24 Mayıs 2017 Çarşamba

Abraham Lincoln ve Amerikan İç Savaşı


ABRAHAM LINCOLN – SAINT OR SINNER (2010)
BBC yapımı. Biyografik bir belgesel değil. TR’deki Atatürk tartışmalarının aklı başında olanı. Lincoln’a eleştirel bakan yorumlara yer vererek ilahlaştırmanın en başta ona haksızlık olacağına değiniliyor. Benzer tartışmaların her toplumda olduğunu görmek ve Amerikan İç Savaşı hakkında kabaca bilgi tazelemek açısından faydalı. Bazıları diğer milletlerin tarihinden ziyade kendi tarihimize odaklanmamız gerektiğini savunsa da kendi tarihimizin en berrak görüntüsüne ancak diğer milletlerin tarihine de baktığımızda ulaşabileceğimizi düşündüğümden benim için öğretici oldu.

NOTLAR
Lincoln’ın neredeyse Saint statüsüne yükseltilişi öldürülünce
He dies on good friday in a christian country
16. president. İç Savaşın başkanı.
Aslında tanıtıldığı gibi olmadığı yönünde tartışmalar. A calculating pragmatist, rather than a visionary?
650.000 ölüm
Aslında zencileri Amerika’dan göndermek isteyen bir racist’ti diyenler var.


Son anlarını geçirdiği cheap boarding house(Peterson’s House) – Vurulduğu  Washington theatre’In karşısında.
Tiyatroda tutamayız deyip buraya taşımışlar.
Kahramanı George Washington. Sonrasında bu durum resmediliyor. Biri constitution diğeri Emancipation.


From the moment of his death, the real Abraham Lincoln, has been obscured behind the almost obscure religious cult that still surrounds him. Ölümün hemen iç savaş sonrasına denk gelmesiyle myth’e eçvriliyor ve rational debate’in önü kesiliyor.
Ölümü zamanlama açısından film gibi. Assasinated only a few days after the surrender of Lee’s army.
5 dollar bill ve coin’lerde resmi.
Springfield, illinois (hometown)


İsmi markalaşmış ve ciddi bir endüstri haline gelmiş. Kitaplari oyuncaklar, bebekler
Okulları kostümlü Lincoln imitasyonları ziyaret edip yaptıklarını öğrencilere anlatıyor. Shopping malls’da bile noel baba gibi olabiliyorlar. Popüler kültüre girmiş tek US president.
Biyogrifisine gösterilen ilgi küçükken yaşadığı zorlukları nasıl aştığına karşı bir merakla besleniyor.
Kentuck frontier state o zamanlar doğduğunda. Yabani yaşam hakim. Modernite gelmemiş. Kitaplara düşkün. Dirt farm’dan başkanlığa yükseliş. Underdog hikayesi.


19 yaşında frontier state illinois’ye gidiyor evinden ayrılarak. Ne para ne tanıdık.
1850’lere gelindiğinde hali vakti yerinde. Kongre üyesi. Hukuk okuyor. Batıya gidişin başladığı yıllar. Herkeste yeni umutlar.  1940’larda Meksika savaşı ve Teksas’ın alınmasından sonra bu gelişmeler.

Southern Cotton değeri gittikçe artıyor. 1920-1940larda slavery  yayılıyor. Slave population doubled between 1920-mid1940s. Slave’ler ekonominin motoru bilhassa güneyde. İnanılmaz bir büyüme var.
Steven A Douglas. Abe’s political nemesis. A democrat from Lincoln’s home state of illinois. Introduced a clause that would allow slavery to spread to the (1854)  new Westerns states (Kansas and Nebraska). To oppose this, a new political party was formed in the north: The Republicans. Abe hukuk kariyerini bırakıp katıldı.


Republicans köleliğin yayılmamasını savunmak üzere kuruluyor. They werent abolitionist per se. Anti-slavery adamlar. Natural bir şekilde azalarak yok olmasını istiyorlar aslında. Bunun için belli bölgede should be contained.

