk= kıyaslanıyor önce. Soldaki insan, sağdaki şempanze.
Şempanzelerin ayak hareket kapasiteleri çok daha geniş. Ayak parmaklarını tibia’ya değdirebiliyrolar mesela. Müthiş bir fleksiyon.

Şempanze ve insan tibia’larının üst eklem yüzeylerinin mukayesesi.
Sonuç: The shape of ur ankle hints whether u use ur ankle for climbing or walking
Şimdi bu ikisinin yanına Lucy’nin tibia üst eklemini  koyduğumuzda insana çok yakın olduğu görülüyor.










Lucy iskeletinden atalarımızın iki ayak üzerinde yürüdüğü kesin.
Tırmanmak yerine yürüyerek yaşamak ormandan çıkmış olmaya işaret eder.
İnsanın her adımında 200 civarı kas koordineli çalışır.
Atalarımızın ayağa kalkıp yürümeyi öğrenmesi milyonlarca yıl aldı.
Yaklaşık 3 milyon yıl önce doğu Afrika'da kuraklık aşırıydı. Ağaçlık alanlar azaldı. Savannah habitatı doğdu. Burada yaşayan hominis, bipedal apes var. Birden fazla ırk. Bir tanesi başarılı oldu. Diğerlerinin soyu tükendi.













1.5 milyon yıl öncesine ait bir skeleton replikası
Nariokotome Boy (Homo Erectus)
Kemiklerindeki değişim belirgin. Bacak boyu bugünkü insana yakın. Nasıl sağ kaldı savanna’da?

Boston, Harvard Uni
Koşarken vücut öne atar kendini. Koşarken omuz açıklığımız, kollarımız dengemizi korumaya çalışırken bu konuda long narrow belimiz de etkilidir. Counteracting destabilizing forces
Another challenge when ur running is ur head. Every time u hit the ground ur head wants to pitch forward really fast so ur arm attaches to a ligament unique to humans called the nuchal ligament. In the back of ur head. As ur head wants to pitch forward, the weight of ur arms connected in the midline to this ligament and it pulls ur head back. This ligament is not huge but vital to keep us balanced when running.

İşte Nariokotome boy’da bu ligamentin bağlandığı yer çok belirgin. Yani bugünkü insanın bu ligamentinin kökeni 2 milyon yıl kadar geriye gidiyor.
Koşarken önemli olan bir anatomik kısım daha var. Popomuz.
Gluteus maximus. Largest muscle in the body. Has different portions. Elektrod bağlayıp koşarken ve yürürken aktivitesini ölçüyorlar. The stronger the contraction of the muscle; the larger the signal.
Sinyallere baktığında yürürken çok etkin değil ama koşarken çok aktif. Farkında değiliz ama aslında gluteus maximus kasına bilhassa koşarken ihtiyacımız var. Belki de kalçaların seksi olmasının altında bu vardır. Kalça survival kabiliyetimizi yani koşabilme yetimizi gösteriyor olabilir mi?









Atalarımız long distance runners. Endurance runner da denir. Koşmayla birlikte vücudu serin tutma mekanizmaları da yenilendi. Diğer hayvanlar panting ve güneşe çıkmayarak avoid hot. Öğle sıcağında avlanan çok az hayvan vardır. İnsan vücudu terleme sistemini geliştirmek zorunda kaldı vücut ısısını koruyabilmek için. Ama bunun için kıllarımızın olmaması gerekiyordu.
Saatte 3 litre ter çıkartabilir insan. İşte bu şekilde furlesness ve sweatiness özelliklerini geliştirerek endurance running mümkün kılınmış evrim sürecinde. Dolayısıyla uzun mesafe koşusunda hiçbir hayvan bizimle yarışamaz.

Toumai’dan Nariokotome boy’a evrim 5 milyon yıllık br süre gerektirdi. Artık atalarmız ormanı terk edip savanna’ya çıkmış durumda. Four-legged climbers’dan 2-legged runners’a evrilmiş durumdayız.

İki ayak üstünde yürümeye başlayınca bu sefer kollarımız serbest kalmış ve başka amaçlara evrilmeye başlamış.  Nedir bu? Tabii ki tool-making..!

