30 Mayıs 2017 Salı

Britanyalı Romancılar Kendini Anlatıyor - E3


IN THEIR OWN WORDS: BRITISH NOVELISTS - E2
20.yy’da İngiliz Romancılığı belgesel serisinin ikinci bölümü

Nothing Sacred 1970-1990
Diğer bölümler de paylaşıldı.Son olan üçüncü bölüm diğerlerine göre zayıf kalmış.

Üç bölüm halinde çekilmiş bu BBC belgeselinde yirminci yüzyıl Britanya romancılığı tarihsel olarak 3 döneme ayrılmış ve her bölümde bu dönemlerden biri ele alınarak yazarların radyo ya da TV röportajlarında ifade ettikleri düşünceleri aktarılıyor. Çok başarılı bir kurgu. Yığınla bilgi. Yazarların TV görüntüleri. Özellikle İngiliz edebiyatı meraklıları için bulunmaz bir nimet. Benzerine rastlamadım.


NOTLAR
70s and 80s times of profound and often dislocating change
Political unrest typified the 70s right from the beginning
One of the most voval groups was the women’s movement









Fay Weldon
Angela Carter
Önceleri reklam işinde. Sonra fulltime writer. Portrays women who are constrained by biology and domesticity. A protest to Miss World opened her eyes to the politics of feminism.
She drew out the sexuality  latent in traditional folk tales. To create stories that subverted  the dominant male  view of sex  and power.

Cinsiyet ayrımını fantastik sahnelere kayarak işliyor. Show business’daki kadınlara sık sık değinmiş
.

Angela Carter
Wise Children kitabından “Its every woman’s tragedy said Nora as we contemplated our painted masterpieces, that after a certain age, she l looks like a female impersonator

She was a great weaver of brocade, beautiful linguistic brocade. Had a blasphemous and irrevent style which is also a characetristic of the 70s and 80s”

Angela Carter


Booker O'Connell Award
Fiction’ın oskarı
Given to a book written in English. Booker zengin bir iş adamı. 1970’lerden itibaren oskar törenleri gibi BBC’den yayınlanıyor. Romanın popülerlk kazanmasında etkili oluyor.


John Berger
John Berger
Literary novelist
1972 yılında radical art critic and novelist John Berger kazanıyor. TV’deki konuşması cabbar.
Berger: “The prize (500 sterlin) is given by Booker O’Connell, who are a firm, who have extensive trading interests  int eh Caribbean  for 130 years, The extreme poverty  is the direct consequence  of the exploitation of companies is like Bookers and others. And so I intend, as a revolutiıonar writer to share this prize with people in and rfom the Caribbean. People who are involved  in a struggle  to resist such exploitation and eventually to expropiate companeis like Bookers. I am actually going to give half the prize to the London-based Black Panther movement. “



Free Bobby Seale gösterileri
Radical public activism was nowhere to be found in the rising stars of the time:

IanMcEwan and Martin Amis
Their theme was the thrills and spills of adolescence.

Martin Amis
İlk romanı Rachel Papers
About a young man in London cramming hard to get into Oxford to read English literature. And learning fast about life in metropolis. Sex and scholarship seems to be the two drives in this book. But what did u find were the dangers of  writing about adoelscence?”

“İnsan ilk romanında benzer şeyler hisseder, ya iyi bir kitap yazmadıysam korkusu. Ergenliğin sıkıcılıkları gibi romanın sıkıcı olmasından da korktum. Hysterical winsome grotesque, a sort of pimply rant. So I found I had to detach myself. Although I was near adoelscence, wrote the book when I was 22. Ergen olmayanların da ilgisini çekecejk bir perspektif kazandırmalıydım.”
“My character (Charles Highway)  is scholarly about sex and sexual about scholarship. Seksin bir gizem olduğu dönemi geçmiş."

Humorous and chutzpah utterly unique. Cruel sense of humour. Cruelty against all forms of cliché.






Ian McEwan
The Book Programme 1979’da Ian McEwan’ı konuk etti TV’e. Çekim stüdyoda değil onun apartman dairesinde yapılıyor.

2 collections of short stories ardından ilk romanı çıktı. Cement Garden. Four children play bizarre, Freudian games      after the death of their parents.