Free Soil ideology savunuyorlar. Kesinlikle yayılmasını engellemek istiyorlar. Henüz kuzey ve güney nasıl bu kadar farklı düşünüyor değinilmedi. They were the enemy of slavery but they were not friends of the slaves. Farka dikkat. Tabii bu hepsi için geçerli değildir mutlaka. Antislavery zihniyette olsalar da zencilerin ortalıkta olmasından da hoşnut değiller. Yabancı ve aşağı görüyorlar. Slavery ile race kavramlarını ayırıyorlar. Kölelik batıda yerleşilen yeni topraklara yayılırsa beyazlar kuzeyden gitmek isteyenler azalacak, köle kullananlar gücü ele geçirecek, yoksa sizin kendi eyaletinizde ne yaptığınız beni ilgilendirmez düşüncesi hakim.  Yani köleliği ve köleleri güneyin bir kozu olarak görüyorlar. Kuzeyde ya da Batıda açılan ortak arazilerde bu kozun altında ezilmekten korkuyorlar.


Slavery, free white labor potential’ını boğuyor. Lincoln’ın kendi babası da yaşıyor bunu. Free ve poor white man’in prospering için bir şansı olması isteniyor.

1854’ten sonra Abe expansion of slavery to the West territories’e karşı kampanyalar düzenliyor. Abolition’dan bahsetmiyor. Gerçi bilemezsin kafasında ne olduğunu. Birden açıklamamış da olabilir.
1830-60’ı 1960’ların özgürlükçü ruhuna benzetenler var.

Abe 1850’lerde abolition’dan bahsetmiyor.
Morally he says he is opposed to slavery. Ama bir şey yapamayız, anayasada yeri var diyor bir hukukçu olarak. Neticede şu da var,  açıktan tavır alsa politik kariyeri zarar görebilir.Yine Atatürk'Ün başlarda Cumhuriyet lafını dillendirmemesi gibi olabilir.


1858’de Steven Douglas’la karşı karşıya gelir. Douglas anti-slavery olan Lincoln’ın racial equality’e inandığını iddia ediyor. Buna karşılık “I am not in favor of negro citizenship. I don’t believe that black people should vote." açıklamasını yapıyor. Jüri olabileceklerine ya da memur olabileceklerine de inanmadığını söylüyor. Fakat o politik ortamda bunları söylemezse bitebileceği bir ortam var. We have to conceptualize these statements.

Despite reassuring the electorate, Lincoln wasn’t able to defeat Douglas But the debates made him famous. Medyatik oluyor yani. 1860’da başkanlığa aday. %39 oy alıyor. Republican. Tüm desteği North veriyor. Washington’a geldikten birkaç hafta sonra güney eyaletleri Union’dan ayrılmaya başlıyor. Jefferson Davis önderliğinde The Confederate states of America kuruluyor. Kuzey ise United States of America.


1861’de savaş başlıyor. İki taraf da teknolojik askeri gelişmelere yakın durmuyor. 1865’de karşılacakları kayıpları bilselerdi savaşmayabilirlerdi diyenler var.
Saviour of the Union Lincoln
“Hard war” uyguluyor ve sivillere karşı da sertler. “Savaş başlatmanın ne olduğunu onlara göstereceğiz” dermiş.

150. Yıl. Sounthern states’de buna war of aggression diyorlar ve Abe’e war criminal diyorlar. Güneyliler hala kızgın. TR’ye benziyor yaşananlar bir nebze.

South Caroline ayrıldığını açıklayınca oraya asker gönderdi ama bir yandan onlar da benim insanlarım diyordu. Miloseviç gibi diyor bir Güneyli torun. Anma törenleri. Dixie şarkıları. Zenciler de töreni izliyor. Bakışlar posterlik J Lincoln bize soykırım yaptı resmen diyor biri. Bu soykırım lafı da iyice ucuzladı artık. Her katliam, soykırım gibi sunuluyor. 