İlk tool-maker homo habilis olarak biliniyor. 2.5 milyon yıl önce. Sonrasında bu özellik hep gelişerek geldi. Aslında başka hayvanlarda da alet kullanımı var. Peki bizimkini özel yapan nedir?







Uganda Wildlife Education Center
A center for young chimpanzees rescued from poachers. Termite fishing. İlk  göstermişti.
Dalları termite tepelerine sokup doğada içindeki böcekleri çıkarıp yiyorlar. Burada da modeli yapılmış. İçine bal konmuş.

Dalı tutuş şekilleri insandan farklı. Mukayese. Biz başparmağı daha iyi kullanıyoruz. İnsan elleri high-precision movement sergiliyor. Vücuttaki kemiklerin ¼’ü ellerde. Kas yok fazla. Haareketi esas olarak tendonlar sağlıyor. Anatomik olarak parmaklarımız şempanzelerle çok benzer. Bones. Same muscles.





Washington DC
Eline özel bir eldiven (contraption) takıyor. Pressure transducers. Real-time el hareket ettirildikçe çalışan kısımları ekranda görülüyor.
Şempanzeler genelde bir meyvayı iki elleriyle yerler. Biz tek elle yapabiliyoruz. İnsan elinin farkı basınç uygulayabilme farklılığından kaynaklanıyor aslında. Kaslar ve kemikler aynı gibi.

Şempanzelerde fingers are firmly attached to the hand. Bizdeki orta parmak gibi. İnsanda ise daha serbestler.










Elmayı kavrarken başparmak ve serçe parmak yüksek bası uyguluyor.
Bir farkımız daha var. Kemiklerde. İnsan başparmağı çok daha uzun ve kalın. Bu farklılık ilk kez 2.5 milyon yıl önce homo habilis’te gözüküyor. Big thumbs’ın taştan alet yapmayla beraber ortaya çıkması rastlantı değil.








Taşla bir yere vururken thumb fazla aktive olmadı deneyde. Peki farkı hangi eylemimiz sağladı? Eti taşla keserken thumb ve index çok çalışıyor. Buna bakarak alet kullanma sonucu thumb’ın dexterity kazandığını düşünebiliriz.

Davranışlarımız değiştikçe, vücudumuz da değişiyor.
Homo Sapiens – 200.000 yıl önce
Yani herşey iki ayağı üstünde dikilerek yürümeye başlayan bir ape ile başladı.






KARIŞIK RESİMLER















2 yorum:

  1. Rusenski, Alice Roberts'in üçlemesini seyrettim. Çok sevdim.
    Sanırım böylelikle belgesel dünyasına geçiş yapıverdim. Off! Ne abartırım şimdi biliyor musun? Valla! Yandım ben:)

    YanıtlaSil
  2. Bin BBC Belgeseli adına..! Hem de üçünü birden seyrettin demek! Harika bir haber bu Hayal Kahvem. Bloğu başlattığımdan beri ilk kez böyle bir şey oldu. Yani birisinin ilgisini çekip seyretti ve buraya yazdı. Çok mutlu oldum :)

    Hayal Kahvem’in belgesel dünyasına el atması ise işin başka bir sevindirici boyutu…Şimdi didik didik edecektir ortalığı, bilmediğimiz ne belgeseller bulup çıkaracaktır kim bilir… Hele okuyup seyrettiklerine farklı bakış açıları getiren Hayal Kahvem’in belgesel konusunda "abartacakları" ise şimdiden merak konusu :)

    Blogdaki mail adresine bu konuda çok başarılı bir sitenin adresini gönderdim. İstediklerini yüksek görüntü kalitesinde bulman ve yeni belgeselleri takip etmen açısından yardımı olabilir.

    Seyrettikçe ve vakit buldukça düşüncelerini okumayı çok isterim. Hem ortak konularda başkalarının izlenimlerini okumayı seviyorum hem de daha çok insan tanımış olur. Senin kendine has keyifli üslubunla yapacağın bir tanıtım benim not paylaşımlarımdan çok daha etkili olacaktır.

    Dünyamıza hoş geldin Hayal Kahvem :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...