“Hikayelerinizin kötü şeyler içerdiğini düşünen çok kişi var. Korkunç şeyler hayal ediliyor ve yapılıyor.
“Oturdum boş sayfaya bakıyorum diyelim. Bir şeyler kurgulayarak yazmamı sağlayacak olan nedir? Kesinlikle iyi, güzel, şeker diye sıfatlandırdığımız ve kendi içinde onaylamaktan ibaret olan şeyler değil. Kötü, zor, rahatsız edici şeyler be etkiyi yapıyor bende. Yazmaya başlamak için bu gerginliğe ihtiyaç duyuyorum. İlaveten, hkayelerimde ince ince iyimselik koymaya çalışıyorum ve eğer anlattığım dünya zaten çok şirin şeker bir yer olursa bu iyimserlik için bir sebep olmaz. So what I really worry about is gratuitous optimism, not gratuitous violence. “

“Adolescents are sort of extraordnary special case of people. They re close to childhood, and they re baffled by the initiations  into whats on the other side. They re perfect outsiders in a sense.”

Okuyucuyu irite eden bir tarzı var.
“When I’m writing I feel myself fere. Even when I’M  trying to put together  the most unfree situations, I do feel  colossal freedom myself. Theres nothing more exhilirating than writing. Your food tastes better. Your step has more spring. ”


70’lerin sonunda strike’lar yine artışta. The Winter of Discontent deniyor.
It gave the Tories the break they were looking for. 1979’da Thatcher kazandı.



Malcolm Bradbury


70’lerin sonunda strike’lar yine artışta. The Winter of Discontent deniyor.
It gave the Tories the break they were looking for. 1979’da Thatcher kazandı.

Malcolm Bradbury
Novelist, Professor of English
70s ve 80s de TV’de Literary Weatherman programı yapıyor düzenli olarak. Pointing out the warm fronts sweeping in from the feminist movement or the fresh southerlies, blowing up from the post-colonial world.
“Feminist yazarlar sadece yeni karakterler katmakla kalıyor yeni bir dil de katıyor.”




1981’de a hugely ambitious novel, stole the crown from English English, Salman Rushdie’s        Midnight Children. Bombay’da ortadirek bir müslüman ailenin çocuğu. İngiltere’de okula gönderilmiş. Saleem Sinai’nin fictional otobiyografisi bu kitap. 1947’de Hindistan’ın bağımsızlığıyla doğar,

Salman: “İngilizler terk etmeden 2.5 ay önce doğdum." Ailesi sen gelince kaçtılar diye şaka yaparmış. Bundan ilham almış ve çocukla ülkeyi ikizler gibi anlatmış.

“Bağımsızlıkla bir umut, iyimserlik rüzgarı esti. Kitapta 30 sene sonra bu umuda ihanet edilmesi konu alınıyor.  Bu yüzden kitapta iyimserlik hastalık olarak yer alıyor. Bulaşıcı bir hastalık gibi. Sürekli nüks ediyor iyileşse de. Gecenin Çocukları bence umudun metaforu. Onlar yok edildiğinde umut yok edilmiş oluyor. Bağımsızlığın kazanımları gibi. “

Competing perspectives olması güçlü yanı diyenler var. Competing political factions, tribal interests, Magic realism’in India’ya uyarlanmış hali.   



Salman: “India’da bir roman geleneği yok. Yeni. İngilizlerle tanıştık. Dolayısıyla İndia’da roman greft gibi. Oradan çıkmamış, başka bir yerden alınıp yerleştirilmiş. Ama hikaye anlatma geleneğimiz bize has.  Fables mesela çok köklü bi r gelenek. İngiltere’de ile gerçekçilik yeni. Hindistan’da ise hiç olmadı. There was a sort of belief that stories should clearly be lies and they should clearly be untrue. They didn’t have to conform to the descriptions of the literary world. “

Romanlarda film sahnesi gibi bir planlama Bollywood’un izi. Melodramatik ve corny olsalar da sort of compendium of human experience sunuyorlar. They have to have something of everything.
“The book is basically a tragedy. But it’s a tragedy written like a comedy. The book ends sadly. It’s a kind of elegy to childhood”
1981 Booker rekabeti sert. DM Thomas’ın White Hotel’iyle çarpışıyor.
A love leter to the India of his childhood




Hanif Kureishi
Created characters who are largely ibdifferent to their Pakistani legacy.
He was a London boy of mixed marriage, not one of the new immigrants.
HK: “70’lerde çok tartıştık. Kadınları nasıl yazmalıyız? İşçi sınıfını ve siyahları nasıl karakterler olarka yazmalıyız? Eğer böyle kurallara uymaya kalkarsanız kendi kendinizi engellemiş olrusunuz ve hiç bir şey yazamazsınız. İçinizden geldiği gibi yazıp sonunda insanca bir şeyler çıkmasını ummanız en iyisi”


Edebiyat dünyasına Londra merkezli İngiliz aksanlı İngilizcenin hakim olması ve Booker’ın da bu çevrenin yıllık toplantısı gibi görülmesi İskoç yazarları  kızdırıyordu.