1850’lerde kızılderili rezervleri başlamış. Topraklar tatlı-sert satın alınıyor ve yerliden temizleniyor. Siulara para ödenmesi lazım ama ürün alamamalarına rağmen devlet olarak ödemiyorlar. Aç kalıyor Siular. Rezerv sistemine isyan ediyorlar. Birkaç beyaz yerleşimciyi öldürüyorlar. General John Pope gönerilir Minnesota’ya. Sert bir adam. Çoluk çocuk katlediyor. 300’ün üzerinde siu erkeği yargılıyor. Ölüm cezası çıkıyor. Lincoln’dan onay istiyor. 39 tanesinin asılmasına izin veriyor. Mahkemeler 15 dakika falan sürüyor, adalet tamamen lafta o dönemler.

Siu uprising sırasındaki tutumu pek konuşulmuyor. Bizim Dersim’le kıyaslanabilir mi.
60 tane yaşlı kızılderili de left to rot in the prison.
Üstüne tüm Siuları sürer ve toprak boşalır.
Siular deporte edildikleri yere mısır ekme mevsimini kaçırarak gelirler ve yine açlık başlar.


İlk yıl savaşların çoğunu union kaybeder. Fazla başarısı yok. Emancipation of the slaves ortaya çıkar. Ayrıca deportation or colonization of the slaves'i düşünmeye başlıyor diyorlar.
1840’larda African colony Liberia’ya zenci gönderilmesien başlanmış. 1860’larda Karayip adaları, Haiti, Orta Amerika düşünülüyor.

Konuşmalarıınn hepsinde emancipation ve deportation’ı birlikte kullanıyor. Güneyde 4 milyon kuzeyde 250.000 zenci var. Emancipation sonrası ne olacak diye düşünüyor? Yıllardır köle olan eğitimsiz k itleleri ne yapacağız? Aşağı gördiğinü söylüyorlar ama kendi yazılarını okumak lazım. He says black people should be encouraged to leave the country. Biracial population olmaya olumlu bakmıyor.

1864’de free black leaders’ı white house’a çağırdı. Bu toplantıda colonization tartışılır. Kaydedilir ve yayınlanır gazetelerde konuşmalar. Beş tane en üst düzey olmayan black leader. Karışık yaşayamayacaklarını söyler. Acaba bunları bilerek mi yapıyordu beyaz kamuoyunu kazanmak için?
Explicitly ırkçı bir adamdı diyor bazı tarihçiler.


State of the union mesajında dahi deportation geçiyor. Final solution to the negro problem olarak deportation’ı buldu diyorlar.

Kuzey, confederate states’e girdikçe plantation'lardaki zenciler kaçıyor. Enemy of my enemy is my friend ilkesiyle yardım ediyorlar kuzeylilere. Republicans baskı kuruyor ve her yerde köleliğin kaldırılmasını istiyor. Abolishment (1862). Kongre bu fikirde. 1863’te Emancipation Proclamation’ı imzalıyor. Colonization geçmiyor. It says that the union is an antislavery union. Eskiden sadece Union’ın birlikteliği önemliydi.

Great Emancipator olarak anılıyor Amerika'da bugün.
Soru şu: Savaş kötü gidince yapılan bir manevra mıydı yoksa baştan beri kafasında var mıydı?
Bazıları military measure diyor.
Secretary of Treasury chase’in ısrarıyla adaletin böyle sağlanacağı eklenmiş. Union army’ye siyahlar alınır. Başta Lincoln karşıymış. Black soldiers. Kuzeylilerin bakışı esas beraber savaşınca değişti diyorlar.


1865 Nisan confederate army surrendered. 650.000 ölüm.
Güney şehirleri harabe.
1860’lar 1960’lar
Jim Crow laws and lynching
Secular saint
Lincoln Memorial’da toplanıyor her sene Afro Americans

Yüzüncü yılda (1963) Luther kingkonuşmasında Declaration of emancipation’I promissory note olarak adlandırıyor ve bize bir çek verildi ama karşılıksız çıktıya getiriyor. “But we refuse to believe that the bank of justice is bankrupt”

Obama adaylığını Lincoln’ın hometown’da açıklamış. Springfield, IL. Obama çok alıntı yapmış Lincoln imajından. Lincoln the healer kısmını alıp işliyor.






















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...