Alasdair Gary
“Kendinizi bir Glasgow yazarı gibi mi yoksa İskoç yazarı gibi mi hissediyorsunuz? Ya da arada bir fark var mı?”
“Was Dickens a London writer or an English writer? That question sir was unworthy of u” :)
80’lerin ilk yarısında İskoçya’da ekonomi iyi değil. Ağır sanayi inişte. İşsizlik.





James Kelman
Glasgow
Scottish workign glass’ın sesi
Busconductor Hines
Kelman: “Okulda 11 yaşındayken oppression’ın ne olduğunu anladım. Okulda sürekli düzgün konuşamıyorsun, dinlenecek gibi değilsin derlerdi. Hele “Aye” gibi kelimeleri kullanırsan öğretmen azarlardı, hatta belt you. Down yerine doon dersen yine ceza alırdın. Doğal konuştuğunda cezalandırılıyordun.

“Dile takmış durumdayız. Karşımızdakinin sınıfını, zekasını, kültürünü her şeyini dili kullanışına göre ölçüyoruz. “

Kelman bu insanların dili böyle olduğu için böyle konuşuyorlar, cahil ya da aptal oldukları için değil savını savunuyor.Dile özel önem veriyor bu açıdan.Bir yerde haklı. 

Thatcherite Transformation in the early 80s
Novelists nefred ediyor Thatcher’dan. Yazılarda pantomime villain gibi.






Money - Martin Amis
Alışveriş çılgınlığını tiye alıyor.
A porn and junk food enthusiast, John Self
Convulsion of stupidity going on in the world. Mostly its to do with TV. Kendisi de cameo olarak görünüyor ve kitaptaki kahramanla bir sahnesi var. İlginç bir süs.
Exagerated selfishness of John Self in money reflects the era.
Amis: “Money is the first value  that gets to you, unless u’ve got culture to stave it off. “
“I’m fascinated in distorsions and distempers”
“Amis meşhur bir yazarın oğlu. Genç yaşta eleştirmen. Impeccably Oxbridge. High cultural. Throughout Amis’s writing there’s an instinctive disgust  at a kind  of hyper virile working classmale who s probably likely to beat up the young velvet-jacked poet. “

O dönem kaymak tabakada bir class anxiety var. Alt sınıfın karısını, işini, elinden alabileceği gerginliği.Her şey ne kadar benzer aslında dünyada. 

Margaret Drabble
The violence of Thatcherism unutuluyor, özellikle gençler tarafından. Mesela benim romanlarım daha gerçekçi bir resim sunarak şiddeti, çatışmaları verir. Her yer pisti onun zamanında. “Dirty realism”




Jeanette Winterson
Oranges are not the only fruit
Grew up in a working class town
The issue was whether the new wealth would be used for the public good.
“Para ile kültür birbirinin zıddı olmak zorunda değil. Para kazanıp iyi amaçlar için harcayabilirsin. Kültüre karkı yapabilirsin.

Winterson: “This city didn’t drop out of the sky on our heads, and we ve got to put up with it, its not an act of fate, the city, its something that  we choose and make. The more powerful our dreams are, the more beautifu the city will be”
Torilerin parayı kamu yararına harcamadığını düşünüyor kamuoyu.
The city as a possibility, formed the backdrop to the most provocative novel of the decade



Salman Rushdie
Satanic verses largely takes place in 80s London. The nvel lampooned Thatcher  in the guise of character called Mrs Torture
It also included the thinly veiled portrait of Ayetullah Humeini.
Satanic verses diye bir incident vardı. Which is a kind of apocryphal quasi-historical incident rfom the life of the prophet Muhammed. I came across it while I was studyin Islam.It seems that  Momentarily Muhammed brought down  verses from the mountain in whch  3 pagan deities  were recognized  at about the level of the archangels by God via Gibreel. And then at a later point,  said that the devil had appeared to him, in the guise of the archangeland that these were not genuinely Quranic verses. They were satanic verses, had to be removed from the Quran and were replaced by other verses which repudiated these goddesses”

Salman bu durumu rüya formunda gerçek olmayan yer ve kişilerle dikkatli bir şekil deanlattı.
Yani Şeytan ayet söylüyor gibi archangel gibi görünüyor. Muhammed önce fark etmiyor, sonra anlayınca o ayetleri çıkarıyor ezberinden
Protestolar
Britanyada bile kitabı yakarlar.
WH Smith kitabı satmayabileceğini söyler. Salman TV’ye çıkar.
Rüşdi çok kültürlülükten yana ama savunduğunu düşündüğü insanlar öldürmek istiyorlar.

Berlin duvarının yıkılmasıyla bitti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...